Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tebbet Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tebbet Sûresi, 5. Ayet

    ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fî cîdihâ hablun min mesed(in)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Boynunda liften bükülmüş ip taşıyan [karısı da ateşe girecek]!"

      “Mesed” (مَسَد) zincir (ip) demektir. Arapça’da “Filan insanları kışkırtıyor” anlamında “Odun topluyor” denilir. Bazıları Ebû Leheb’in eşinin gerçek mânada odun taşıdığını, dikenli odunları toplayıp Resûlullah’ın ve müslümanların yoluna koyduğunu, bu sebeple de Allah Teâlâ’nın onu âhirette boynunda liften bükülmüş bir ip taşımakla uyardığını söylemiştir. Bir kısım müfessirler de şöyle demiştir: Kadın dünyada da böyleydi, evine odun taşıyor ve boynunda liften yapılmış bir ip bulunuyordu, Cenâb-ı Hak da onu ayıplamıştır, çünkü o, Hz. Peygamberi fakirlik ve ihtiyacı sebebiyle diline doluyordu. Şöyle bir fikir de ileri sürülmüştür: Sözü edilen kadın kocasından gizli olarak boynunda bir ip taşıyordu. Aslında bu-kadınların süs diye kullandığı takılardan biri değildi. Allah Teâlâ bu sûrede bahis konusu kadının beyinsizliğini ve beceriksizliğini haber vermiştir, tâ ki bir eleştiri ve ayıplama teşkil etsin ve kendisinin Resûlullah hakkında söylediklerinin karşılığını oluştursun. Bundan dolayıdır ki kadın Ebû Bekir es-Sıddîk’a (r.a.) şöyle demiştir: “Muhammed amcasını yermekle yetinememiş mi ki beni de yergisine konu edinmiş?” Başka bir rivayette “Muhammed’in Rabb’i beni yergisine konu edinmiş” dediği nakledilmiştir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cîd (جِيد)

        Kökü c-y-d şeklindedir. İbn Fâris, c-y-d kökünün genel anlamda boyun demek olduğunu, ancak Arapçada sıradan bir boyundan ziyade gerdanlık takılan, süslenen boyun kısmı için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin zarafet ve süs mahalline işaret ettiğini, Kur'an'da kadının ziynet eşyası taktığı yer manasında özel olarak seçildiğini açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), sıradan boyun anlamına gelen "unk" yerine "cîd" kelimesinin tercih edilmesindeki edebi inceliğe dikkat çeker; bu seçimin, kadının dünyada omuzlarında gururla taşıdığı ve gerdanlıklarla süslediği boynunun, ahirette mutlak bir zillet ve aşağılanma mahalline dönüşmesindeki ironiyi derinleştirdiğini savunur. Angelika Neuwirth, bu kelime üzerinden metnin aristokratik statüyü hedef aldığını, kadının yeryüzündeki zenginlik ve kibrinin simgesi olan boynunun eskatolojik sahnede cezalandırma merkezine dönüştürülerek mükemmel bir tezat yaratıldığını ifade eder.

        Habl (حَبْل)

        Kökü h-b-l şeklindedir. İbn Fâris, h-b-l kökünün lafzi olarak bir şeyi bağlamaya yarayan urgan ve ip anlamına geldiğini, mecazi olarak ise ahit, sözleşme ve bağ manalarını taşıdığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bükülmüş, örülmüş sağlam ip manasını vurgular ve bu ayetteki kullanımının ahiretteki azabın kaçınılmazlığını, kişiyi ateşin içinde tutacak olan somut bir prangayı temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Ebu Leheb'in karısının dünyadaki ihtişamına karşı ahirette boynuna geçirilecek aşağılayıcı bir yuları ifade ettiğini, dünyevi güç ve şatafatın eskatolojik bağlamda yerini kaba bir bağa bıraktığı trajik ve ironik bir sonu tasvir ettiğine dikkat çeker.

        Mesed (مَسَد)

        Kökü m-s-d şeklindedir. İbn Fâris, m-s-d kökünün hurma lifinden veya benzeri kaba malzemelerden sıkıca örülmüş, bükülmüş ve sertleştirilmiş sağlam ip anlamına geldiğini, eylemin bizzat lifleri birbirine geçirip sağlamlaştırma işini anlattığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, ateşin içinde kadının boynuna dolanacak olan bu ipin yapısına dikkat çeker; sıkıca bükülmüş bu kaba malzemenin sertliğiyle bedensel bir ızdırap vereceğini ve onu aşağılayıcı bir biçimde ateşe çekecek bir araç olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Cahiliye dönemi maddi kültürü ve toplumsal hiyerarşisi üzerinden okuyarak; en sıradan, kaba ve alt tabakaya ait bir malzeme olan hurma lifinin (mesed), Kureyş'in en aristokrat ve kibirli kadınlarından birinin boynuna layık görülmesinin, Kur'an'ın statüleri ve dünyevi değerleri altüst eden devrimci üslubunun son derece çarpıcı bir göstergesi olduğunu kaydeder. Gabriel Said Reynolds, "mesed" kelimesinin fonetik ve anlamsal sertliğinin, surenin genelindeki "leheb" (alev) ve "hatab" (odun) imgeleriyle kusursuz bir teolojik bütünlük oluşturduğunu; kadının dünyadaki laf taşıyıcılığı ve fitneciliği (odun hamallığı) rolünün, ahirette kendi boynuna dolanmış kaba bir urganla cezalandırılması arasındaki muazzam edebi uyumu tamamladığını savunur.

        Yorum

        İşleniyor...
        X