Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Leyl Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Leyl Sûresi, 3. Ayet

    وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ ḣaleka-żżekera vel-unśâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Erkeği ve dişiyi yaratma fiiline;"

      Bazıları dediler ki: “Mâ” (ما) harfi her ne zaman mâzi fiil ile bitişse, anlamı masdara dönüştürür (mâ-i masdariyye). Sanki şöyle demiş gibi olur: “Erkeğin ve dişinin yaratılışına yemin olsun ki…” Böyle bir ifade bütün mevcudata yapılmış bir yemin olur. Çünkü erkeği ve dişisi olmayan hiçbir varlık yoktur. Aynı şekilde İbn Mesûd’un mushafı de “ve’z-zekera ve’l-ünsâ” (وَالذَّكَرِ وَالْأُنْثَى) şeklindedir. Bizzat Hz. Peygamber’in de (a.s.) böyle kırâatte bulunduğu rivayet edilmiştir. Bazıları da “mâ”nın “ellezî” anlamında ilgi zamiri olduğunu söylemişlerdir. Sanki şöyle demiş gibi: “Ve’l-lezî haleka’z-zekera ve’l-ünsâ” (وَالَّذِي خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَى). Bu durumda yemin Allah Teâlâ’ya yapılmış olur. Birinci yoruma göre ise yemin erkek ve dişi üzerine yapılmıştır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Haleka (خلق)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "hı-lâm-kâf" kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi ölçülendirmek, düzgün ve eşit hale getirmek, bir nesneye belirli bir miktar ve şekil takdir ederek onu yoktan var etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fiilin daha önce hiçbir örneği ve modeli olmaksızın bir şeyi icat etmek anlamına geldiğini, bu ayet bağlamında Allah'ın eril ve dişiyi kusursuz bir biyolojik ve varoluşsal ölçüye göre şekillendirip yaratmasını ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin ortak Sami dil ailesinde, örneğin Güney Arabistan dillerinde ve Habeşçede bir şeyi ölçmek veya bir pay ayırmak gibi kök anlamlara sahip olduğunu, ancak Arapçada ve özellikle Kur'an terminolojisinde doğrudan ilahi bir eylem olarak yoktan var etme şeklindeki teolojik ağırlığını kazandığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal yapısında bu fiilin, Allah'ın mutlak Rablık (rububiyet) vasfının en temel tezahürü olduğunu, varlıkları çiftler halinde yaratmasının ardındaki ilahi iradenin ve gücün kozmik bir işareti olarak kullanıldığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki yaratma eyleminin veya bizzat Yaratıcı'nın üzerine yemin edilmesinin, evrendeki tasarımın bilinçli doğasına vurgu yaptığını, hilkatin tesadüfi bir biyolojik oluşum değil, ilahi bir takdirin eseri olduğunu kaydeder.

        Zeker (الذكر)

        İbn Fâris, kelimenin dayandığı "zel-kef-râ" kökünün dilde iki temel anlama sahip olduğunu; bunlardan ilkinin anmak, hatırlamak, ikincisinin ise erkek cinsi olduğunu, erkeğin soyu devam ettiren ve adından söz ettiren taraf olması sebebiyle bu iki anlam arasında etimolojik bir bağ kurulduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin biyolojik olarak bir türün erkek olanını tanımladığını, ayetin bağlamında üreme ve çoğalma eyleminde aktif prensibi temsil ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, bu kökün Akkadca ve İbranice dahil olmak üzere Sami dillerinin genelinde aynı fonetik ve anlamsal yapıyla erkek cinsini ifade etmek üzere kullanılan en eski ve ortak kelimelerden biri olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin Kur'an'ın ontolojik kurgusunda tek başına bir üstünlük ifadesi olmaktan ziyade, birbirini tamamlayan varoluşsal bir çiftin zorunlu bir yarısı olarak ele alındığını, evrendeki zıtların birliği ve çift kutupluluk yasasının biyolojik bir düzlemde yansımasını ifade ettiğini değerlendirir.

        Ünsâ (الأنثى)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "hemze-nûn-se" kökünün temel etimolojik manasının yumuşaklık, zayıflık ve boyun eğme olduğunu, bu fiziksel ve mizaçsal yumuşaklık algısından dolayı her türün dişi olanına bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin erkek cinsinin zıttı ve tamamlayıcısı olan dişiyi tanımladığını, varlığın doğasındaki alıcı ve kapsayıcı prensibe işaret ettiğini, ayette yaşamın devamlılığı için erkeğin zorunlu varoluşsal eşi olarak konumlandırıldığını söyler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın gece ile gündüz şeklindeki kozmik zıtlıkların hemen ardına erkek ile dişi şeklindeki biyolojik zıtlığı yerleştirmesinin derin bir anlamsal örgüye sahip olduğunu, dişiliğin ve erilliğin birer biyolojik gerçeklik olmanın ötesinde, Yaratıcı'nın evrene yerleştirdiği ve O'nun varlığına işaret eden kozmik ayetler (işaretler) sisteminin bir parçası olarak okunduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, gece ile gündüz arasındaki birbirini izleme ve birinin diğerini tamamlaması ilişkisinin, eril ve dişil doğa arasındaki bütünleyici ve tamamlayıcı ilişkiyle paralellik arz ettiğini, kelimenin bu yemin bağlamında evrendeki ahengi ve ikili sistemi vurgulayan temel bir unsur olarak öne çıktığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X