Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 27. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 27. Ayet

    اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İn huve illâ żikrun lil’âlemîn(e)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "O herkes için bir öğüttür;"

      Yani o bütün âlemlere bir öğüttür; içinde bulundukları hallere dair yapmaları gerekenleri kendilerine hatırlatır, kendilerine verilen emirleri, sakınılması gerekenleri ve işlerinin akıbetini açıklar. Yahut da yorumu şöyledir: Herkes için bir öğüttür, yani herkes için bir ün ve şereftir. Onun sayesinde değerleri artar, insanların kendilerine uyacakları, bir şeyler öğrenmek üzere kendilerine gelip gidecekleri önderler olurlar. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Zikr (ذِكْرٌ)

        İbn Fâris, z-k-r kökünün temel anlamının bir şeyi korumak, hatırda tutmak ve unutulmuş olanı akla getirmek olduğunu, kelimenin ayrıca şan, şeref ve itibar manalarına da geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem insanın zihnindeki bilgiye (muhafaza) hem de bu bilginin dille ifade edilmesine (telaffuz) işaret ettiğini; Kur'an için kullanılmasının ise onun insanlara asıl yaratılış gayelerini hatırlatması ve gafleti dağıtması sebebine dayandığını aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerinde (İbranice zekher, Aramice dekhrâ) anma ve hatırlatma anlamlarında ortak olduğunu, Arap dini terminolojisinde ise vahyin öğüt, uyarı ve hatıra olma vasfını nitelemek üzere merkezî bir kavram haline geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın semantik yapısında "insanın fıtratında var olan ancak dünyevi meşgalelerle üzeri örtülen hakikatlerin yeniden canlandırılması" işlevini gördüğünü, bu ayette Kur'an'ın tüm insanlık için evrensel bir uyarı ve hatırlatıcı olduğunu vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Kur'an'ın isimlerinden biri olarak, muhatabı sarsan, uykusundan uyandıran ve ona unuttuğu sorumluluklarını en saf haliyle hatırlatan bir "öğüt" manası taşıdığını, bu hatırlatmanın dar bir zümreye değil tüm insanlığa hitap ettiğini aktarır.

        Âlemîn (الْعَالَمِينَ)

        İbn Fâris, a-l-m kökünün bir şeyin bilinmesini sağlayan iz, işaret ve alamet anlamına geldiğini, kelimenin (âlem) yaratıcıyı gösteren birer nişane olmaları hasebiyle tüm varlık kategorileri için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin akıllı varlık topluluklarını (insanlar, cinler, melekler) veya tüm varlık türlerini kapsayan geniş bir anlama sahip olduğunu, burada Kur'an'ın mesajının evrenselliğini ve tüm varlık katmanlarını muhatap alan kuşatıcılığını ifade ettiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin çoğul formunun (âlemîn) Aramice ve İbranice üzerinden Arapçaya geçmiş olabileceğine, bu dillerde "ebediyet" veya "dünyalar" manalarına geldiğine dikkat çekerek, Arapçada tüm yaratılmışları içine alan bir bütünlüğü temsil ettiğini belirtir. Theodor Nöldeke, kelimenin Kur'an'daki kullanımının, İslam'ın yerel bir kabile dini olmaktan ziyade, başlangıcından itibaren evrensel bir hitap ve kozmik bir iddia taşıdığının linguistik bir kanıtı olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kök anlamındaki "alamet" vasfına vurgu yaparak, her bir varlık türünün mutlak yaratıcıya işaret eden bir delil olduğunu, Kur'an'ın da bu devasa "işaretler manzumesi" içinde rehberlik eden en büyük hatırlatıcı olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayette doğrudan Kur'an'ın muhatap kitlesini tanımladığını; mesajın sadece Araplara değil, tüm insanlığa, farklı kültürlere ve zamanlara hitap eden küresel bir çağrı olduğunu aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X