ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Müddessir Sûresi, 22. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yüz ekşitme, müddessir suresi, kaş çatma, bakış, müddessir suresi 22. ayet, arkaya dönme, müddessir 22, kibir
-
"Sonra kaşlarını çattı, suratını astı,"
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. Bu kişiyi kaşlarını çatmaya ve suratını asmaya sevkeden şey, kendisine söyledikleri farklı görüşler olabilir. O da ihtilafları yalancılıklarını ortaya çıkardığı için onlara kaşlarını çatmış olabilir. Yahut Resûlullah (a.s.) hakkında kapıldığı şiddetli öfke olabilir. Bu öfke onu öyle kederlendirmiş ve üzmüştür ki etkisi yüzüne vurmuş ve bu yüzden kaşlarını çatıp suratını asmıştır.
Yorumu Yorumla
-
Abese (عَبَسَ)
Kelimenin kökü Arapça a-b-s harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel manasının yüzün ekşimesi, asılması ve yüz hatlarının gerilerek toplanması olduğunu belirtir. Özellikle alındaki derinin büzülmesini ve kaşların çatılmasını ifade eden bu eylemin, genellikle bir hoşnutsuzluk veya öfke durumunda ortaya çıktığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "abes" kavramını bir şeyi sevmemek veya ondan iğrenmek sebebiyle yüzde meydana gelen daralma olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda, muhatabın (Velid b. Muğire) Kur’an vahiylerini dinledikten sonra onlarda bir açık bulamamanın verdiği sıkıntı ve nefretle yüzünü ekşittiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimeyi kâfir psikolojisinin dışa vurumu olarak ele alır; ona göre bu "yüz asma" eylemi, kişinin iç dünyasındaki hakikati reddetme iradesinin fiziksel bir nişanesidir ve ilahi mesaja karşı takınılan kaba ve mağrur tavrın ilk aşamasını temsil eder. Angelika Neuwirth, bu fiilin kullanımını dramatik bir sahneleme olarak nitelendirir; "nazar" (bakma) eyleminden sonra gelen "abese" (yüz asma) fiilinin, muhatabın zihnindeki karanlık kurgunun artık yüz hatlarına yansıyan aktif bir muhalefete dönüştüğünü gösterdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Velid b. Muğire'nin Kur'an'ın edebi üstünlüğü karşısında aciz kalışının yarattığı öfkeyi ve bu öfkenin yüzünde bıraktığı o çirkin ifadeyi betimlediğini, bunun sadece bir anlık refleks değil, bilinçli bir nefretin tezahürü olduğunu belirtir.
Besera (بَسَرَ)
Kelimenin kökü Arapça b-s-r harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "bir şeyin vaktinden önce yapılması" veya "hamlık" olduğunu belirtir. Henüz olgunlaşmamış hurmaya "busr" denilmesinin sebebinin bu olduğunu; yüz için kullanıldığında ise "besera" fiilinin, henüz bir eyleme geçmeden veya söz söylemeden önce yüzün çok çirkin bir şekilde asılmasını, ekşimesini ve sertleşmesini ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "besr" kelimesinin "abese"den daha ileri bir dereceyi temsil ettiğini, kişinin yüzünü adeta bir şeyi çiğ yemiş gibi aşırı derecede buruşturması anlamına geldiğini vurgular. Ayette bu iki kelimenin birlikte kullanılmasının, yüzün kademe kademe kararmasını ve nefretin dozajının artmasını temsil ettiğini belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "vaktinden önce meyve vermek" anlamıyla olan bağına dikkat çekerek, burada kişinin henüz içindeki yalanı (sihir iddiasını) dışarı vurmadan önce, o yalanın ağırlığı ve zorlamasıyla yüzünün deforme olmasını nitelediğini savunur. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "besera" kelimesinin ifade ettiği bu aşırı yüz buruşturmanın, insanın hakikat karşısındaki ontolojik sıkışmışlığının bir resmi olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "yüzü son derece sevimsiz bir hale getirmek" manasına geldiğini, Velid b. Muğire'nin Kur'an'a karşı üreteceği iftirayı zihninde kesinleştirdiği andaki o "suratsız ve mendebur" tavrını resmettiğini, bunun "abes"ten daha şiddetli bir kin ifadesi olduğunu kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla