تَنْز۪يلاً مِمَّنْ خَلَقَ الْاَرْضَ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tâ-Hâ Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
“O, yeri ve yüce gökleri yaratan Allah katından peyderpey gönderilmiştir.”
Bu beyan, söz konusu kâfirlerin söyledikleri sözlerin ardından inmişe benzemektedir. Kâfirler, Hz. Peygamber hakkmda büyücü, iftiracı, şair, bunları ona bir insan öğretiyor vb. şeyler söylüyorlardı. Allah Teâlâ onların bu sözlerine cevaben O (Kur’ân), yeri ve yüce gökleri yaratan Allah katından peyderpey gönderilmiştir, yoksa (bu kitabı tebliğ eden peygamber de) onların dediği gibi veya, iftiracı değildir, bunları ona bir insan öğretmiyor, bilakis O, yeri ve yüce gökleri yaratan Allah katından peyderpey gönderilmiştir demektedir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Tenziylen (تَنْزِيلًا)
İbn Fâris, Mekâyîs fi'l-Luga adlı eserinde kelimenin asli harfleri olan n-z-l kökünün "yukarıdan aşağıya doğru inmek, bir yere düşmek veya konaklamak" gibi temel fiziksel eylemleri ifade ettiğini belirtir. Bu bağlamda kelimenin, yüksek ve yüce bir makamdan, daha aşağıda bulunan bir idrak düzeyine yönelik gerçekleşen dikey bir aktarımı anlamsal olarak taşıdığını kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî, El-Müfredât'ta "tenzîl" kavramını "inzâl" kavramı ile kıyaslayarak inceler. İnzal eyleminin toptan ve bir defada indirmeyi ifade etmesine karşın, tef'il babından gelen "tenzil" kelimesinin olaylara, zamana ve ihtiyaçlara binaen yavaş yavaş, parça parça ve aşamalı bir şekilde (tedrici) indirmeyi ifade ettiğini analiz eder. Bu ayetteki kullanımın, Kuran'ın peyderpey inen yapısına ve ilahi hikmetin bu zamansal yayılmadaki kuşatıcılığına işaret ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasını incelerken bu kavramı, aşkın (müteâl) olan Tanrı ile içkin olan insan dünyası arasındaki iletişimin temel kodu olarak ele alır. Izutsu'ya göre "tenzil", salt bir kelamın aktarımı değil; mutlak, sınırsız ve anlaşılamaz olan ilahi varlığın, insanlığın kavrayabileceği bir dil ve kelime formuna bürünerek kendi varlık seviyesinden aşağıya doğru inmesi (tenezzül) ve bir iletişim köprüsü kurmasıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir usulü ve kelam bağlamında bu kelimenin tarihsel ve terminolojik gelişimini aktarır. Kelimenin ayette masdar olarak kullanılmasının, vahyin indiriliş eyleminin kesinliğini, büyüklüğünü ve bir hakikat olarak şüphe götürmezliğini gramatik bir tekit (pekiştirme) ile vurguladığını kaydeder.
Mimmen (مِمَّنْ)
Râgıb el-İsfahânî, bu ifadenin "min" (den/dan) edatı ile "men" (kimse/o zât ki) ism-i mevsulünün birleşmesinden oluştuğunu ifade eder. Akıl sahibi ve iradeli varlıklar için kullanılan "men" zamirinin, burada vahyin kaynağının mutlak irade ve akıl sahibi olan yüce bir Zât (Allah) olduğunu dilbilgisel olarak sabitlediğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Arap dilindeki edatların kullanımı çerçevesinde "min" edatının burada "ibtida-i gaye" (bir şeyin başlangıç noktası ve kaynağı) işlevinde olduğunu aktarır. Bu sayede Kuran'ın sadece ne şekilde indirildiği değil, bizzat kimin katından, hangi mutlak otoriteden neşet ettiğinin vurgulandığını detaylandırır.
Haleka (خَلَقَ)
İbn Fâris, kelimenin h-l-k kökünün Arap dilindeki en ilkel ve temel anlamının "bir şeyi ölçüp biçmek, takdir etmek, pürüzsüz hale getirmek ve uyumlu bir şekle sokmak" olduğunu kaydeder. Yaratılışın sadece yokluktan varlığa bir sıçrama olmadığını, etimolojik olarak içinde bir plan, oran ve kusursuz bir mühendislik barındırdığını vurgular.
Râgıb el-İsfahânî, "halk" eylemini iki temel boyutta ele alır. Birincisinin maddesi ve örneği olmayan bir şeyi ilk defa ve yoktan var etmek (ibda); ikincisinin ise mevcut bir maddeden başka bir form veya yapı meydana getirmek olduğunu belirtir. Bu ayette her iki anlamın da iç içe geçtiğini, Tanrı'nın evreni hem yoktan var eden hem de onu muazzam bir ölçüyle biçimlendiren yegane kudret olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu, Kuran'da Allah'ın temel sıfatlarını incelerken "yaratma" (halk) eyleminin, O'nun evren üzerindeki mutlak hakimiyetini (rabbaniyetini) kanıtlayan en temel ontolojik argüman olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamıyla, bu eylemin sadece geçmişte olup bitmiş mitolojik bir olayı değil, Tanrı'nın her an evrene müdahil olan canlı ve dinamik kudretini ifade ettiğini analiz eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, yaratılış kavramının İslam düşüncesindeki evrimini aktararak, kelimenin sadece fiziksel evrenin değil, zamanın, mekanın ve doğa yasalarının da var edilişini kapsadığını; Kuran'ın bu eylemi, kendisine ibadet edilecek yegane varlığın ispatı olarak sıklıkla öne sürdüğünü kaydeder.
El-Arda (الْأَرْضَ)
İbn Fâris, e-r-d kökünün temelinde "aşağıda olmak, alt kısımda bulunmak, yayılmak ve ayak basılan zemin" anlamlarının yattığını ifade eder. Gökyüzü (yükseklik) kavramının zıttı olarak, insanın ve diğer canlıların üzerinde yaşaması için döşenmiş, boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) mekanı nitelediğini belirtir.
Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı eserinde kelimenin etimolojik haritasını çıkararak, bu kelimenin salt Arapçaya özgü olmadığını; İbranicedeki "erets", Aramice ve Süryanicedeki "ar'â" kelimeleriyle aynı kökten gelen, Sami dil ailesinin en eski ve ortak kozmolojik terimlerinden biri olduğunu detaylıca ortaya koyar.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki algılanış biçimine dikkat çeker. İlk muhataplar olan Mekkeliler için "arz" kelimesinin sadece üzerinde yaşanılan jeolojik bir kütle değil; dağları, yolları, bitkileri ve barındırdığı imkanlarla Allah'ın varlığına ve rahmetine şahitlik eden, okunması gereken devasa bir ayet (işaret) olarak sunulduğunu belirtir.
Es-Semâvâti (السَّمَاوَاتِ)
İbn Fâris, s-m-v kökünün merkezinde "yücelik, yükseklik, bir şeyin üstünde ve tepe noktasında olma" fikrinin bulunduğunu aktarır. Yeryüzünün üstünü kaplayan ve oradan yüksekte bulunan her şeyin etimolojik olarak "sema" ismini aldığını, bu kelimenin çoğul formunun (semâvât) evrenin katmanlı ve ucu bucağı olmayan devasa yüksekliğine işaret ettiğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî, göklerin çoğul kalıpla kullanılmasının, evrenin tek tip bir boşluktan ibaret olmadığını, aksine kendi içinde farklı tabakalara, yörüngelere ve sistemlere ayrılmış eşsiz bir mimari bütünlük taşıdığını ifade eder.
Arthur Jeffery, tıpkı yeryüzü kelimesinde olduğu gibi gökyüzü kelimesinin de Sami dilleri havzasında ortak bir mirasa dayandığını belirtir. Kelimenin köken olarak Süryanicedeki "şmayyâ" ve İbranicedeki "shamayim" ile doğrudan akraba olduğunu, İslam öncesi Arap şiirinde ve inanç dünyasında da evrenin üst katmanlarını nitelemek için aktif olarak kullanıldığını analiz eder.
Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerinin edebi ve yapısal incelemesinde "gökler" kavramının çok sık kullanılmasının formel bir amacı olduğunu savunur. Neuwirth'e göre "es-semâvât", sadece fiziksel evreni tanımlayan bir kelime değil; ilahi hitabın görkemini artıran, dinleyiciyi gökyüzündeki kusursuz düzene bakarak ilahi kudretin azametini (yüceliğini) kabullenmeye çağıran performatif ve estetik bir araçtır.
El-Ulâ (الْعُلَى)
İbn Fâris, a-l-v kökünün her türlü rütbe, makam, değer ve fiziki mekan açısından "en üstte, yukarıda ve yüce olma" durumunu kesin bir biçimde anlattığını belirtir. "Ulâ", "a'lâ" (en yüce) kelimesinin müennes (dişil) çoğul formu olup, göklerin sıfatı olarak onların hem mekansal erişilmezliğini hem de yaratılışlarındaki ihtişamı vurgular.
Râgıb el-İsfahânî, "uluv" kavramının Kuran'da hem maddi (göklerin yüksekliği gibi) hem de manevi (Allah'ın rütbe ve zat olarak yüceliği gibi) anlamlarda kullanıldığına dikkat çeker. Burada kelimenin fiziksel gökleri nitelemesinin yanı sıra, vahyi indiren Zât'ın bu erişilmez yüksekliklere hükmeden, dolayısıyla kelamı da en yüce ve karşı konulamaz olan mutlak Kudret olduğunu anlamsal olarak tamamladığını ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, dilbilgisi açısından kelimenin sıfat-mevsuf ilişkisine değinerek; ayette yer alan "gökler" kavramının sıradan bir gökyüzü tasvirinden çıkarılıp "en yüce, muazzam gökler" şeklinde nitelendirilmesinin, peygambere gelen mesajın sıradan bir söz değil, bu devasa ve görkemli sistemin kurucusundan gelen bir emirname (tenzil) olduğu gerçeğini zihinlere kazıdığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla