قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ اَنْ تَتَكَبَّرَ ف۪يهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ الصَّاغِر۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
A'râf Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
Allah, 'Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Artık sen aşağılıklardansın!' buyurdu.
İblis'in Kovulması
Allah, 'Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir' buyurdu. Bu ayetin işaret ettiği anlam konusunda farklı görüşler vardır: Bazıları şöyle dedi: İn oradan ibaresi ile, gökten in anlamı kastedilmektedir, çünkü Allah lanet eylesin İblis gökte idi, Cenab-ı Hak gökyüzünü boyun eğenlerin ve mütevazilerin mekanı ve kaynağı yaptığı için İblis'e oradan inmesini emretmiştir. Onun gökten inip hem boyun eğenlerin ve hem de büyüklük taslayanların hepsine mekan kıldığı yeryüzüne gitmesini emretmiştir, çünkü yeryüzü her iki grubun da mekanı ve kaynağıdır. Bazıları da şöyle dedi: Onlara inme emri, kara parçasından çıkıp denizlerdeki adalara gitmesi için verilmiştir, çünkü yeryüzü orada yaşayanların durduğu mekandır, denizlerdeki adalar ise sürekli korku halinde olmayı göze alarak kimsenin duracağı bir yer değildir. Görmez misin ki Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Yeryüzüne onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik". Denizler ise sakinlerini sallar durur. Oradan inme emrinin, bulunduğundan başka bir şekle girmesi anlamına gelmesi de mümkündür, böylece ebediyen tanınmaz ve Allah'ın emrini terk edip yasaklarını işlediği için cezası da görülmez. Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir, yani o surette veya o yerde büyüklenemezsin, o kadar ki devamlı korku içinde yaşar, asla istikrar bulamazsın. Belirttiğimiz hususların gökyüzünde olması da muhtemeldir.
Çık! Artık sen aşağılıklardansın! Birinin lanetlenmesi, küçülmesi ve aşağılıklardan olması anlamına gelir. Onun gözlerden gaib olması ve hiçbir gözün kendisini görememesi itibariyle veya Allah'ın rahmetinden kovulduğu için küçüklerden ve aşağılıklardan olduğu anlamına gelmesi de mümkündür.
Yorumu Yorumla
-
Fehbit (فَاهْبِطْ)
Kelimenin etimolojik kökü h-b-t (ha-be-tı) harflerine dayanır. Başındaki "fe" harfi, bir önceki eylemin (kibrin) doğrudan bir sonucu olarak bu emrin verildiğini gösteren bir bağlaçtır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının yüksek ve üstün bir konumdan daha aşağı bir seviyeye inmek, düşmek veya indirilmek olduğunu belirtir. Bu iniş fiziksel bir yer değiştirmeyi ifade edebileceği gibi, mecazi olarak statü kaybını da kapsar.
Râgıb el-İsfahânî, "hübût" kavramının Kuran bağlamında genellikle bir makamdan, rütbeden ve şereften düşüşü ifade etmek için kullanıldığını açıklar. İblis'e yöneltilen bu inme emri, salt mekansal bir cennetten (veya melekût aleminden) çıkış değil; onun ilahi huzurdaki manevi konumundan, saygınlığından ve melekler arasındaki yüce statüsünden ontolojik bir düşüşü ve azledilişi sembolize eder.
Toshihiko Izutsu, bu fiili ahlaki anlambilim çerçevesinde tahlil eder. "İn" emri, İblis'in yaratıcısına karşı giriştiği varoluşsal isyanın anında gerçekleşen ilahi cezasıdır. Yaratılış hiyerarşisinde kendi kibriyle (ateşin üstünlüğü iddiasıyla) yukarı çıkmaya çalışan varlık, ilahi adalet mekanizması tarafından mutlak bir aşağılanışla (hübût) en alt ontolojik mertebeye itilir.
Tetekebbere (تَتَكَبَّرَ)
Kelimenin etimolojik kökü k-b-r (kef-be-ra) harflerinden oluşur.
İbn Fâris, bu kökün asıl anlamının her türlü nesnede ve kavramda hacim, yaş, statü veya değer bakımından büyüklük, yücelik ve azamet olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "tekebbür" kelimesinin kişinin kendisinde aslen bulunmayan bir büyüklüğü, yüceliği ve erdemi iddia etmesi, kendini olduğundan daha üstün bir konumda görerek başkalarını küçümsemesi olduğunu belirtir. Kuran terminolojisinde gerçek ve mutlak büyüklük (Kibriyâ) yalnızca Allah'a ait olduğu için, yaratılmış bir varlığın tekebbür etmesi, ilahi sıfatlara ortak olmaya kalkışmak anlamına gelen köklü bir haddi aşmadır.
Toshihiko Izutsu, Kuran'ın ahlaki sisteminde bu kelimeyi tüm teolojik sapmaların (şirk ve küfr) psikolojik ve felsefi kökeni olarak analiz eder. İblis'in secde etmemesinin ardındaki asıl motivasyon olan kibir (istikbâr/tekebbür), yaratıcının mutlak iradesini ve otoritesini tanımama, kendi varlık bilincini ilahi emrin üzerine konumlandırma eylemidir. Bu kelime, Kuran ahlakında insanın veya şeytanın Tanrı'ya karşı giriştiği en büyük başkaldırının (küfr) etimolojik ve kavramsal çekirdeğidir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap kültüründeki tarihsel arka planına dikkat çeker. "Kibir" kavramı, Câhiliye dönemi Arap toplumunda kabilevi gururun, soya ve güce dayalı üstünlük taslamanın temel bir ifadesidir. Kuran, İblis'in ateşten yaratılmış olmasını öne sürerek soy/madde üstünlüğü iddia etmesini tam da bu Câhiliye dönemi kibrinin teolojik boyuttaki evrensel ve ilk arketipi (ilk örneği) olarak sunar ve şiddetle mahkum eder.
Fahruc (فَاخْرُجْ)
Kelimenin kökü h-r-c (hı-ra-cim) harflerine dayanır. Başındaki "fe" harfi yine sebep-sonuç ilişkisi kurar.
İbn Fâris, bu kökün asıl anlamının bir mekandan, durumdan veya bir şeyin içinden dışarıya çıkmak, ayrılmak olduğunu belirtir. İçeri girmenin (duhûl) tam zıddıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "hurûc" eyleminin İblis bağlamında sıradan bir yer değiştirme değil, ilahi rahmetin, lütfun ve yakınlığın bulunduğu manevi alandan mutlak ve geri dönüşsüz bir şekilde ihraç edilme, kovulma (tard) olduğunu ifade eder.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin kullanımını edebi ve psikolojik bir perspektifle değerlendirir. Peş peşe gelen "in" (ehbit) ve "çık" (uhruc) emirlerinin barındırdığı ani, kesin ve şiddetli vurgu, ilahi gazabın sarsıcılığını yansıtır. İblis'in başlattığı felsefi diyalog ve kıyas girişimi, ilahi otoritenin bu iki kısa, net ve kahredici emir kipiyle bıçak gibi kesilmiş, tartışmaya mahal bırakmayan bir cezalandırma sahnesine dönüştürülmüştür.
Es-Sâğirîn (الصَّاغِرِينَ)
Tekili "sâğir" olan bu kelimenin etimolojik kökü s-ğ-r (sad-ğayn-ra) harfleridir.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının hacimsel, fiziksel küçüklüğün ötesinde; değer, haysiyet ve makam bakımından değersizlik, zillet, itibar kaybı ve hor görülme olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "sağâr" kavramının kişinin kendi eliyle veya dışsal bir güçle onurunun kırılması, zelil bir duruma düşmesi ve boyun eğmek zorunda bırakılması olduğunu ifade eder. Ayetin bağlamında bu kelime, İblis'in kendi kendisine atfettiği büyüklüğün (tekebbür) tam zıddı olan mutlak zillet ve aşağılanmışlık halini tanımlar.
Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kuran'ın ahlaki diyalektiği içinde "tekebbür" kavramının karşı kutbuna yerleştirir. İblis ontolojik olarak büyüklük (kibriyâ) iddia etmiş, ancak ilahi adalet mekanizması onu tam tersi bir varoluşsal konuma, en derin zillet ve küçüklük (sağâr) çukuruna fırlatmıştır. Bu zıtlık (tekebbür edenlerin sâğirîn olması), Kuran ahlak sisteminde ilahi iradeye karşı büyüklenenlerin nihayetinde mutlak bir hiçliğe ve değersizliğe mahkum edileceklerini gösteren değişmez bir teolojik yasadır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla