فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 27. Ayet
Daralt
X
-
“Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!”
Meryem çocuğu, yani îsayı kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: ‘Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın. Ebû Bekir el-Esam bu âyeti, gerçekten sen olmayacak bir iş yaptm diye tevil etmiştir. Ancak onun tevili “ferayti” (فَرَيْتِ) fiiline “et-takdir” (التَّقْدِير) mânası verildiğinde isabetli olur. Arapça’da “ferâ” fiilinin “düşünüp taşındıktan sonra yaptı” anlamına geldiği söylenmiştir. Bazıları da aynı âyete “Sen büyük bir iftira yaptm” anlamını vermişlerdir ki bu açık bir zina iftirasıdır, tıpkı şu ilâhî beyanda belirtildiği gibi: “Elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp”. Bazıları “şey’en feriyyen” (شَيْئًا فَرِيًّا) beyanındaki “feriyyen” (فَرِيًّا) kelimesini açıklarken yapılan her acaib fiil ve işe “feriy” denildiğini belirtmişlerdir. Kelime burada acaib ve tuhaf bir iş anlamına gelmiş olur. Bu açıklama doğruya daha yakındır. Çünkü onların sözlerinin açıkça iftira olarak yorumlanması mümkün değildir. Burada iftiranın üstü örtülü olarak atılmasının bir gerekçesi (babasız çocuk doğurması) ve bir dayanağı (her hangi bir kimse ile evli değil) vardır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Fe-etet (فَأَتَتْ)
İbn Fâris, "e-t-y" kökünün temel manasının gelmek, ulaşmak, varmak ve bir şeyi getirmek olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "ityân" kavramının mekânsal veya durumsal bir varış olduğunu ifade eder. Fiilin başındaki "fe" (takibiye) harfi, Meryem'in ilahi teselliyi (su ve taze hurma mucizesini) yaşayıp güç topladıktan hemen sonra, vakit kaybetmeden ve kaçmadan doğrudan halkının karşısına çıkma cesaretini gösterir. Ayette eylemin doğrudan Meryem'e nispet edilmesi, onun suçluluk duygusuyla saklanmak yerine, ilahi emre (susma orucuna) güvenerek yüzleşmeye kendi iradesiyle gittiğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "geldi, getirdi" manalarına gelen bu mazi fiilin, Meryem'in doğum sürecini atlattıktan sonra ıssızlıktan çıkarak toplumsal alana, kendisini yargılayacak olan kalabalığın içine dönüşünü bildirdiğini aktarır.
Bihî (بِهِ)
Râgıb el-İsfahânî, "bi" (ile) harf-i ceri ve "hî" (o, onu) zamirinin birleşiminden oluşan bu kelimenin, "musahabe" (beraberlik) ve fiili geçişli yapma (ta'diye) işlevi gördüğünü açıklar. Bu edat, "geldi" (etet) eylemini "onu (bebeği) getirdi" manasına dönüştürerek, Meryem'in gizlenmesi en muhtemel olan şeyi (kucağındaki çocuğu) en açık şekilde kavminin önüne serdiğini gramatik olarak sabitler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "onunla, onu beraberinde alarak" manalarına gelen bu ifadenin, Meryem'in kavminin karşısına tek başına değil, hakkındaki tüm şüphelerin merkezinde yer alan yeni doğmuş Hz. İsa ile birlikte çıktığını kaydeder.
Kavmehâ (قَوْمَهَا)
İbn Fâris, "k-v-m" kökünün birlikte ayağa kalkmak, aynı amaca yönelmek ve dayanışma içinde olmak manalarına geldiğini belirtir. Başlangıçta sadece erkekler topluluğunu ifade ederken, zamanla tüm toplumu kapsayan bir anlama evrilmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, "kavm" kelimesinin, aralarında soy, mekân veya din bağı bulunan topluluklar için kullanıldığını ifade eder. Sonundaki "hâ" (onun) zamiriyle "kavmehâ" (onun kavmi) şeklinde zikredilmesi, Meryem'in yüzleştiği kitlenin yabancılar değil; onun geçmişteki iffetini, mabetteki adanmışlığını en iyi bilen, akrabalarının ve dindaşlarının (İsrailoğulları'nın) oluşturduğu en yakın sosyal çemberi olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "kavm" kelimesinin, bireyin varoluşsal olarak en çok bağımlı olduğu, değer yargılarını ve cezalandırma mekanizmalarını elinde tutan sosyolojik otoriteyi temsil ettiğini vurgular. Meryem'in doğrudan kendi "kavminin" karşısına çıkması, salt bir kalabalıkla değil, katı şeriat kuralları ve namus algısıyla donanmış, acımasız bir yargı mercii ile yüzleşmesi demektir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, onun toplumu, onun kavmi manalarına gelen bu kelimenin, Meryem'in mabedden ayrılışına şahit olan ve şimdi onu kucağında bir bebekle görerek en ağır ahlaki sorgulamayı başlatacak olan İsrailoğulları cemaatini işaret ettiğini aktarır.
Tahmiluhu (تَحْمِلُهُ)
İbn Fâris, "h-m-l" kökünün fiziki bir ağırlığı veya soyut bir yükü sırtta, karında yahut kucakta taşımak, kaldırmak ve götürmek anlamlarına geldiğini açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "haml" eyleminin bir nesneyi yüklenmek olduğunu belirtir. Ayette "tahmiluhu" (onu taşıyarak) şeklinde muzari/hal formunda kullanılması, Meryem'in çocuğu bir beşiğe veya örtüye saklamadan, herkesin görebileceği şekilde kucağında taşıdığı o anın görsel sürekliliğini ve dramatik ağırlığını muhatabın zihnine çizer.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamdaki tasvir gücüne (i'câz-ı beyanî) dikkat çeker. "Tahmiluhu", sadece biyolojik bir bebeğin taşınması değildir; Meryem'in o an kucağında taşıdığı şey, toplumun ona yönelteceği iftiralar, namusuna sürülecek lekeler ve ölüm (recm) tehlikesidir. İffet sembolü yalnız bir kadının, kendisine atılacak tüm taşları adeta kucağında taşıyarak öfkeli bir kalabalığın üzerine doğru yürümesi, Kur'an belagatinin çizdiği en cesur ve sarsıcı varoluşsal tablolardan biridir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, onu taşıyarak, kucağına almış vaziyette manalarına gelen bu hal (durum) zarfı fiilinin, Hz. Meryem'in bebeği gizleme çabasına girmeden, ilahi takdire mutlak bir teslimiyetle onu açıkça sergileyerek getirdiğini kaydeder.
Kâlû (قَالُوا)
İbn Fâris, "k-v-l" kökünün insanın düşüncesini sese ve kelimelere dökmesi, ifade etmesi manasına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, söylemek manasındaki fiilin çoğul kalıbı (dediler) olan bu kelimenin, kavmin Meryem'i görür görmez yaşadığı şoku, infiali ve anında kolektif bir yargılamaya dönüşen sözlü saldırıyı başlattığını ifade eder. Kalabalıktan tek bir ses değil, adeta bir koro halinde yükselen suçlayıcı bir uğultudur.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, dediler, söylediler manalarına gelen bu fiilin, İsrailoğulları'nın Meryem'in kucağındaki manzarayı gördüklerinde ona açıklama fırsatı dahi vermeden peşin hükümlerini ve öfkelerini dışa vurdukları anı temsil ettiğini aktarır.
Yâ (يَا)
Râgıb el-İsfahânî, bu edatın muhatabın dikkatini çekmek için kullanılan bir seslenme (nida) aracı olduğunu belirtir. Ancak ayetteki bağlamında kavmin bu nidası sıradan bir çağrı değil; içinde derin bir hayal kırıklığı, kınama, teessüf ve azarlama barındıran sert bir ünlemdir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, ey manasına gelen nida edatının, topluluğun bütün dikkatini ve öfkesini Meryem'in şahsında odakladığını gösteren gramatik bir vurgu olduğunu kaydeder.
Meryemu (مَرْيَمُ)
El-Cevâlîkî, bu ismin Arapça kökenli olmadığını, yabancı bir dilden Arapçaya geçmiş (muarrab) acemi bir özel isim olduğunu belirtir.
Gabriel Said Reynolds, "Meryem" isminin Kur'an'daki ve Geç Antik Çağ'daki kullanımına dikkat çeker. Kavminin onu doğrudan ismiyle (Yâ Meryem) çağırması, onun o toplumdaki bilindik statüsünü (mabede adanmış, dindar ve iffetli kız) hatırlatan polemikçi bir vurgudur. Toplum adeta, "Sen sıradan biri değilsin, sen mabedin kızı Meryem'sin, bu manzarayı senin ismine ve geçmişine nasıl yakıştıralım?" şeklinde derin bir çelişkiyi ve hayal kırıklığını yüzüne vurmaktadır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Hz. İsa'nın annesinin özel ismi olan bu kelimenin, kınayan kalabalığın doğrudan onun şahsiyetini, geçmişteki temizliğini ve ailesinin saygınlığını hedef alarak onu en zayıf noktasından vuran bir hitap olduğunu aktarır.
Lekad (لَقَدْ)
Râgıb el-İsfahânî, bu yapının "lâm" (yemin/kasem) ve "kad" (tahkik/kesinlik) edatlarının birleşiminden oluştuğunu açıklar. "Andolsun ki muhakkak" manasına gelen bu güçlü pekiştirme, kavmin Meryem'in durumuna dair hiçbir hüsnüzan (iyi niyet) beslemediğini, onun suçluluğuna dair zihinlerinde mutlak ve sarsılmaz bir karara vardıklarını gösterir. İhtimal payı bırakmayan kati bir suçlama başlangıcıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, andolsun ki, muhakkak ki, şüphesiz manalarına gelen pekiştirme edatının, kalabalığın kendi gözleriyle gördükleri manzara karşısında hükmü çoktan kestiğini ve Meryem'i sorgulamadan mahkûm ettiklerini gramatik olarak belgelediğini kaydeder.
Ci'ti (جِئْتِ)
İbn Fâris, "c-y-e" kökünün gelmek, bir şeyi getirmek, ortaya koymak ve bir işi yapmak manalarına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "mecî" (gelme) eyleminin, "ityân" kelimesinden farklı olarak Kur'an'da genellikle daha büyük, ağır, şaşırtıcı ve dehşet verici durumların ortaya çıkışı veya yapılması için kullanıldığını ifade eder. Fiilin sonuna eklenen "ti" (sen - müennes) zamiriyle "ci'ti" (sen getirdin / sen yaptın) formuna bürünerek, Meryem'in kucağındaki çocuğun sıradan bir varlık değil, onun kendi elleriyle işlediği devasa bir cürüm olarak nitelendiğini gösterir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, getirdin, geldin, ortaya koydun manalarına gelen bu fiilin, İsrailoğulları'nın Meryem'e yönelttiği eylemsel suçlamanın ("sen bu gayrimeşru işi yaptın" ithamının) temel yüklemi olduğunu aktarır.
Şey'en (شَيْئًا)
İbn Fâris, "ş-y-e" kökünün var olan, işaret edilebilen ve bilinen her türlü nesne, olay veya mefhum manasına geldiğini açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "şey" kelimesinin varlık alanındaki en geniş kapsama sahip isim olduğunu belirtir. Ayette "şey'en" şeklinde belirsiz (nekra) olarak kullanılması, Meryem'in getirdiği/yaptığı şeyin o kadar büyük, o kadar akılalmaz ve ahlaki olarak tanımlanamaz bir cürüm olduğunu ima eder ki, kalabalık onu isimlendirmekte bile zorlanarak sadece "bir şey" diyerek o dehşetin belirsizliğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, bir şey, bir iş, bir hadise manalarına gelen kelimenin, Meryem'e atfedilen suçun boyutunu ve kavmin gözündeki çirkinliğini nitelemek üzere kendisinden sonraki sıfatla (feriyyâ) birleşecek olan mevsuf (nitelenen isim) olduğunu kaydeder.
Feriyyâ (فَرِيًّا)
İbn Fâris, "f-r-y" kökünün temel manasının bir şeyi yarmak, kesmek, parçalamak ve bir şeyi aslı astarı olmadan icat etmek (uydurmak) olduğunu açıklar. Deriyi düzgünce kesmeye "fery", iftira atmaya ve yalan uydurmaya "iftira" denmesinin sebebi; her ikisinde de var olan bir bütünü (ahlakı veya deriyi) yırtarak kendi zihninden yeni ve asılsız bir form üretmektir.
Râgıb el-İsfahânî, "feriyy" kavramının sıradan bir hata veya günah değil; son derece çirkin, emsalsiz, şaşkınlık verici ve ahlaki sınırları yırtıp atan korkunç bir cürüm (emr-i azîm) olduğunu belirtir. Kavmin Meryem'e "şey'en feriyyâ" demesi; "Sen sadece bir günah işlemedin, sen ahlakın ve dinin bütün sınırlarını yırttın, emsali görülmemiş, tüyler ürpertici bir iş yaptın" şeklindeki mutlak kınamayı ifade eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel ve sosyolojik bağlamına temas eder. İsrailoğulları'nın şeriatında, hele ki Harun soyundan gelen (mabede adanmış) bir kızın gayrimeşru çocuk doğurması, sıradan bir zina vakası değil, toplumsal sözleşmeyi, dini onuru ve ahlaki nizamı temelinden sarsan bir "feriyy"dir (korkunç bir yırtılmadır). Toplumun bu kelimeyle verdiği tepki, kendi ahlaki düzenlerinin temelinden sarsıldığını hissetmelerinin sosyolojik bir refleksidir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin felsefi ve psikolojik dehşetini analiz eder. "Feriyy", sadece bir yalan veya günah değil, "yırtık/parçalanmışlık" demektir. Kavim Meryem'e bakarken, kendi geleneklerinin, namus tasavvurlarının ve nedenselliğe (tabiat kanunlarına) olan inançlarının "yırtıldığını" görmektedirler. Meryem, kucağındaki o varlıkla (İsa'yla), onların alıştığı o katı gerçekliği paramparça etmiş (feriyyâ), akıllarında ve inançlarında devasa bir delik açmıştır. Bu kelime, kalabalığın bu yırtılma karşısında yaşadığı ontolojik öfkenin çığlığıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, görülmemiş, uydurma, şaşılacak derecede çirkin ve korkunç iş manalarına gelen bu sıfatın, İsrailoğulları'nın Hz. Meryem'e yönelttiği iftiranın ve kınamanın şiddetini özetlediğini, onun eylemini toplumun ahlaki yapısını tahrip eden affedilmez bir hadise olarak yaftaladıklarını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla