قَالَ فَبِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَق۪يمَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
A'râf Sûresi, 16. Ayet
Daralt
X
-
İblis dedi ki: Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.
Saptırmanın Allah'a Nisbet Edilmesi
Hasan-ı Basri şöyle dedi: Benim sapmama izin vermene karşılık mealindeki cümle, beni lanetlediğin için anlamına gelir . Ayette geçen "*iğvâ'" (إِغْوَاء) kelimesi lanet etmek anlamına gelir . Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: "Allah, 'O halde çık oradan, dedi; artık kovuldun!' dedi" . Yani lanet edilenlerden oldun buyurdu . Buna göre Beni saptırdın mealindeki "eğveytenî" (أَغْوَيْتَنِي) kelimesi, bana lanet ettin anlamına gelir . Ebû Bekir el-Keysanî şöyle dedi: Cenab-ı Hak, burada "iğvâ'yı yani saptırmayı kendine nispet etmektedir, çünkü onun sebebi kendisine dayanmaktadır, çünkü Adem'e secde etmeyi ve kendisi için ona boyun eğmeyi Allah emretmişti . Sebebin kendisine dayandığı bu gibi yerlerde fiili Allah'a nispet etmek caizdir . Mesela bir ayette şöyle buyurmaktadır: "İçlerinden '.Aman bana izin ver, başımı derde sokma!' diyenler de var" . Adam geride kalmak için ondan izin istedi ve yapamayacağım şeyi bana yükleme, başımı derde sokma, dedi . Ebû Bekir el-Keysanî şöyle devam etti: Başının derde girmesinin sebebi olduğu için bu fiil de ona nispet edilmiştir . İşte yukarıdaki ayet de böyledir . Mutezile'den bazıları şöyle dediler: "Bimâ eğveytenî" (بِمَا أَغْوَيْتَنِي) yani Benim sapmama izin vermene karşılık anlamındaki cümle, İblis'in sözüdür, ancak o Allah düşmanı yalan söylemiştir, onu Allah saptırmamıştır . Onlara denilir ki: İblis, Allah düşmanı ise ve Benim sapmama izin verdin mealindeki sözünde yalancı ise, o zaman siz Nuh aleyhisselamın da yalan söylediğini iddia ediyorsunuz demektir, çünkü Hz. Nuh (s.a.), "Eğer Allah sizi azgınlığınızın içinde bırakmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size fayda vermez" demiş, sapkınlığı ve azgınlığı Allah'a nispet etmişti . Bu da göstermektedir ki "iğvâ'yı, yani saptırmayı Allah'a nispet etmekle İblis yalan söylememektedir. Fakat bize göre çeşitli yerlerde belirttiğimiz üzere, Cenab-ı Hak sapıklık ve azgınlık fiilini yarattığı için bu ayette "iğvâ"yı, yani saptırmayı kendine nispet etmektedir . Yoksa onların dediği gibi, onun sebebi kendisine dayandığı için onu kendine nispet etmiş değildir, çünkü saptırmak sebebiyle saptırma fiilinin Allah'a nispet edilmesi caiz olsaydı, onun resullere ve nebilere nispet edilmesi de caiz olurdu . Çünkü onlar, kavimlerini Allah'ın birliğini kabule davet etmişler ve O'na inanmayı emretmişlerdi, ancak sonra onlar bu hususta peygamberleri yalanlandılar, dolayısıyla sapmalarına o peygamberler sebep olmuşlardır . Böyle bir şeyin doğru olması uzak bir ihtimaldir . Aynı şekilde saptırmak, şayet lanet etmek anlamına gelseydi, her lanet eden kişi, lanet ettiği kişiyi saptırmış olurdu . Bazıları "eğveytenî" (أَغْوَيْتَنِي) yani Benim sapmama izin verdin mealindeki cümleye, beni terk ettin anlamını verdiler . Bunun açıklaması da söylediğimiz gibi sapıklık ve dalalet fiillerini Allah'ın yaratmış olmasıdır . Aynı şekilde Allah, sapıklığı ve dalaleti tercih edeceğini bildiği için kafire yardımda bulunmayı terk etmiştir .
Bundan böyle, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Burada gerçek anlamda yolda oturmak kastedilmemekte, fakat yola girmelerine engel olması yahut Doğru yolu karıştırması ve gizlemesi kastedilmektedir . Çünkü yolda oturan biri, insanların o yoldan gitmelerini engeller .
Yorumu Yorumla
-
Kâle (قَالَ)
Kelimenin etimolojik kökü k-v-l (kaf-vav-lam) harflerine dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının söz söylemek, konuşmak ve harfleri bir araya getirerek sesli bir şekilde ifade etmek olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kelimesinin sadece dudaklardan dökülen kelimeleri değil, kişinin inancını, zihniyetini ve iddialarını dışa vurmasını da kapsadığını ifade eder. Ayetin bağlamında bu "söyleyiş", İblis'in ilahi otoriteye karşı giriştiği isyanın, kibrin ve aldığı cezanın ardından, intikam niyetini ilan ettiği küstahça bir meydan okuma deklarasyonudur.
Toshihiko Izutsu, Kuran'ın iletişimsel anlambiliminde bu eylemin, İblis'in pasif bir cezalandırılan olmaktan çıkıp, ontolojik kötülüğün aktif bir aktörü, bir karşı-kutup olarak kendi felsefesini Tanrı'nın huzurunda cesaretle savunduğu teolojik diyalog sahnesini inşa ettiğini tahlil eder.
Ağveytenî (أَغْوَيْتَنِي)
Kelimenin etimolojik kökü ğ-v-y (ğayn-vav-ye) harflerinden oluşur.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının hüsrana uğramak, maksadına ulaşamamak, yoldan çıkmak ve şaşkınlık içinde bocalamak olduğunu belirtir. Doğru yolda yürümenin (rüşd ve hüdâ) tam zıddıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "ğayy" kavramının cehaletten doğan köklü bir sapkınlık olduğunu ifade eder. İblis'in bu kelimeyi "Beni saptırmana/azdırdığına karşılık" şeklinde bizzat Allah'a yöneltmesi (if'al babında, ettirgen formda kullanması), kendi kibrini ve hür iradesiyle işlediği suçu rasyonalize etme, sorumluluğu ilahi iradeye atfetme çabasının etimolojik göstergesidir.
Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kuran'ın ahlaki sisteminin negatif ucuna yerleştirir. "Ğayy", insanın veya şeytanın varoluşsal rotasını kaybederek ontolojik karanlığa saplanmasıdır. İblis, kendi tekebbürünün (kibrinin) bir sonucu olan bu azgınlığı Tanrı'nın bir eylemiymiş gibi sunarak, ahlaki sistemdeki en derin felsefi çarpıtmayı yapar.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, İblis'in cümlesindeki bu nedensellik bağını (bima ağveyteni) Câhiliye dönemi aklının kaderci (cebri) argümanlarıyla kıyaslayarak analiz eder. Kişinin kendi günahının, zulmünün ve itaatsizliğinin faturasını "Kaderim böyleydi, Allah beni saptırdı" diyerek ilahi kudrete kesmesi, Kuran'ın reddettiği temel bir felsefi sapmadır ve bu ayette bu hastalıklı argümanın bizzat şeytani kökenine dikkat çekilir.
Le'ak'udenne (لَأَقْعُدَنَّ)
Kelimenin kökü k-a-d (kaf-ayn-dal) harflerine dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının ayağa kalkmanın (kıyam) zıddı olan oturmak, yerleşmek, beklemek ve bir eylemden geri kalmak olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "kuûd" eyleminin ayetin bağlamında sadece fiziksel bir oturma değil; avını bekleyen bir avcının siper alması, gözetlemesi ve ısrarlı bir şekilde pusu kurması (mersad/râsıd) anlamına geldiğini tahlil eder.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi yapısındaki psikolojik şiddeti ve yoğunluğu tahlil eder. Fiilin başındaki tekit (pekiştirme) işlevi gören "lam" harfi ile sonundaki ağır şeddeli "nun" harfi, İblis'in bu pusu kurma eylemindeki kararlılığını, yeminini, dinmek bilmeyen öfkesini ve insanoğluna karşı beslediği saplantılı kini muazzam bir edebi vurguyla muhataba yansıtır. İblis, basit bir şekilde orada bulunmayacak, bilakis tüm varlığıyla bu göreve kilitlenecektir.
Toshihiko Izutsu, eylemin felsefi boyutunu incelerken, şeytani müdahalenin Kuran'daki doğasına işaret eder. Pusu kurmak (kuûd), kötülüğün insana zorla değil, onun en güvenli ve doğru olduğunu düşündüğü güzergahta sinsice, aldatıcı argümanlarla ve yavaş yavaş yaklaşması stratejisinin ontolojik sembolüdür.
Sırâtake (صِرَاطَكَ)
Kelimenin etimolojik kökü s-r-t (sad-ra-tı) veya s-r-t (sin-ra-tı) harfleridir.
İbn Fâris, kökün asıl anlamının yutmak (istirat) olduğunu, anayolların ve geniş caddelerin, üzerinde yürüyen insan kalabalıklarını adeta içine alıp yutmasından (kaybetmesinden) dolayı bu şekilde isimlendirildiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "sırât" kelimesinin üzerinde gidilen, sapmaları olmayan, geniş ve apaçık anayol olduğunu açıklar. Ayette bu yolun bizzat Allah'a (senin yolun) nispet edilmesi, bu güzergahın ilahi rehberliğin, tevhidin ve fıtratın ta kendisi olduğunu gösterir.
El-Cevâlîkî, bu kelimenin saf ve katıksız bir Arapça kökten gelmediğini, yabancı kökenli olup Arapçalaşmış (mu'arreb) kelimeler sınıfına girdiğini kesin bir dille ifade eder. Ona göre bu terim dışarıdan ithal edilmiştir.
Arthur Jeffery, El-Cevâlîkî'nin tespitini tarihsel ve modern dilbilim verileriyle temellendirir. Kelimenin kökeninin Latince veya Yunanca "strata" (döşenmiş geniş yol / caddeler) kelimesine dayandığını, bu kelimenin Aramice ve Süryaniceye "srātā" şeklinde geçtiğini ve oradan da İslam öncesi Arapçaya dini ve metaforik bir kavram olarak yerleştiğini kanıtlar. Kuran, Ortadoğu'nun bu ortak yol metaforunu alıp ontolojik bir tevhid güzergahına dönüştürmüştür.
Toshihiko Izutsu, Kuran'ın ahlaki-mekansal anlambiliminde "sırât" kavramını, insanın yaratıcısına doğru sürdürdüğü varoluşsal yürüyüşün tek doğru ekseni olarak analiz eder. İblis'in, sapa yollarda değil de tam olarak bu ilahi yolun (sırât) üzerinde pusu kuracağını ilan etmesi, kötülüğün ve saptırmanın (vesvesenin) insanın en dindar, en inançlı ve ahlaki olarak en uyanık olduğunu sandığı anlarda, doğrudan dinin ve inancın içinden saldıracağı gerçeğinin Kuranik beyanıdır.
El-Müstekîm (الْمُسْتَقِيمَ)
Kelimenin etimolojik kökü k-v-m (kaf-vav-mim) harflerine dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının bir şeyin ayağa kalkması, dik durması, düzensizliğin veya eğriliğin giderilerek pürüzsüz ve dengeli hale gelmesi olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "istikamet" kavramının her türlü sapmadan, eğrilikten (ivec) ve aşırılıktan uzak, doğrudan hedefe ulaştıran ölçülü ve dengeli bir hal olduğunu ifade eder. Sırât kelimesinin bir sıfatı olarak "müstekîm", Kuran bağlamında ahlaki ve teolojik çelişkiler barındırmayan ilahi hidayet çizgisini sembolize eder.
Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kuran ahlak sisteminin merkezine oturtarak "dalâlet" (sapıklık) ve "ğayy" (azgınlık) kavramlarının tam zıddı olarak değerlendirir. İstikamet, insanın fıtratındaki ahengi ilahi iradeyle uyumlu hale getirmesi, bir tür ontolojik hizalanmadır. İblis'in hedefi, sadece yoldan çıkarmak değil, bilhassa bu dik ve kusursuz ahlaki hizalanmayı (istikameti) bozarak, insanı felsefi şüphelere, şirke ve nankörlüğe sürüklemektir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla