بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۘ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
A'lâ Sûresi, 16. Ayet
Daralt
X
-
16. "Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz."
17. "Oysa âhiret daha hayırlı ve süreklidir."
Dünyayı Tercih Edenler
Yani siz dünya hayatını âhiret hayatına tercih ediyorsunuz. Âyette söz konusu hitap münafıklara ve kâfirleredir, Hz. Peygamberin (a.s.) ashabına yönelik değildir. Diğer taraftan onlar bu tercih konusunda da farklı farklı idiler. Onlardan kimileri dünyaya ilişkin tefekkürü yeğleyip âhireti düşünmeye yer vermediler ve sonunda âhireti inkâr ettiler. Kimi inkâr etmemekle birlikte çabalarının büyük çoğunluğu dünya işlerine yönelik oldu. Kimi de dünyanın bazı hallerini âhirete tercih etmekteydi. Oysa âhiret daha hayırlı ve süreklidir. Yani âhiret hayatını tercih etmek, dünya hayatını tercih etmekten hem daha hayırlı hem de daha kalıcıdır.
Yorumu Yorumla
-
Tu'sirûne (تُؤْثِرُونَ)
Kelimenin kökü e-s-r harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, e-s-r kökünün temel anlamının bir iz bırakmak, bir şeyi öne geçirmek, seçmek ve tercih etmek olduğunu belirtir; if'âl babındaki "îsâr" eyleminin bir şeyi diğerine üstün tutmayı ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, îsâr kavramını bir şeyi kendi nefsine veya başka bir şeye tercih etmek olarak tanımlar; ayetin bağlamında bu fiilin, insanoğlunun geçici olanı kalıcı olana bilerek ve isteyerek öncelemesini, ahiret gerçeği karşısında dünyanın cazibesine teslim olmasını nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'ani değerler sisteminde bu tercih fiilinin (îsâr) sıradan bir seçimden ziyade, insanın en temel ahlaki ve ontolojik yanılgısını temsil ettiğini inceler; insanın gözle görülen ve peşin olan maddi gerçekliğe olan zaafını, metafiziksel olan karşısında duyusal olanı üstün tutma eğilimini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu eylemin muhatabın psikolojik durumuna yönelik keskin bir eleştiri barındırdığına dikkat çeker; insanların içsel arınmayı ve ilahi zikri terk ederek neden hüsrana sürüklendiklerinin temel gerekçesi olarak, dünyevi hazları ve çıkarları ahiret inancına tercih etmelerini gösterdiğini kaydeder.
Hayât (الْحَيَاةَ)
Kelimenin kökü h-y-y harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, h-y-y kökünün temel anlamının ölümün ve hareketsizliğin zıddı olan canlılık, büyüme ve varoluş durumu olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hayat kavramını salt biyolojik işlevlerin devam ettiği bitkisel/hayvansal yaşam ile aklın ve inancın devrede olduğu hakiki yaşantı olarak sınıflandırır; bu ayette dunyâ sıfatıyla nitelenen hayatın, insanın sadece fiziksel varlığını sürdürdüğü, geçici hevesler ve maddi doyumlarla sınırlı olan alt düzey yaşamsal faaliyetleri kapsadığını açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin tarihi ve dilbilimsel kökenlerini inceleyerek, hayat anlamına gelen h-y-y kökünün tüm Sami dillerinde son derece köklü olduğunu, özellikle Süryanice ve Aramicede hem fiziksel yaşamı hem de dini metinlerdeki ebedi yaşamı nitelemek için yaygın olarak kullanıldığını not eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramı varoluşsal bir çerçevede ele alarak, ayetteki dünya hayatı vurgusunun insanın sadece bu biyolojik ve sosyal varoluş boyutuna hapsolmasını eleştirdiğini; ilahi mesajın, hayatı bu dar çerçeveden çıkarıp mutlak ve kalıcı olan boyuta taşımayı hedeflediğini ifade eder.
Dunyâ (الدُّنْيَا)
Kelimenin kökü d-n-v harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, d-n-v kökünün temel anlamının yakınlık, bitişiklik ve alçaklık olduğunu belirtir; dunyâ kelimesinin de en yakın olan veya en aşağıda bulunan anlamına gelen ism-i tafdil (müennes) formu olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, dunyâ kelimesinin bu hayata isim olmasının iki temel nedeni olduğunu belirtir: Birincisi, ahirete kıyasla insanlara zaman ve mekan olarak daha "yakın" ve peşin olması; ikincisi ise değer ve kalıcılık bakımından ahiretten daha "aşağı" ve değersiz olmasıdır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında dunyâ kavramının asla tek başına anlaşılamayacağını, onun her zaman ahiret kavramıyla mutlak bir zıtlık içinde var olduğunu inceler; dunyânın, insanın gözünü boyayan, onu oyalayan ve nihai gerçekten uzaklaştıran aldatıcı bir cazibe merkezi olarak kurgulandığını vurgular. Angelika Neuwirth, bu kelimenin surenin ritmik yapısındaki rolünü analiz eder; A'lâ suresinin ilk ayetlerindeki "A'lâ" (en yüce) ve "Yusrâ" (en kolay/ideal) gibi olumlu kavramların taşıdığı maksur elif kafiyesinin, burada "Dunyâ" (en aşağı) kelimesiyle keskin bir teolojik ironiye dönüştüğünü; insanın en yüce olana yönelmek yerine en aşağı olanı tercih edişinin fonetik olarak da sarsıcı bir şekilde muhataba hissettirildiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin psikolojik bağlamını inceleyerek, insan doğasının tabiatı gereği peşin olana, hemen elde edilene (dunyâ) meyletme zayıflığını barındırdığını; ayetin de insanın bu fıtri zafiyetine ve yakın olanın cazibesine aldanarak kendi ebedi kurtuluşunu nasıl feda ettiğine dair güçlü bir tespit sunduğunu kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla