Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tahrim Sûresi, 12. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tahrim Sûresi, 12. Ayet

    وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve meryeme-bnete ‘imrâne-lletî ahsanet fercehâ fenefaḣnâ fîhi min rûhinâ ve saddekat bikelimâti rabbihâ ve kutubihi ve kânet mine-lkânitîn(e)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      İmrân kızı Meryem’i de (misal vermiştir); O iffetini çok iyi korumuştu, biz de ona ruhumuzdan üfledik; o, Rabb’inin sözlerini ve kitaplarını hep tasdik etti ve o içtenlikle itaat edenlerdendi.

      Hz. Meryem

      İmrân kızı Meryem’i de (misal vermiştir); O iffetini çok iyi korumuştu. Burada Allah, Hz. Meryem’in iffetini koruduğunu haber vermektedir; o bunu bazı tedbirlere başvurarak gerçekleştirmiştir. İnsanlar kendisini, kendisi de insanları görmesin diye araya bir perde çekmiş ve böylece iffetini korumuştur. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Mümin erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar!” Onlar gözlerini namahremden koruduklarında iffetlerini de korumuş olurlar. Tesettür gözleri namahreme dikmemeye, gözleri nâmahreme dikmemek de iffeti korumaya vesiledir. Allah başka bir âyette de şöyle buyurmuştur: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yaptı ve seni bütün dünyadaki kadınlara üstün kıldı”. Cenâb-ı Hakk’ın Meryem’i tertemiz yapması onu fuhuştan ve zinadan korumasıdır. Allah Teâlâ, ilk âyette zinadan korumayı Meryem’e burada tertemiz yapmayı ise kendi zatına nispet etmiştir. İffetini korumayı ona nispet etmesinin sebebi, az önce açıkladığımız gibi, iffeti korumaya vesile olan zinadan sakınma yollarına başvurması ve bu külfeti yüklenmesidir. Onun tertemiz olmasını, Allah’ın kendi zatına izafe etmesi ise bunun vukû bulup oluşmasının ancak kendisiyle gerçekleşmesidir. Bu, insanların bütün fiillerinde mutlaka Cenâb-ı Hakk’ın yaratıcılığının ve tedbirinin söz konusu olduğunu gösterir.

      Biz, ona ruhumuzdan üfledik. Yani biz onun sayesinde şekillerin ve bedenlerin yaşayabileceği şeyi yarattık. Buradaki “fîhi” (فِيهِ) zamiri Hz. îsayı işaret eder. Diğer bir âyette ise “Biz ona ruhumuzdan üfledik” buyurulmaktadır. Buradaki “fîhâ” (فِيهَا) zamiri müennestir ve Hz. Isa’nın (s.a.) nefsine işaret etmektedir, nefis kelimesi ise müennestir” . Buradaki “üfleme” (النفخ) şeklindeki teşbih, ruh bedende yaratıldığında bütün bedene yayılmasından dolayıdır, tıpkı rüzgâr gibi, bir yere üflendiğinde her tarafa yayılır. Yahut buradaki “üfleme” teşbihi, rüzgâr gibi üflendiği şeye süratle girmesinden dolayıdır. En doğrusunu Allah bilir.

      O, Rabb’inin sözlerini tasdik etti. Buradaki sözler anlamına gelen “kelimât”tan (بِكَلِمَاتِ) maksat, Hz. Meryem’i müjdeleyen kelimeler olabilir, şu İlâhî beyanlarda olduğu gibi: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu îsâ Mesih’tir”, “Ey Meryem! Rabb’ine ibadet et”, “Ey Meryem! Allah seni seçti” ve “(Şu) hurma ağacını kendine doğru silkele” . Meryem bütün bu sözlerin Allah’tan geldiğini ve şeytanın kendisine bir şey söylemediğini tasdik etmişti. Yahut o, Rabb’inin sözlerini tasdik etti anlamındaki beyan ile Rabb’inin delilleri ve burhanları kastedilmiş olabilir; tıpkı “Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkarır” , yani delilleri ve kanıtlarıyla meâlindeki âyette ifade edildiği gibi. Sonra, buradaki delillerden maksat, öldükten sonra dirilme delilleri veya peygamberlik delilleri yahut da vahdâniyet delilleri olabilir. Bir de o, Rabb’inin sözlerini tasdik etti, meâlindeki beyandan kasıt, kendisiyle kötülüklerden Allah’a sığınılan sözler olabilir. Bu durumda Meryem, bahis konusu o sözlerle Allah’a sığınanları koruyacağını tasdik etmiştir, demektir. En doğrusunu Allah bilir.

      O, Rabb’inin kitaplarını tasdik etti. Buradaki "kitapları" anlamına gelen “ve kütübihî” kelimesi müfred olarak "kitâbihî" (وَكِتَابِهِ) şeklinde de okunmuştur. Meryem’in bir kitabı tasdik etmesi bütün kitapları tasdik etmesi demektir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın kitaplarından birine inanan kimse, diğer İlâhî kitaplara da inanmış sayılır, çünkü bu birbiriyle uyumludur. Allah’ın kitaplarına inanan biri, dolaylı olarak O’nun bütün kitaplarına inanmış demektir. Buradan şu anlaşılmaktadır ki bir kitaba iman etmek diğer kitaplara da iman etmektir. Ayetteki bu iki kırâatten her biri, diğerinin mânasını gerektirmektedir. Zira “kitâbihi” sözü ile İncil kastedilirse, kitapları sözüyle de İncil ve Cenâb-ı Hak tarafından gönderilmiş olan diğer kitaplar anlaşılır.

      O içtenlikle itaat edenlerdendi. Buradaki “kânitîn” (الْقَانِتِينَ) kelimesi ile namaz kılanlardandı anlamının kastedildiği söylenmiştir. Çünkü Allah Teâlâ, başka bir âyet-i kerîmede “Ey Meryem! Rabb’ine ibadet et, secdeye kapan, huzurunda eğilenlerle beraber sen de eğil” buyurmaktadır. Bu, namazın tasvirinden ibarettir. Meryem bu emre uymuş ve içtenlikle itaat edenlerden olmuştur. Bu kelimenin, Rabb’ine itaat eden anlamına geldiği de söylenmiştir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Meryem (مريم)

        Arthur Jeffery, bu ismin Arapça kökenli olmadığını, İbranice "Miryâm" veya Süryanice "Maryâm" formlarından Arapçaya geçtiğini belirtir; ismin kökeninde "yüce" veya "deniz damlası" gibi anlamların yattığına dair farklı görüşleri inceler. El-Cevâlîkî, ismin yabancı (A'cemî) olduğunu ve Arapçadaki "m-r-m" köküyle açıklanmasının dilbilimsel açıdan zorlama olacağını ifade eder. İbn Fâris, eğer kelime Arapça "m-r-y" köküne bağlanacaksa bunun "bir şeyi sağıp çıkarmak" veya "tartışmak" gibi anlamlara gelebileceğini ancak özel isimlerin genellikle bu tür iştikaklardan bağımsız olduğunu belirtir.

        İbnete (ابنت)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "b-n-y" kökünün temel anlamının bir şeyi diğerinin üzerine koyarak yükseltmek, inşa etmek ve kurmak olduğunu belirtir; buna göre evlat, anne ve babanın bir uzantısı ve onlardan inşa edilen bir "bina" gibidir. Râgıb el-İsfahânî, "ibn" (erkek çocuk) ve "bint/ibnet" (kız çocuk) kelimelerinin, bir asıldan neşet eden parça anlamına geldiğini, buradaki "ibnetü İmrân" tamlamasının Meryem'in soyuna ve asaletine olan vurgusunu etimolojik olarak güçlendirdiğini ifade eder.

        İmrân (عمران)

        Arthur Jeffery, bu ismin İbranice "Amrām" kelimesinden Arapçalaştığını ve Kur'an'da hem Meryem'in babası hem de Musa ve Harun'un soyu için kullanılan tarihsel bir isim olduğunu belirtir. El-Cevâlîkî, ismin yabancı kökenli isimler (A'cemî) kategorisinde değerlendirildiğini bildirir. İbn Fâris, kelimeyi Arapça "a-m-r" köküne bağlayanların, kökün "hayat, imar ve bir yerde uzun süre kalmak" anlamlarından hareketle, bu ismin refah ve uzun ömürlülük simgesi olduğunu savunduklarını aktarır.

        Ahsanet (أحصنت)

        İbn Fâris, "h-s-n" kökünün temel manasının bir şeyi korumak, engellemek ve ulaşılmaz kılmak olduğunu; kaleye "hısn" denmesinin onu ele geçirmeyi zorlaştırmasıyla ilgili olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ihsan" kavramının iffeti korumak ve nefsi gayrimeşru her türlü etkiden bir kale gibi muhafaza etmek olduğunu; Meryem'in bu vasıfla nitelenmesinin onun mutlak saflığını temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin Meryem'in kişiliğinde tecelli eden "ontolojik bir korunmuşluk" halini, yani varlığını sadece Allah'a açıp dış dünyaya kapattığını etimolojik olarak yansıttığını savunur.

        Fercehâ (فرجها)

        İbn Fâris, "f-r-c" kökünün temel anlamının iki şey arasındaki açıklık, yarık ve boşluk olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin bir nesnenin açıklığını ifade ettiği gibi, mecazi olarak kişinin namusunu ve iffetini de temsil ettiğini; ayetteki kullanımın bu saflığın ilahi bir müdahale (ruh) için hazır hale getirilmesini simgelediğini kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki bağlamında Meryem'in fiziki ve manevi bütünlüğünün korunmuşluğuna dair biyolojik bir detayın ötesinde, kutsiyetin beşeriyetle buluşma noktasını ifade ettiğini belirtir.

        Nefahnâ (نفخنا)

        İbn Fâris, "n-f-h" kökünün bir yerden hava çıkarmak, üflemek ve bir şeyi parlatmak/yaymak manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nefh" eyleminin ilahi bir emrin (ruh) maddeye intikali için kullanılan bir istiare olduğunu ve hayatın başlangıcını temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin Allah'ın can verici nefesini ve varoluşun ilk kıvılcımını ifade eden etimolojik bir derinliğe sahip olduğunu, Meryem'e üflenmesinin ise mucizevi bir yaratılış sürecini başlattığını vurgular.

        Rûhinâ (روحنا)

        İbn Fâris, "r-v-h" kökünün nefes, rüzgar, genişlik ve rahatlık anlamlarına geldiğini; "ruh"un ise canlılığın aslı ve esası olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ruhun bedene hayat veren latif bir varlık olduğunu, Allah’a izafe edilmesinin (rûhinâ) ise onun kutsiyetini ve kaynağının bizzat ilahi irade olduğunu gösterdiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, ruh kavramının Kur'an semantiğinde "vahiy" ve "hayat" arasında köprü kuran bir terim olduğunu, burada ise Meryem'in taşıdığı o yüce mesajın ve canın ilahi niteliğini pekiştirdiğini analiz eder.

        Saddakat (صدقت)

        İbn Fâris, "s-d-k" kökünün sertlik, sağlamlık ve bir şeyin gerçeğe tam uygunluğu manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tasdik" eyleminin bir haberi veya hükmü hem kalp hem de eylemle doğrulamak olduğunu; Meryem'in "tasdik etmesi"nin ilahi kelimeleri sadece kabul etmek değil, onları bizzat hayatıyla temsil etmesi anlamına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, "sıdk" kavramının Kur'an'da imanın en üst mertebesi olduğunu ve Meryem'in bu sıfatla niteleyerek "Sıddîka" mertebesine yükseltildiğini etimolojik olarak temellendirir.

        Kelimâti (كلمات)

        İbn Fâris, "k-l-m" kökünün bir şeyi yaralamak, iz bırakmak ve sesli ifade manalarına geldiğini belirtir; sözün (kelime) de dinleyenin zihninde ve ruhunda bir iz bıraktığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "kelimât"ın Allah'ın vahiyleri, emirleri ve takdirleri olduğunu; Meryem'in bu kelimeleri tasdik etmesinin ilahi kaderin ve vahyî sürecin bir parçası olmayı kabul etmesi anlamına geldiğini kaydeder.

        Rabbihâ (ربها)

        İbn Fâris, "r-b-b" kökünün sahip olmak, ıslah etmek, bir şeyi büyütüp geliştirmek (terbiye) anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rabb" isminin bir şeyi her aşamasında gözeterek kemale erdiren varlığı nitelediğini ifade eder; Meryem'in "Rabbi" ifadesi, onun tüm hayatı boyunca ilahi bir sevk ve idare ile yetiştirildiğini vurgular.

        Kutubihî (كتبه)

        İbn Fâris, "k-t-b" kökünün bir şeyi diğerine eklemek ve dikiş dikmek gibi parçaları birleştirmek anlamına geldiğini; yazının da harfleri bir araya getirmesi sebebiyle bu adı aldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kitap" ve "kutub" (kitaplar) kelimelerinin Allah'ın yazılı vahiylerini ve kesinleşmiş hükümlerini temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, çoğul kullanımın (kutub), Meryem'in sadece kendi dönemindeki vahyi değil, evrensel vahyî sürekliliğin tamamına olan imanını etimolojik olarak kapsadığını belirtir.

        Kânet (كانت)

        İbn Fâris, "k-v-n" kökünün bir şeyin meydana gelmesi, varlık sahasına çıkması ve bir durumun kalıcı olması manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin Meryem'in itaatkar vasfının arızi değil, karakterinin ayrılmaz ve köklü bir parçası olduğunu ifade ettiğini vurgular.

        Kanitîn (القانتين)

        İbn Fâris, "k-n-t" kökünün temelinde suskunluk, huşu içinde durmak ve sürekli itaat anlamlarının bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kunût"un ibadetteki devamlılık ve Allah’ın huzurunda boyun bükerek saygıyla durmak olduğunu; bu kelimenin burada eril çoğul kalıbında (kanitîn) gelmesinin, Meryem'in bu yüksek ahlaki mertebede asırlardır gelen en seçkin itaatkar kullar (erkek veya kadın ayrımı olmaksızın) zümresine dahil edildiğini gösterdiğini ifade eder. Angelika Neuwirth, kelimenin kökenindeki litürjik ve ruhani disiplin vurgusunun, Meryem'in tapınaktaki adanmışlık hayatıyla tam bir etimolojik uyum içinde olduğunu analiz eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X