قَالُوا سَنُرَاوِدُ عَنْهُ اَبَاهُ وَاِنَّا لَفَاعِلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 61. Ayet
Daralt
X
-
Kardeşleri, Onu babasından isteyeceğiz, kuşkusuz bunu yapacağız dediler.
Bu söz zahirde, Hz. Yûsuf'un söylediği "Baba bir kardeşinizi de bana getirin" sözünün cevabı değildir. Bu sözün cevabı, getiririz veya getiremeyiz demeleridir. Kardeşlerinin söylediği onu babasından isteyeceğiz, kuşkusuz bunu yapacağız mealindeki söz ise, onun cevabı olmasının ihtimali yoktur. Her ne kadar onu babasından isteyeceğiz anlamındaki sözde bir netlik olmasa da, yani isteneni yapabilecekler veya yapamayacaklar belli değilse de, kuşkusuz bunu yapacağız sözü kesin bir beyandır. Ancak bu cümlenin iki anlamı var gibidir. Birincisi, cümlede gizli bir kelime vardır; onu babasından isteyeceğiz, eğer babası izin verirse, isteneni kuşkusuz yapacağız demektir. Yahut cümlede takdim-tehir vardır; "bana kardeşinizi getirin" sözünün cevabı, kuşkusuz bunu yapacağız mealindeki cümledir. Sanki Hz. Yûsuf onlara "bana baba bir kardeşinizi getirin" dediğinde, onlar da kuşkusuz bunu yapacağız demişlerdi. Sonra da aralarında şöyle söylemişlerdi: Onu babasından isteyeceğiz. Bu ilahi kelamın bu şekilde iki anlama gelmesi muhtemeldir. En doğrusunu Allah bilir.
Onu babasından isteyeceğiz. Ebu Avsece dedi ki: Ayetteki "murâvede" (مُرَاوَدَة) kelimesi, mümarese anlamına gelir, o da aldatmak ve savunma yapmaktır. Bu kelimenin onu almaya çalışacağız ve isteyeceğiz manasına geldiği de söylenmiştir.
Yorum
-
Kâlû (قَالُوا)
İbn Fâris, bu kelimenin kökünün k-v-l olduğunu ve temel anlamının "bir şeyi dille ifade etmek, ses çıkarmak ve beyan etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" eyleminin sadece ses çıkarmaktan ibaret olmadığını, zihindeki bir düşüncenin dış dünyaya aktarılmasını ve bir hükmün ortaya konmasını ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki diyalog yapısı içerisinde bu fiilin bir eylemi başlatma gücüne sahip olduğunu analiz eder. Kardeşlerin bu sözle söze başlaması, onların kendi iç dünyalarında aldıkları kararı dışa vurduklarını ve bir taahhüt sürecine girdiklerini gösterir.
Senurâvidu (سَنُرَاوِدُ)
Kelimenin kökü r-v-d şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi yumuşaklıkla istemek, bir yeri araştırmak ve uygun olanı bulmaya çalışmak" olduğunu belirtir. Otlak bulması için önden gönderilen kişiye "râid" denmesi de bu kökten gelir. Râgıb el-İsfahânî, "murâvede" kavramının bir kimseyi kendi isteğinden veya halinden vazgeçirip, ikna ve telkin yoluyla kendi istediği yöne çekmek olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, fiilin bu ayetteki kullanımını psikolojik bir ikna süreci olarak analiz eder. Kardeşler, Yusuf'a verdikleri sözü yerine getirmek için babalarını ikna etmek adına yumuşak ama kararlı bir "dil dökme" ve "ikna çabası" içine gireceklerini ifade etmektedirler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin başındaki "se" (gelecek zaman) harfinin, bu ikna çabasının hemen ve kararlılıkla başlayacağını gösteren bir vurgu taşıdığını belirtir.
Ebâhu (أَبَاهُ)
Kelimenin kökü e-b-v şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "asıl, kaynak, besleyen ve terbiye eden" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "eb" (baba) kavramının bir varlığın hem biyolojik sebebi hem de onun büyümesini ve gelişimini sağlayan koruyucu otorite olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin ortak Sami dil ailesindeki izlerini sürerek; İbranice "âbh" ve Aramice "abbâ" kelimeleriyle olan tarihsel ve filolojik sürekliliğine dikkat çeker. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ayette babaya yapılan atfın sadece biyolojik bir bağ değil, aynı zamanda aşılması gereken bir "otorite figürü" olarak kurgulandığını analiz eder.
Lefâ'ilûn (لَفَاعِلُونَ)
Kelimenin kökü f-a-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir işi doğrudan yapmak, eyleme geçmek ve bir fiili gerçekleştirmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "fi'l" kelimesinin "amel" kelimesinden daha kapsayıcı olduğunu; bazen düşünülmeden yapılan eylemleri de içerdiğini, ancak burada bir kararlılık ifadesi olarak kullanıldığını kaydeder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin başındaki "le" (tekid/pekiştirme) harfi ve isim cümlesi formunda (lefâ'ilûn) gelmesinin, kardeşlerin bu işi "kesinlikle yapacaklarına" dair verdikleri sarsılmaz sözü ve kendilerine olan güvenlerini dilde mühürlediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu yapının bir eylem vaadi olduğunu ve muhatabı (Yusuf'u) tatmin etmeye yönelik bir "kesinlik" beyanı olduğunu analiz eder.
Yorum
Yorum