Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Leyl Sûresi, 4. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Leyl Sûresi, 4. Ayet

    اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İnne sa’yekum leşettâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Elbette çabalarınız farklıdır."

      Âhiret Âleminin Gerekliliği

      Dediler ki: Yeminin cevabı budur. Denilirse ki: Mümin, kâfir herkes bilir ki insanların çabaları farklıdır. Bu durumda herkesin zaten bildiği bir şey üzerine yemin etmenin ne tür bir hikmeti ve faydası olur?

      En doğrusunu Allah bilir ya, bunun cevabı şöyledir: Onların çabaları sonucu ve gereği olarak onlara verilmesi gereken karşılık elbette âhirette farklı olacaktır, ki o da çabalarının karşılığıdır. Sanki şöyle buyurmuş gibidir: Şüphesiz sizin çabanız ve onun sevabı farklıdır. Şöyle ki: Onlar şunu demekteydiler: Eğer Muhammed*in (a.s.) dediği gibi bir âhiret yurdu varsa biz orada Muhammed’in tâbilerinden daha avantajlı durumdayız. Buna şu İlâhî beyanda işaret ediliyor: “Kıyâmetin kopacağını da sanmıyorum. Rabb’imin huzuruna götürülürsem bile, hiç şüphem yok ki, orada bunun yerine daha iyisini bulurum”". Yahut Elbette çabalarınız farklıdır sözü şöyle yorumlanır: Dünya hayatında veren kimse zâhirde başkasına fayda verir, kendisi de zarar görür. Vermeyip de kendisinde tutan ise kendisi fayda görür. Hem veren kimse insanlar katında övülen kimsedir. Eğer verenin verdiğinden fayda görmesi, cimrinin de tutması kendisine zarar vermeseydi o takdirde cömerdi övmek cimriyi de yermek beyinsizlik olurdu. Bu da gösterdi ki, bunu övgüye değer kılan özellikle akıbettir. Çünkü insanlar kâfiriyle müslümanıyla, iyisiyle kötüsüyle bu dünyanın nimetleri ve lezzetlerinden yararlanmakta eşittirler, gecenin ve gündüzün dolaşımı ve bunlarda yaratılan bitkiler, meyveler, pınarlar, ağaçlar... gibi nimetlerden yararlanmada farkları yoktur. Mademki bu dünyada tam bir eşitlik vardır ki buna dair nebî-yi muhtârdan şöyle bir söz nakledilir: “İnsanlar su, doğal bitki örtüsü ve doğal ısı kaynaklarında ortaktırlar”. Öyle ise bedbahtları (eşkıya) ve iyileri birbirinden ayıracak başka bir yurdun olması gerekir. Böylece iyiler ve kötüler, kendi özüne yarar sağlayan ile zarar veren arasındaki farklılıklar ortaya çıksın. Bunların gece ve gündüzden yararlanmakta ve dünyada olan her türlü nimetlerde eşit bulunmaları söz konusu olunca o takdirde aralarında farklılığın ve birbirine üstünlüğün ortaya çıkacağı, sözünü ettiğimiz hususların birbirinden ayrılacağı bir ortam oluşsun.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Sa'y (السعي)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "sîn-ayn-yâ" kökünün temel anlamının hızlı yürümek, bir amaç uğruna çabalamak ve kasıtlı bir eylemde bulunmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin aslında adımları hızlandırarak yürümek manasına geldiğini, ancak mecazi olarak iyi veya kötü yöndeki her türlü ciddi gayret, çalışma ve yönelim için kullanıldığını, bu bağlamda insanın dünya hayatındaki tüm bilinçli eylemlerini, amaçlı koşturmacalarını ve kazanç arayışlarını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki terminolojisinde bu kelimenin salt fiziksel bir hareketten ziyade, insanın ahlaki bir yörünge belirleyerek hedefe yöneldiği şuurlu çabayı simgelediğini, sonraki ayetlerde detaylandırılacak olan vericilik ve cimrilik kutuplarına doğru yapılan iradi yürüyüşü anlattığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yeminlerin ardından gelen bu ayette kelimenin, insanın niyet ve eylem dünyasındaki çeşitliliği ve zıtlığı temsil ettiğini, tıpkı gece ve gündüz gibi kozmik zıtlıklar üzerine yapılan yeminlerin, insanın dünyevi çabalarındaki bu ahlaki farklılığa zemin hazırladığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin insanın varoluşsal eylemliliğini ve özgür iradesini yansıttığını, evrendeki ikili ve zıt yapıya uygun olarak insanın fiillerindeki gayretin de birbirine zıt ahlaki neticeler doğuracak aktif bir nitelikte olduğunu vurgular.

        Şettâ (شتى)

        İbn Fâris, kelimenin dayandığı "şîn-te-te" kökünün temel etimolojik manasının ayrılık, dağılma, parçalanma, birbirinden uzaklaşma ve benzememe durumu olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin birbirinden farklı, ayrı ve dağınık olan şeyleri tanımlayan çoğul bir yapı olduğunu, bağlam içerisinde insanların niyet, yönelim ve eylemlerinin birbirine taban tabana zıt hedeflere doğru dağıldığını, kimisinin kurtuluşa kimisinin ise helake götüren tamamen farklı yollara ayrıldığını söyler. Celaleddin el-Suyuti, klasik dilbilim ve tefsir usulü çerçevesinde kelimenin, insan amellerinin cennete yönelten itaat ile cehenneme sürükleyen isyan arasında kesin bir mahiyet farkı barındırdığını ifade edecek şekilde, gayretlerin farklılığını ve mutlak dağınıklığını anlattığını belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimenin surenin temel ahlaki çerçevesini inşa ettiğini, insan eylemlerini birbiriyle uzlaşmaz ahlaki kategorilere ayırarak, başlangıçtaki gece ve gündüz yeminleriyle kurulan kozmik ikiliğin insan davranışlarındaki ahlaki karşılığını kesin bir ayrışma olarak ortaya koyduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin evrendeki fiziksel zıtlıklar ile insan hayatındaki ahlaki zıtlıklar arasında mükemmel bir paralellik kurduğunu, tıpkı erillik ve dişiliğin veya karanlık ve aydınlığın doğaları gereği birbirinden farklı olması gibi, insanların dünyevi heves ve çabalarının da mahiyet ve akıbet itibarıyla asla bir tutulamayacak kadar birbirinden ayrı ve çeşitli olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X