Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 31. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 31. Ayet

    اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Aḣrace minhâ mâehâ vemer’âhâ

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yerden suyunu ve bitkisini çıkardı."

      Sonra hamdetmemiz için biz insanlar adına yarattığı ve hayvanlar için yerden çıkarttığı ürünleri zikretti. Böylece nimetlerini hatırlatarak bizim kendisine hamd ile şükretmemizi amaçladı. Zira hayvanlar da bizim için yaratılmıştır. Onların yararına olan yiyecekler sonuçta bizim de yararımıza olmaktadır. Zira biz o çıkarılan yiyecekler vasıtasıyla hayvanlardan yararlanabilmekteyiz.​​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ahrece (أَخْرَجَ)

        İbn Fâris, h-r-c kökünün temel semantik anlamının bir şeyin bir yerden dışarı çıkması, gizliyken aşikar hale gelmesi ve iç kısımdan dışa doğru intikal etmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ihrâc" eyleminin bu ayette yeryüzünün derinliklerinde saklı olan suyun ve bitkilerin ilahi bir kudretle yüzeye çıkarılmasını temsil ettiğini, bunun da hayata imkan tanımak için gerçekleştirilen bir "belirme" süreci olduğunu vurgular. Celaleddin el-Suyuti, fiilin bir önceki ayette geçen "dehâhâ" (yayıp döşeme) eylemini tamamladığını, yeryüzünün sadece bir zemin olarak değil, aynı zamanda bir kaynak olarak düzenlendiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik sisteminde "h-r-c" kökünün genellikle yokluktan varlığa veya potansiyel halden fiili hale geçişi simgelediğini, burada da toprağın bağrındaki rızık potansiyelinin hayata dökülmesini nitelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "dışarı çıkarma" vurgusunun, yeryüzündeki su döngüsünün ve bitki örtüsünün rastgele bir oluşum değil, bilinçli bir tasarımın sonucu olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ahrece kelimesinin etimolojik olarak eylemdeki kesinliği ve hızı barındırdığını, bunun da ilahi irade karşısında her türlü engelin kalkışını simgelediğini söyler.

        Mâeha (مَاءَهَا)

        İbn Fâris, bu kelimenin m-v-h kökünden geldiğini ve temel anlamının akışkanlık, berraklık ve her şeyin hayat kaynağı olan sıvı olduğunu belirtir. Kökenin bir şeyin erimesi veya saflaşması anlamıyla da bağı olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "mâ" kelimesinin Kur'an'da hayatın biyolojik ve ontolojik temeli olarak konumlandırıldığını, ayetteki zamirin yeryüzüne (arz) ait olduğunu ve yeryüzünün kendi öz suyunu çıkarmasını nitelediğini vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin Akkadca "mû", İbranice "mayim" ve Süryanice "mayyâ" gibi diğer Sami dilleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu, antik Yakın Doğu kozmolojisinde suyun "hayatın başlangıcı" olarak görüldüğünü analiz eder. Gabriel Said Reynolds, "mâ" kelimesinin bu bağlamda yaratılış sahnelerindeki "bereket" ve "rızık" temasının en temel unsuru olarak kullanıldığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "akışkanlık" ve "canlılık" vurgusunun, yeryüzünün statik bir kütle olmaktan çıkıp dinamik bir yaşam alanı haline gelişini simgelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "mâ" kelimesinin semantik derinliğinde saflık ve varoluşun kaynağına dönüş anlamı olduğunu, suyun yer altından çıkışının ilahi rahmetin tecellisi olduğunu analiz eder.

        Mer'âha (مَرْعَاهَا)

        İbn Fâris, r-ayn-y kök harflerinin temel semantik anlamının bir şeyi korumak, gözetmek, otlatmak ve bir varlığın gıdasını sağlamak olduğunu belirtir. Bu kökün hem çobanın sürüsünü korumasını hem de hayvanların beslendiği bitki örtüsünü ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "mer'â" kelimesinin bir mekan ismi olduğunu ve canlıların otladığı, beslendiği her türlü yeşilliği ve bitkiyi temsil ettiğini vurgular; bunun yeryüzündeki rızık sofrasının ilk halkası olduğunu ifade eder. Angelika Neuwirth, bu kelimenin Mekke dönemi surelerinde kullanılan pastoral imajların bir parçası olduğunu, "mer'â" tasvirinin insana ve hayvana sunulan ilahi konukseverliğin bir nişanesi olduğunu analiz eder. Toshihiko Izutsu, r-ayn-y kökünün Kur'an'da koruma ve yönetme kavramlarıyla ilişkili olduğunu, burada ise doğanın canlılar için bir gıda deposu haline getirilmesini simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "gözetme ve besleme" vurgusunun, yeryüzündeki bitki çeşitliliğinin tüm canlıların hayati ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlandığını nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, mer'âha kelimesinin etimolojik olarak bir emniyet ve bereket alanına işaret ettiğini, toprağın suyla buluştuktan sonra büründüğü o yeşil ve canlı elbiseyi temsil ettiğini söyler.

        Yorum

        İşleniyor...
        X