كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nâziât Sûresi, 46. Ayet
Daralt
X
-
"Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti veya onun kuşluğu kadar kaldıklarını sanırlar."
Bu âyet hakkında müfessirler dediler ki: Onlar kıyâmete şahit olduklarında bu dünya günlerinin ne kadar kısa olduğunu düşünecekler ve âhireti baş gözleriyle gördüklerinde dünya yaşantısı zaman itibariyle kalplerinde azıcık kalacaktır. Ayeti şöyle yorumlamak da mümkündür: Onlar eğer kıyâmetin kopuşunu görecek olsalardı, onun dehşetinden şu anda içinde bulundukları hayatın, onun yanında sadece bir akşam ya da kuşluk vakti kadar bir süre olduğunu görürlerdi. O takdirde bu ürperti verme ve korkutma mevkiinde olmazdı. En doğrusunu Allah bilir!
Yorum
-
Keennehüm (كَأَنَّهُمْ)
İbn Fâris, k-e-n harflerinden oluşan "keenne" kelimesinin temel bir benzetme (teşbih) edatı olduğunu, bir şeyin diğerine olan kesin benzerliğini, zannı veya varsayımı ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu edatın kesin bir benzetme veya zann-ı galip bildirdiğini, burada müşriklerin kıyameti gördüklerindeki şaşkınlıklarını ve dünya hayatına dair algılarının nasıl bir yanılsamaya dönüştüğünü nitelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu teşbih edatının, kıyamet gerçeğiyle yüzleşen insanın zihnindeki zaman algısının çöküşünü nitelediğini, koca bir ömrün geriye dönüp bakıldığında sadece bir "sanki" yanılsamasına indirgendiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, edatın etimolojik olarak bir kıyas ve tahayyül barındırdığını, mahşer anında geçmiş dünya hayatının sadece silik bir hatıra gibi algılandığını simgelediğini söyler.
Yelbesû (يَلْبَسُوا)
İbn Fâris, l-b-s kökünün iki temel anlamı olduğunu; birincisinin örtmek/giymek, ikincisinin ise bir yerde beklemek, kalmak, ikamet etmek (lübs) olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımın bu ikinci anlamdan, yani zaman geçirmekten türediğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "lübs" kavramının bir mekanda veya bir durumda belirli bir süre durmak, oyalanmak anlamına geldiğini vurgular. Ayette, insanın dünya hayatında veya kabirde geçirdiği o uzun sürenin, kıyametin dehşeti karşısında ne kadar kısa ve önemsiz algılandığını temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman felsefesinde "l-b-s" eyleminin insanın dünya ile olan ontolojik bağını ve orada geçirdiği sürenin sınırlılığını nitelediğini, mahşer anında bu "kalış" süresinin bir hiçliğe dönüştüğünü analiz eder. Angelika Neuwirth, Mekki hitabetin kapanış sahnelerinde bu fiilin, muhatabın zaman algısını parçalayan dramatik bir işlev gördüğünü, dünyadaki o gururlu ve uzun yaşama hırsının trajik bir "kısa bekleyişe" indirgendiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "bekleme ve kalma" vurgusunun, dünya hayatının sonsuzluk karşısında sadece gelip geçici bir duraklama veya kısa bir kestirme kadar dar olduğu gerçeğini insanın yüzüne çarptığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "yelbesû" fiilinin burada varoluşsal bir uyanışı simgelediğini, ölüm sonrası dirilişle birlikte insanın dünyadaki zaman serüveninin bir yanılsamadan ibaret olduğunu anladığı o idrak anını nitelediğini analiz eder.
Aşiyyeten (عَشِيَّةً)
İbn Fâris, ayn-ş-y kök harflerinin temel semantik anlamının karanlığın çökmesi, günün sonu ve görüşün zayıflaması olduğunu belirtir. Güneşin batmaya meyletmesinden gecenin tamamen karanlığa bürünmesine kadar olan vakte bu kökten isim verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "aşiyye" kelimesinin günün son saatlerini, güneşin batışına yakın olan zaman dilimini temsil ettiğini vurgular; buradaki bağlamın koca bir insan ömrünün veya dünyanın toplam yaşının kıyamet günü geriye bakıldığında sadece kısacık bir "akşamüstü" gibi algılanacağını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın eskatolojik sahnelerinde "aşiyye" kavramının, dünya hayatının geçiciliğini ve kısalığını vurgulayan psikolojik bir zaman birimi olarak kullanıldığını analiz eder. Angelika Neuwirth, "aşiyye" ve "duha" kelimelerinin birbirine zıt iki zaman dilimi olarak Mekki surelerde sıkça kullanıldığını, bu kontrastın insanın sınırlı ömrünü sembolize eden şiirsel bir mercek olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "günün kararması" vurgusunun, burada bir ömrün nasıl da hızla tükenip akşam karanlığına karıştığını simgelediğini, insanın dünya serüveninin bir akşam serinliği kadar kısa ve aldatıcı olduğunu nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, aşiyye kelimesinin etimolojik olarak bir "bitiş ve kapanış" hüznü barındırdığını, dünya hayatının mahşer perpektifinden bakıldığında o çabucak biten gün sonu telaşına benzetildiğini söyler.
Duhâhâ (ضُحَاهَا)
İbn Fâris, d-h-y kök harflerinin temel semantik anlamının güneşin yükselmesi, parlaması, günün aydınlanması ve bu aydınlığın hissedildiği zaman dilimi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "duha" kelimesinin güneşin ışığının ve hararetinin en duru hissedildiği kuşluk vaktini temsil ettiğini vurgular; ayetteki kullanımın "aşiyye" ile birlikte bir günün iki ucunu ifade ettiğini ve koca bir ömrün "ya bir akşamüstü ya da bir kuşluk vakti" kadar kısa algılanacağını açıkladığını belirtir. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir birikimine uygun olarak bu kelimenin, kıyametin dehşetiyle karşılaşan inkarcıların dünyada geçirdikleri uzun yılları bile sadece bir günün sabahı veya akşamı kadar kısa görecekleri şeklindeki o psikolojik çöküşü nitelediğini aktarır. Angelika Neuwirth, "duha" kelimesinin burada taze bir başlangıcı, günün ilk ışıklarını temsil etmesine rağmen, kıyamet günü bu tazeliğin bir anda tükenmiş bir geçmişe dönüştüğünün fark edilmesini sağlayan retorik bir zıtlık oluşturduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "parlama" vurgusunun, insanın dünyadaki o en parlak, en şatafatlı ve en uzun zannettiği çağlarının bile ahiret gerçeği karşısında bir kuşluk vaktinin çabucak geçiveren aydınlığı kadar yetersiz ve kısa kalacağını nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "duha" ifadesinin ontolojik bir "zaman kırılması" olduğunu, mutlak hakikat ufukta belirdiğinde, izafi zamanın kendi içine çökerek bir günün küçük bir parçasına indirgendiğini simgelediğini belirtir.
Yorum
Yorum