ثُمَّ لَا يَمُوتُ ف۪يهَا وَلَا يَحْيٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
A'lâ Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
"Sonra orada ne ölür ne de yaşar!"
Yani ölümün etkileri onun üzerinde sona ermez. Maksat ölümün acıları ve elemleridir. Aksine devamlı olarak onlar kalır ve devam eder. Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurur: “Ona her taraftan ölüm gelecek, ama ölmeyecektir; ardından da oldukça ağır bir azap vardır”. Yani hakkından gelinmez ki ölümün acı ve ıstırabından kurtulasın. Ne de yaşar. Hayat, kişinin dünyada iken yararlandığı canlılık halidir, ölümün elemlerinin ve verdiği ağrıların kalkmış ve rahata ermiş olduğu durumdur. Yani ondan ölümün etkileri, acı ve elemleri kalkmaz yahut orada ölmez ki istirahat etsin ya da tadını alacağı bir hayat yaşasın.
Yorumu Yorumla
-
Yemûtu (يَمُوتُ)
Kelimenin kökü m-v-t harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, m-v-t kökünün temel anlamının canlılığın yitirilmesi, sükûnet, hareketin kesilmesi ve gücün kaybolması olduğunu belirtir; hayatın mutlak zıddı olarak her türlü biyolojik ve fiziksel faaliyetin sona ermesini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, mevt kavramını ruhun bedenden ayrılması ve canlılık fonksiyonlarının durması olarak açıklar; ayetin bağlamında bu fiilin olumsuzlanmasının (lâ yemûtu), ateşin içindeki bedbaht kimsenin azaptan kurtulmak için umut edeceği nihai son ve bir nevi rahatlama olan gerçek ölümden mahrum bırakılmasını temsil ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'ani eskatoloji (ahiret tasavvuru) içerisinde ölüm kavramını analiz eder; bu ayette yaşam ile ölüm zıtlığının kullanılarak cehennemdeki varoluşsal krizin betimlendiğini, kişinin biyolojik olarak yok olma lütfundan mahrum edilerek ebedi bir azap döngüsüne hapsedildiğini inceler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki ölememe durumunun sadece fiziksel bir gerçeklik değil, dramatik bir çaresizlik tasviri olduğuna dikkat çeker; en büyük ateşe (nâru'l-kubrâ) giren kişinin azabın şiddetinden dolayı ölümü bir kurtuluş fermanı gibi arzulayacağını, ancak ona yok olma ve hiçliğe karışma izninin verilmeyeceğini kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemi fıtrata yabancılaşmanın ontolojik bir sonucu olarak değerlendirir; dünyada ilahi mesaja sırt çevirip kendi fıtratını karartan kişinin, ahirette ne tam olarak var olabildiği ne de tam olarak yok olabildiği arafta bir azap durumuna, fıtrata aykırı bir "ölememe" statüsüne mahkum edildiğini belirtir.
Yahyâ (يَحْيَىٰ)
Kelimenin kökü h-y-y harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, h-y-y kökünün temel anlamının canlılık, büyüme, hareket ve ölümün mutlak zıddı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hayat kavramını salt nefes almak ve biyolojik olarak var olmak ile aklı, ruhu ve inancıyla gerçek anlamda yaşamak olarak farklı kategorilere ayırır; ayetteki yaşamama (lâ yahyâ) durumunun, kişinin tamamen hareketsiz veya nefessiz kalması değil, içinde hiçbir huzur, fayda, ferahlık ve değer barındırmayan, dolayısıyla "yaşamak" ismine layık olmayan bir azap durumunda bulunması anlamına geldiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik bağlamını inceleyerek, hayat ve yaşamakla ilgili bu kökün Sami dillerinde son derece yaygın olduğunu, Süryanice ve Aramicede "hayy" formunda aynı canlılık anlamıyla kullanıldığını not eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında gerçek ve kalıcı hayatın sadece ilahi rızaya ulaşmış inananlar için ahiretteki varoluş durumu olarak tanımlandığına dikkat çeker; cehennemdeki bu bedbaht kişinin durumu tasvir edilirken "yaşamaz" denilmesinin, onun tecrübe ettiği şeyin Kur'ani manada bir hayat olmamasından ve mutlak bir varoluşsal kalitesizlikten kaynaklandığını vurgular. Angelika Neuwirth, bu fiilin "yemûtu" ile birlikte edebi ve retorik kullanımını analiz eder; yaşamak ve ölmek fiillerinin aynı cümlede olumsuzlanarak kullanılmasının, Mekke dönemi surelerine özgü sarsıcı eskatolojik tehdit üslubunun bir parçası olduğunu, bu zıtlıklar üzerinden insan zihninin kavrayamayacağı derecede dehşet verici, arafta kalmış bir işkence halinin betimlendiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu ifadenin psikolojik boyutuna temas ederek, azap gören kişinin içinde bulunduğu durumun "yaşamak" sayılamayacağını, zira hayatın doğasında asgari bir umut ve rahatlama beklentisi varken, bu azap boyutunda kişinin en ufak bir yaşama sevincinden ve sükunetten mutlak surette mahrum bırakıldığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla