وَالسَّمَٓاءِ وَالطَّارِقِۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Târık Sûresi, 1. Ayet
Daralt
X
-
1. Andolsun gökyüzüne ve gece çakıp görünene!
2. O, gece çakıp görünen nedir bilir misin?
3. Karanlığı delen yıldızdır!
Andolsun gökyüzüne ve gece çakıp görünene. Allah Teâlâ, rızıklarının kaynağı olmak, yaratıklardan şerefli olanların -ki onlar meleklerdir- meskeni yapmak suretiyle insanların gözünde göğün değerini yüceltti. Cenneti orada yarattı ve onu görünür bir direk olmaksızın yarattı. Şanını yüceltmek için göğe yemin etti, gıdaların oluşmasında etkin olan ay ve güneşi onun süsü yaptı.
Karanlığı delip geçen yıldıza yemin etti. O, parlak ışık saçan yıldız olmaktadır. Yahut şeytanı delip geçen yahut onu yakan yıldızdır. Keza gökte büyük bereketler vardır. Onun bereketlerinden biri de karada ve denizde, yıldız sayesinde insanların yönlerini bulabilmeleridir. Onlarla en güzel tedbirler alınır. O kadar ki bazı insanlar yedi yıldızın “müdebbirât” olduğunu sanmışlardır. Keza onlar şeytan, vahiyden kulak hırsızlığı yapmak için göğe çıkmaya çalıştığı zaman yıldızlarla engellenmektedir. Eğer şeytanlar göğe çıkmaktan alıkonulmasalardı ve kulak hırsızlığı yapıp vahiyden bir şeyler kapsalardı, hemen kâhinlere koşarlar, yalan yanlış verdikleri haberlerle işleri karıştırırlardı. Onların kadri yüceliklerinden biri de tek bir gecede bin aylık mesafeyi kat edebilmeleridir. İşte bu yüzden Allah Teâlâ onlara yemin etmiştir.
Bunun Allah Teâlâ’dan bir yemin değil de peygamberine (a.s.) ona yemin edebileceğini öğretmesi şeklinde yorumlanması da mümkündür. Çünkü onlar Allah’ın ulûhiyeti ve Rab oluşu, haberlerinin doğruluğuna dair bir şüphe duymuyorlardı ki yemin ile onların şüpheleri izale edilmiş olsun. Onlar aksine Hz. Muhammed’in (a.s.) peygamberliğine dair şüphe duyuyorlardı. Bu itibarla durumunu teyit etmek için yemin etmeyi öğretti ki onları durumu hakkında nazar etmeye şevketsin.
Yeminin, kâfirler nazarında yüce varlıklar oldukları için bizzat yıldızlara yapılmış olması da mümkündür. Müslümanların kendi aralarında böyle yemin ettikleri vaki değildir. Yahut bunlara yemin etmek esasında bizzat bunların Rabb’ine yemin etmektir. Sanki Allah Teâlâ ona bu yıldızların yaratıcısına yemin etmesini gizli bir şekilde Hz. Peygamber’e emretmiştir.
“Ve’t-târık” (والطارق) hakkında değişik yorumlar yapılmıştır: Bazıları onun geceleyin gelen demek olduğunu söylemiştir. Gece gelindiğinde “Taraktühu bi’l-leyl” (طرقته بالليل) denilir. Zeccâc şöyle dedi: “et-Târık” ‘ es-sâkin” yani bir yerde duran demektir. Kişi konuşurken durduğu ve sessiz kaldığı zaman “atraka fı’l-kelâmi meliyyen” (أطرق في الكلام مليا) denilir. Bazıları da onun geceleyin parlayan ve gündüzün gizlenen yıldız olduğunu söylemişlerdir. O parlak bir yıldızdır. Arkadan gelen “en-necmü’s-sâkıb” (النجم الثاقب) ifadesi onu tefsir etmektedir.
Yorum
Yorum