Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kasas Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kasas Sûresi, 26. Ayet

    قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَٓا اَبَتِ اسْتَأْجِرْهُۘ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَم۪ينُ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâlet ihdâhumâ yâ ebeti-ste/cirh(u)(s) inne ḣayra meni-ste/certe-lkaviyyu-l-emîn(u)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "O iki kızdan biri, 'Babacığım, onu ücretle tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandır' dedi."

      Müfessirler şöyle demiştir: Kızlardan biri babasına "onu ücretle tut, zira o güçlü ve güvenilirdir" dediğinde o, "gücü ve güvenilirliği nedir?" diye sordu. Kız, şöyle dedi: Gücü kuyunun başındaki taşı tek başına kaldırmasıdır. Bu, ancak şu kadar kişinin güç yetirebileceği bir taştı. Kovayı da kuyudan tek başına çekti, buna ancak şu kadar kişi güç yetirebiliyordu. İşte bu, onun gücünü gösterir. Güvenilirliğine gelince, kendisi bana "arkamdan yürü ve bana yolu tarif et" dedi. Bu da onun güvenilirliğini kanıtlar. Bunlardan başka kız, onun güvenilirliğini daha önce, Mûsâ (a.s.) iki kıza meseleniz nedir? diye sorup hayvanlarını suladığı esnada kendileriyle sergilediği davranıştan biliyordu. Bu tür davranışlarda onlara bakmamasında ve töhmete sebep olacak hareketlerde bulunmamasında onun güvenilirliği bilinir olur. En doğrusunu Allah bilir.

      Babacığım, onu ücretle tut. Öyle anlaşılıyor ki babası güçlü ve güvenilir bir işçi aramaktaydı, fakat henüz bulamamış ve elde edememişti. Bu sebeple kız babasına onu ücretle tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandır demiştir. Zira büyük baş hayvanı bulunup mâlî imkânı olan ve bunların güdülmesi ve sulanmasına ihtiyaç duyan -belirtildiği şekliyle zayıflık ve yaşlılığa dûçâr olmuş bir kimsenin, hayvanları gütme ve sulamaya kızlarını gönderip, kızlarının yerine bu işleri yapacak bir işçi tutmaması muhtemel değildir. Bu söz konusu durum öyle bir sonuca götürmez. Özellikle Cenâb- Hakk'ın kızlardan biri utangaç bir eda ile yürüyerek yanına geldi meâlindeki beyanında kızını haya ile nitelendirmesi, onun bir işçi aradığını göstermektedir. Tekrar hatırlatalım ki baba koyunları sulamak üzere kızını göndermişti. O, buna mecbur kalmış ve ihtiyaç duymuştu. Bu sebeple kızı, ona babacığım, onu ücretle tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandır dedi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İstecerhu (اسْتَأْجِرْهُ)

        İbn Fâris, "Mekâyîsü'l-Luğa" adlı eserinde kelimenin dayandığı "e-c-r" kökünün "bir işin veya hizmetin karşılığında verilen bedel, ücret ve onarım" manasına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "el-Müfredât"ta "isti'câr" eylemini, bir kimsenin emeğini, gücünü veya hizmetini belirli bir bedel (ecr) karşılığında talep etmek, onu ücretle işe almak olarak tanımlar. Ayette kızlardan birinin babasına yönelik bu teklifi, sadece evdeki iş yükünün hafifletilmesi değil; Musa gibi dürüst, güçlü ve güvenilir bir karakterin aile bünyesine dahil edilmesi yönündeki rasyonel ve ahlaki bir tavsiyedir.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi, "ecr" ve "icâre" kavramlarının İslam hukukundaki temellerine değinerek, bu ayetin emek-sermaye ilişkisindeki "ehliyet" ve "liyakat" prensiplerinin Kur'an'daki en temel referanslarından biri olduğunu kaydeder.

        el-Kaviyyü (الْقَوِيُّ)

        İbn Fâris, "k-v-y" kökünün temel anlamının "güç, sağlamlık, takat ve zayıflığın zıddı" olduğunu ifade eder.

        Râgıb el-İsfahânî, "kuvvet" kavramını hem fiziksel bedendeki dayanıklılık hem de zihinsel/ruhsal kararlılık olarak tanımlar. Ayette Musa'nın "kavî" (güçlü) olarak nitelendirilmesi, kızların onun kuyu başındaki o ağır taşı tek başına kaldırmasına veya zorba çobanlara karşı gösterdiği o sarsılmaz fiziksel üstünlüğe (eşüdd) bizzat şahit olmalarından kaynaklanır. İş hayatında "fiziksel yeterlilik" ve "kapasite" liyakatin ilk şartı olarak bu kelimeyle vurgulanır.

        el-Emînü (الْأَمِينُ)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "e-m-n" kökünün "korku ve endişenin gitmesi, güven, sadakat ve dürüstlük" manalarına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "emîn" kelimesini, kendisine bir şey (mal, can, sır) teslim edildiğinde ona asla hıyanet etmeyen, sarsılmaz bir dürüstlüğe sahip olan kişi olarak tanımlar.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik yapısında "emanet" ve "emin" kavramlarını, toplumsal düzenin ve ahlaki karakterin en üst mertebesi olarak analiz eder. Kızların Musa'da gördüğü bu "emin" vasfı; onun yabancı iki kadına yardım ederken sergilediği o mesafeli, saygılı ve hayalı duruşu, iyilik sonrası hiçbir karşılık beklememesi ve babasının davetine icabet ederken gösterdiği o güven telkin eden karakteridir.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, liyakat prensibinin bu iki kelimede (kuvvet ve emanet) düğümlendiğini belirtir. Bir işte başarılı olmak için sadece "güçlü/yetenekli" (kavî) olmak yetmez; aynı zamanda "dürüst/güvenilir" (emîn) olmak şarttır. Musa, bu iki vasfı şahsında birleştiren ideal çalışan ve güvenilir insan modelinin Kur'an'daki prototipidir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X