Mukâtil bin Süleymân’ın Tefsîr-i Kebîr’i, yani Kur’ân’ın baştan sona yapılmış ve günümüze tamamı ulaşmış ilk tefsiri Türkçe’ye tam metin olarak ilk defa 2017‘de tercüme edildi.

Hakkında yazılan makaleler ve tefsirin Türkçe çevirisinin girişinde çevirmenin verdiği bilgilere göre, günümüze ulaşan ilk tefsir olan Mukatil bin Süleyman’ın tefsirinde iki olumsuzluk bulunduğu konusunda herkes hemfikir:
  1. İsrailiyyat
  2. Senetsiz rivayetler.
Mukatil’den önceki tefsirler;

1) Kuran’ın baştan sona tefsiri değil, kısmî tefsirleridir.
2) Tefsirler rivayet merkezliydi. Hakkında rivayet varsa ayet bu rivayet yoluyla tefsir edilmiş olur, ayrıca yorum eklenmezdi.

Mukatil ile birlikte tefsirde aklî yön devreye girmiş, dirayet tefsiri denilen yöntemin ilk örneği ortaya konulmuştur. Bu nedenle yaşadığı dönemde yeni icat çıkarmış olduğu için kimilerince eleştirilmiş, küçümsemiş, kimilerince de takdir edilmiştir.

“İlk tefsir” derken hangi tarihlerden söz ediyoruz?

Mukatil, peygamberimizin vefatından yaklaşık 80 yıl sonra doğdu. Tefsirini 30’lu yaşlarda yazdığı tahmin ediliyor. Bu da yaklaşık 740 civarına denk geliyor.

Emevilerin yıkılışı: 750.
Mukatil’in vefatı: 767.

İşaret Yayınları’ndan çıkan 4 ciltlik tefsirin ilk cildini okuduktan sonra edindiğim kanaat şöyle:
  • İsrailiyyat bazı bölümlerde açıkça göze çarpıyor.
  • Rivayetlere sıkça başvuruda bulunuluyor. Çünkü tefsirinin temeli sebeb-i nüzûla dayanıyor. Ayetlerin nüzûl sebebi hakkında bilgiler veriliyor.
  • Kuran’ın Kuran’la tefsiri yöntemi sıkça kullanılıyor. Yani bir ayeti tefsir ederken aynı konuyla ilgili başka ayetlere atıfta bulunuluyor.
  • Eserin özgün/otantik durumundan mı, yoksa çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama anlatım dili zaman zaman çok kötüleşebiliyor.
İsrailiyyat konusunda dikkat edilir ve rivayetlere vahiy gözüyle bakılmadan o zamanlara dair yanlışlanabilir bilgiler gözüyle bakılırsa Mukatil bin Süleyman’ın tefsirinden istifade edilebilir.

Mustafa Öztürk gibi kimi tefsirciler Kuran’ın Kuran’la Tefsiri yöntemini yeni türedi bir moda olarak takdim etseler ve bunu eğlence malzemesi yapsalar da tarihten günümüze bütün halinde ulaşan ilk tefsir olan Tefsîr-i Kebîr’de bu yöntemin kullanıldığını görüyoruz.


  • Kur'ân-ı Kerîm'de geçen her el-ecdâs kelimesi, kabirler demektir.
  • Kur'ân-ı Kerîm'de geçen her alâullâh ifadesi, Allah'ın nimetleri demektir. (Onun elif harfi ile başlayan otuz iki tane külliyyât saydığını gördüm).
  • Kur'ân-ı Kerîm'de geçen her Rabb'lerinin hamdi ile ibaresi, Rabb'lerinin emri ile anlamındadır. (Be harfinden on tane külliyyât saymıştır).
  • Kur'ân-ı Kerîm'deki bütün tallâhi lafızları, vallâhi demektir. (Tefsirinde, te harfi ile başlayan bu türden beş tane külliyyât vardır).
  • Kur'ân-ı Kerîm'deki her el-cahîm kelimesi, pek büyük ateş demektir. (Tefsirinde, cim harfi ile başlayan beş tane külliyyât geçmektedir).
  • Kur'ân-ı Kerîm'deki her hasien lafzı, küçülmüş olarak demektir. (Tefsirinde, ha harfi ile başlayan yedi külliyyât bulunmaktadır).
  • Kur'ân-ı Kerîm'deki dâru'l-bevâr, kavmen bûrâ ve ticâreten len tebûr [sonu gelmez/tükenmez bir ticaret] terkiblerindeki her bûr (kökünden gelen ikinci) lafzı, helâk olmak, yok olmak anlamındadır. (Tefsirinde, dal harfi ile başlayan külliyyât altı tanedir).

Buna benzer Mukâtil'in tesbit ettiği ve Kur’ân-ı Kerim’in tamamında 248'e ulaşan daha başka külliyât da vardır.(33)

Mukâtil'in bu şekilde Kur’ân'ın külliyâtına dair kapsayıcı açıklamalarda bulunması, onunTefsiri'ne bu yönüyle bir özellik kazandırmıştır. Bu da Kur’ân'm Kur’ân ile tefsir edilmesi demektir. O bir âyeti tefsir ederken, hem onunla ilgili olan hususları, hem de anlamını tamamlayan hususları kaydetmektedir.

Gerçekten Mukâtil Kur’ân'ı Kur’ân ile -bu ilkenin en geniş anlamıyla- tefsir etmiştir. O, Kur’ân'm külliyâtını (yani, Kur’ân'da küllü /her biri diye başlayan ibareleri), aynı hususta olmakla beraber az-çok farklılık taşıyan âyetleri, çelişki vehmedilen âyetleri, hayat ve ölümle ilgili âyetleri ve benzerlerini tedriciliklerine ve müteselsil sıralarına uygun olarak tefsir etmiştir. Zannederim Mukâtil bu hususların bir çoğunda ilktir.

33. Bunların üçü zel harfi ile başlar, Kur’ân'da zâtu behceh lafzı, “güzel, güzellikli, güzelliği olan” demektir. Altı tanesi ra harfi ile başlar. Kur an daki her rahik kelimesi, "şarap” demektir. Üç ianesi zeharfi ile başlar; zerâbt(yaygı) gibi. On tanesi sin harfi ile başlar, sefere (yazıcıları, suhriyyen |alay etmekl gibi. Beş tanesi şm harfi ile başlar, Kur’ân'daki her şatat “zulüm” demektir. İki tanesi satl harfi ile başlar, sâgırtn Iküçülmüşler olarakl gibi. Dürt ianesi lı harfi ile başlar. Kur an daki her tab kelimesi, “mühürlemek" anlamındadır. İki tanesi zı harfi ile başlar, zaile vechuhu müsvedden (yüzü değişerek karardı! gibi. Sekizi ayn harfi ile başlar, uruben (kocalarına aşık hurileri demektir. Dört tanesi v harfi ile başlar, gıll [aldaimakl gibi. Ondokuzu fe harfi ile başlar, fâlik [hâlık/yaratıcıl gibi. Dokuzu ta/harfi ile başlar, kıılûbunâ gulfun (kalbleri-miz kılıflıdır] ile /T ekinnetin [örtüler içerisindedirl gibi. Onbiri Are/ile başlar. kazim ı>emekzûm (kederli ve üzüntülü) gibi. Yîrmibiri lam harfi ile başlar, lu-meze (insanda muayyen bir şeyi ayıplayıp tenkid etmek] gibi. Yirmi ianesi mim harfi ile başlar, mağfiret gibi. Sekiz tanesi nun harfi ile başlar, nikâh kelimesi gibi. Ancak, nikâha erifinceye ikadar (Nisâ/6) ibaresindeki nikâh kelimesi "ergenlik yaşı" manasındadır. İki ianesi he harfi ile başlamakladır, hem-maz ve hümeze (gıybet eden kimse) gibi. Otuzdokuz ianesi vav harfi ile başlar. vâridûn (girenleri gibi. Onbeş tanesi ya harfi ile başlar, yuhraun (koşarlar) gibi.
  • Bir okuma önerisi: Bilinen ilk -tam- tefsirde “muhkem” ve “müteşabih” kavramlarından ne anlaşılıyordu? Celil Kiraz, Mukâtil b. Süleyman’ın Muhkem ve Müteşabih Anlayışı
Ekli dosyalar