قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nâziât Sûresi, 8. Ayet
Daralt
X
-
"İşte o gün korkudan yürekler ağıza gelir."
Eğer kasem, yani yemin âhiret hayatının ispatına yönelik idiyse o takdirde âyette ölümden sonra diriltme ile ilgili hallere ve fiillere işaret vardır. Eğer "O gün şiddetle sarsan sarsar; onu ikinci sarsıntı izler!" meâlindeki âyetler üzere düzenlenmiş ise o takdirde şöyle yorumlanır. Sanki onlar sordular ve dediler ki "O günde kalpler nasıl olur?"; cevap olarak da "Vâcife, yani korku dolu, korkudan yürekleri ağıza gelir halde..." denilmiş olur. "Vâcife" korkan ve ürperen demektir.
Yorumu Yorumla
-
Kulub (قُلُوبٌ)
İbn Fâris, k-l-b kökünün temel semantik anlamının bir şeyi bir taraftan diğer tarafa çevirmek, altını üstüne getirmek ve bir halden başka bir hale dönüştürmek olduğunu belirtir. Bir nesnenin içini dışına, sağını soluna çevirme eyleminin bu kökün aslı olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu hayati organa, çok değişken olması, düşünce ve duygular arasında sürekli halden hale dönmesi nedeniyle "kalb" adının verildiğini belirtir. Nâziât suresindeki bu bağlamda, kalplerin o büyük sarsıntı (râcife) karşısında istikrarını tamamen yitirmiş, manevi bir altüst oluş içinde ve kararını kaybetmiş bir merkezi temsil ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında kalbin sadece bir duygu merkezi değil, aynı zamanda idrak, niyet ve iradenin odağı olduğunu; buradaki kullanımın, insanın tüm varoluşsal merkezinin temelinden sarsılmasını ifade ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin ontolojik bir vurgu taşıdığını, insanın özünün ve iç dünyasının o günkü dehşet karşısında artık hiçbir şeyi gizleyemeyecek şekilde çalkalanışını simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin belirsiz (nekra) bir formda gelmesinin, o gün dehşete düşecek kalplerin çokluğuna ve bu korkunun mahiyetinin insan idrakini aşan boyutuna işaret ettiğini ifade eder.
Vacife (وَاجِفَةٌ)
İbn Fâris, v-c-f kökünün asıl anlamının şiddetli sarsıntı, çarpıntı, hızlı hareket ve yerinden oynayacakmış gibi olmak olduğunu belirtir. Özellikle korkudan dolayı kalbin şiddetle çarpması veya bir bineğin hızla sürülmesi (ivcâf) durumları için bu kökün kullanıldığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "vecf" kavramının aşırı korku ve kaygıdan dolayı kalbin küt küt atması, huzursuzca yerinden oynaması anlamına geldiğini; bunun, dış dünyadaki büyük yıkımın insan ruhundaki kaçınılmaz sarsıntısı olduğunu vurgular. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir birikimine uygun olarak bu kelimeyi, o günkü azabı ve hesabı gören suçlu kalplerin büyük bir ızdırap, korku ve endişeyle titremesi, yerinde duramaz hale gelmesi olarak detaylandırır. Angelika Neuwirth, bu kelimenin seçilmesindeki edebi dehaya dikkat çekerek, dış dünyadaki kozmik sarsıntının (râcife) insan ruhundaki öznel karşılığının "vâcife" olduğunu, makro-kozmostaki fiziksel parçalanma ile mikro-kozmostaki (insandaki) psikolojik dehşetin bu iki kelime üzerinden birbiriyle nasıl ilişkilendirildiğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısının kalp çarpıntısının ritmini andırdığını, Kur'an'ın o andaki paniği ve çaresizliği tasvir etmek için en uygun semantik birimi seçtiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "hızlı hareket" vurgusunun, suçlu kalplerin o günkü kurtuluş ümidi taşımayan çırpınışlarını ve korkunun yarattığı biyolojik-metafiziksel ritim bozukluğunu temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, vâcife nitelemesinin, kalbin korkudan dolayı göğüs kafesine sığmayacak derecede çarpması anlamına geldiğini ve bu durumun inkarcıların o günkü mutlak acziyetini simgelediğini söyler.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla