Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nisâ Sûresi, 38. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nisâ Sûresi, 38. Ayet

    وَالَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَر۪يناً فَسَٓاءَ قَر۪يناً​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velleżîne yunfikûne emvâlehum ri-âe-nnâsi velâ yu/minûne bi(A)llâhi velâ bilyevmi-l-âḣir(i)(k) vemen yekuni-şşeytânu lehu karînen fesâe karînâ(n)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Ve bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarf edenlerdir. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır!

      Ve bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarf edenlerdir. Bu ayetin münafıklar hakkında indiği ifade edilmiştir. Onlar gösteriş için yardımda bulunuyor, yine gösteriş için namaz kılıyorlardı. Bu şekilde müminlere uyum sağladıklarını gösteriyor, fakat kendi iç alemlerinde Allah'a da ahirete de inanmıyorlardı. Bir görüşe göre ayet, Resulullah'a düşmanlık yapmaya çalışanlar hakkında inmiştir. Onlar Resul-i Ekrem'le beraber savaşlara çıkıyor, mallarını insanlara gösteriş olsun diye harcıyor, bununla devlet yönetiminde rol almak istiyorlardı.

      Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır! Bunun dünya çapında olması muhtemeldir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Onların yanlarına bazı arkadaşlar verdik de ... arkalarında olanı da onlara şirin gösterdiler". Bu durumun ahirette olma ihtimali de vardır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: "Ne kötü arkadaş! Zulmederek hak ettiğiniz için çekmekte olduğunuz azapta ortak olmanız bugün size bir fayda sağlamayacaktır". En doğrusunu Allah bilir ya, bu, onlardan her birinin şeytanı kötülüyor olmasının, ondan uzak durmasının ve melekleri güzel görerek övmesinin bir sonucudur. Hatta nesnelerin çirkinliğine şeytanlardan örnek verilmiştir, şu ilahi beyanda olduğu gibi: "Zakkumun tomurcukları sanki şeytanların kelleleri gibidir". Güzelliğe de meleklerle örnek verilmiştir. Bunun sebebi, insanların, şeytanların çirkinliğini ve meleklerin güzelliğini bilmiş olmalarıdır. Buna da dini delillerle vakıf olmuşlardır, çünkü insanlar melek görmemişlerdir ki güzelliğini gözleri ile görsünler, şeytan da görmemişlerdir ki çirkinliğini müşahede ile bilsinler, fakat bunları haberle bilmişlerdir. Burada sözkonusu edilen bilgilerde nübüvvet müessesesinin ispatı vardır, çünkü insanlar bu hususları yalnızca onlardan öğrenmişlerdir. Bütün insanların şeytanları kötülemeleri ve onlardan hoşlanmamaları, buna karşılık melekleri güzel bulup yüceltmeleri peygamberliği kanıtlamaktadır. Çünkü insanlar bu iki grubu görmediler. Sadece haberleri kabul edip dilleriyle ifade etmişlerdir. Çünkü peygamberler bu haberleri şeytanları ve melekleri yaratan Allah'tan getirmişlerdir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        yunfikûne (يُنْفِقُونَ)

        İbn Fâris, n-f-k kökünün "tükenmek, eksilmek, gitmek ve malı elden çıkarmak" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kişinin kendi mülkiyetindeki maddi serveti elinden çıkarmasını, harcamasını ifade ettiğini belirtir.

        emvâlehum (أَمْوَالَهُمْ)

        İbn Fâris, m-v-l kökünün "insanın sahip olduğu ve faydalandığı her türlü maddi değer, servet" anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, ekonomik bir gücü temsil eden bu kelimenin, insanın hayatını idame ettirmesini sağlayan temel mülkiyeti nitelediğini aktarır.

        riâe (رِئَاءَ)

        İbn Fâris, r-e-y kökünün "gözle veya kalp ile görmek, idrak etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin (riya) "başkasının görmesi ve övmesi için, gerçekte inanmadığı veya iyi niyet taşımadığı halde dışarıya karşı sahte bir eylem/iyilik sergilemek, gösteriş yapmak" manasına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak felsefesinde "riya" kavramını analiz eder; bunun salt bir davranış bozukluğu veya israf olmadığını, eylemin ontolojik yönünü (niyetini) Allah'tan koparıp toplumsal onaya bağlayan, ilahi otoriteyi hiçe sayan gizli bir şirk (ikiyüzlülük) formu olduğunu detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bir önceki ayetteki "cimrilik" (buhl) ile bu ayetteki "gösteriş" (riya) için harcamanın yan yana zikredilmesinin derin çelişkisine değinir; niyetin Allah rızası olmadığı her iki uç durumda da (kıskançça saklamak veya kibrinden saçmak), malın insanı helake sürükleyen bir puta dönüştüğünü vurgular.

        en-nâsi (النَّاسِ)

        İbn Fâris, n-v-s kökünden "hareket etmek, gidip gelmek" veya u-n-s kökünden "ünsiyet kurmak, alışmak, sosyalleşmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin toplu haldeki insanları tanımladığını aktarır.

        el-âhıri (الْآخِرِ)

        İbn Fâris, e-h-r kökünün "öne geçmenin zıddı olarak geride kalmak, sonradan gelmek ve son" anlamlarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, zamanın veya varoluşun nihai evresini tanımladığını belirtir. Ahiret gününe (el-yevmu'l-ahir) işaret eder.

        eş-şeytânu (الشَّيْطَانُ)

        İbn Fâris, ş-t-n kökünün "uzaklaşmak, haktan ve hayırdan mesafeli olmak" veya ş-y-t kökünün "yanmak, öfkeden kudurmak ve helak olmak" anlamlarından türediğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, hakikatten tamamen sapan, kibirlenerek isyan eden her türlü inatçı ve asi gücü nitelediğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenini analiz eder; İbranice ve Aramicedeki "satana" (düşmanlık eden, karşı duran) kavramlarıyla akraba olduğunu, Kur'an'ın bu kelimeyi insan fıtratını saptıran başat metafizik kötülük figürü olarak lügatine yerleştirdiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, şeytan kavramının Kur'an'ın anlambilimsel evreninde aklı ve fıtratı körleştiren (insanı riyaya ve isyana sürükleyen) irrasyonel ve yıkıcı dürtülerin en üst sembolü olduğunu detaylandırır.

        karînen (قَرِينًا)

        İbn Fâris, k-r-n kökünün "iki şeyi birbirine bağlamak, yakın olmak, aynı boyundurukta birleşmek ve arkadaş" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi insanın yanından hiç ayrılmayan, onunla ruhen ve bedenen yoldaşlık eden, onu adım adım izleyen ayrılmaz dost olarak tanımlar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, şeytanın "karin" (ayrılmaz yoldaş) olarak nitelendirilmesinin psikolojik boyutunu analiz eder; gösteriş (riya) hastalığının anlık bir günah olmaktan çıkıp, şeytanla kurulan kalıcı bir sözleşmeye, karanlık ve ayrılmaz bir "kader ortaklığına" (kareniyete) dönüştüğünü vurgular.

        sâe (سَاءَ)

        İbn Fâris, s-v-e kökünün "çirkin olmak, insana üzüntü ve zarar vermek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, iyiliğin (hasen) mutlak zıddı olduğunu, hem eylemin kendi doğasındaki bozukluğu hem de sonuçlarındaki pratik yıkıcılığı ifade ettiğini açıklar.

        karînâ (قَرِينًا)

        Gabriel Said Reynolds, ayetin kapanışındaki "Ne kötü bir arkadaştır!" vurgusunun teolojik ve edebi gücünü analiz eder; dünyada insanlara gösteriş (riya) yapmak için servetini saçan ve kalabalıkların sahte onayını arayan kişinin, ahirette ve ruhsal alemde en iğrenç, en yalnızlaştırıcı ve en kötü varlıkla (şeytanla) yoldaş olmaya mahkum edildiğini, bu acı zıtlığın ilahi adaletin kusursuz ve sarsıcı bir ironisi olduğunu teyit eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X