فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mâûn Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
4. "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,"
5. "Namazlarını ciddiye almazlar."
6. "Hem de onlar gösteriş yaparlar."
Bu ilâhî beyan münâfıklar hakkında ise nifak ehli hep böyledir, yerine getirdikleri dini bir görev olursa mutlaka gayri ciddi ve gafil davranırlar, yaptıkları bir taat varsa bunu gösteriş için yaparlar, şu âyetlerde belirtildiği gibi: “Namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler”; “...Namaza üşenerek gelirler ve istemeyerek harcama yaparlar”*. Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hak bu âyetlerinde, münafıkların tembellik ve isteksizlikleriyle cimriliklerini anlatmıştır. Allah Teâlâ'nın Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki diye başlayıp münafıklar hakkında devam eden beyanları da biraz önce bahsettiğimiz niteliklerin çizgisini izlemiş olabilir. Bunun yanında sözü edilen âyetlerin kâfirler hakkında olması da imkân dâhilindedir. Çünkü kâfirler de bir tür namaz görevi ifa ederlerdi, şu âyet-i kerimede yer aldığı üzere: “Onların Beytullah yanındaki duaları (salât) ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildi”*. Cenâb-ı Hak bu beyanıyla müşriklere ait namazın gerçekte namaz niteliği taşımadığını haber vermiştir. [$]Bahis konusu namazın gerçek şekline bürünmüş olması da imkân dahilindedir. Nakledildiğine göre Mekke müşrikleri putlarına yönelerek bir tür namaz kılarlardı; bununla da putlara olan bağlılıklarının ileri boyutlara ulaştığını halka göstermeyi amaçlarlardı. Kendilerinden kopmayı aklından geçirenler onların bu davranışlarını görünce doğru yolda olduklarını zannederlerdi. Sonuç olarak müşriklerin bu davranışında Peygamber'e itaatten alıkoyma ve insanların ona yönelik teveccühünü bertaraf etme faktörü vardı. Yukarıdaki âyette geçen “ıslık çalmak ve el çırpmak” buna yönelik bir içerik taşır.
Tefsirinin yapılmasına çalışılan ilâhî beyanın boyun eğiş ve itaat arzediş anlamından kinaye olması da muhtemeldir. Buna göre âyet “Yazıklar olsun o itaat etmeyen ve boyun eğmeyenlere” mânasına gelir.
Namazlarını Ciddiye Almayanlar
Aziz ve Celîl olan Allah’ın Namazlarını ciddiye almayanlar meâlindeki beyanın iki anlama gelmesi muhtemeldir. Birincisi kendi yararına olan namazlarını terk ettiler mânasına. “Kendileri için olan namazların anlamı namazın Allah’a yönelik olması, onu Allah’a tahsis etmeleri, O’ndan başkasına, putlara ve başka varlıklara yönelik olarak kılmamalarıdır. Zira namazı Allah rızası için kılanın bu davranışının yararı, gerçekte pek değerli manevî mükâfatı açısından kendisine döner. Müşrikler namazı terk etmek suretiyle kendilerine zarar getirmiş olurlar. Kendilerince ifa ettikleri namazı da zararı ve faydası dokunmayan putlara yönelik kılmışlardır.
İkincisi, namazı zayi ettikleri zaman onu ciddiye almamış olurlar. Bu mâna “Namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar”' meâlindeki âyet-i kerîmenin tefsirinde İbn Mesûd’un mushafındaki şu beyanıyla uyum içindedir: Namaza kendilerini vermedikleri (sehv) için o, kendilerini âyette sözü edilen çirkinliklerden alıkoymamıştır. İbn Abbâs’tan (r.a.) Resûlullah’a nispet edilerek nakledilen rivayete göre “Vaktinden sonraya bırakırlar” diye açıklanmıştır.
Müfessir Mücâhid şöyle demiştir: "Sâhî" (ساهي) namazı kılıp kılmadığına aldırmayan kimsedir. Görmez misin ki Cenâb-ı Hak Onlar gösteriş yapanlardır buyurmuştur. Hasan-ı Basrî ise âyetlerin konu edindiği kişilerin namazı vaktinde edâ etmeyen, kıldıklarında da gösterişe kaçan münafıklar olduğunu belirtmiştir. Sâd [b. Ebû Vakkâs] "sehv" kavramını "vaktinde kılmamak" diye açıklamış*, Ebu'l-Âliye" ise "sâhî" (ساهي) secdeden çift rekate mi tek rekate mi kalktığını bilmeyen kimsedir demiştir. Süleyman'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah'a hamd ve şükürler olsun ki "namazlarında sehvedenler" dememiş, namazlarından gaflet edenler buyurmuştur.
Yorum
Yorum