طٰسٓمٓۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kasas Sûresi, 1. Ayet
Daralt
X
-
Ta-Sin-Mim (طسم)
Kur'an-ı Kerim'in 28. sûresi olan Kasas Sûresi'nin ilk ayeti bütünüyle "hurûf-ı mukattaa" adı verilen kesik harflerden oluşmaktadır. Bu harflerin geleneksel anlamda bir sözcük kökü (etimolojisi) olmamakla birlikte, metin içi işlevleri ve kökenleri bağlamında listelenen otoriteler tarafından derinlemesine incelenmiştir.
Celaleddin el-Suyuti, "el-İtkan fî Ulûmi'l-Kur'an" adlı eserinde bu harflerle ilgili klasik dönem İslam alimlerinin görüşlerini derler. Celaleddin el-Suyuti'nin aktardığı hakim görüşlere göre bu harfler Allah ile peygamberi arasında bir sır olabilir, sûrenin isimleri olabilir veya Allah'ın isimlerinin ve sıfatlarının kısaltmalarıdır. "Ta-Sin-Mim" özelinde, klasik tefsirlerde yer alan ve Celaleddin el-Suyuti'nin de temas ettiği analizlere göre; "Ta" harfi Allah'ın taharetine (kusurlardan münezzeh oluşuna), "Sin" harfi senasına (yüceliğine), "Mim" harfi ise mülküne (veya el-Mecid ismine) işaret eden şifreleme yöntemleridir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "Hurûf-ı Mukattaa" maddesinde bu harfleri dilbilimsel ve tefsir tarihi açısından ele alır. Ansiklopedi, harflerin kökeninden ziyade işlevine odaklanır ve en güçlü teorilerden birinin "meydan okuma" (tehaddi) olduğunu vurgular. Buna göre, müşriklere "İşte Kur'an sizin her gün kullandığınız bu harflerden oluşuyor, madem insan sözü diyorsunuz, benzerini getirin" mesajı verilmektedir. Ayrıca, Arap dilinde bu tarz kısaltmaların nadir de olsa kullanımına dair filolojik kanıtlar sunulur.
Theodor Nöldeke, Kur'an'ın tarihi üzerine yaptığı çalışmalarda önceleri bu harflerin, Osman dönemi öncesi Kur'an nüshalarını elinde bulunduran sahabelerin isimlerinin baş harfleri (monogramları) olduğu teorisini ortaya atmıştır. Ancak Theodor Nöldeke daha sonra bu görüşünden büyük ölçüde vazgeçerek, harflerin sûrelere eklenen gizemli işaretler olabileceği yönünde kanaat bildirmiştir.
Arthur Jeffery, Theodor Nöldeke'nin terk ettiği ilk teoriyi daha da geliştirerek savunmuştur. Arthur Jeffery'ye göre "Ta-Sin-Mim" gibi harf grupları, standartlaştırma öncesindeki farklı Kur'an kodekslerinin kime ait olduğunu belirten kütüphane veya arşiv işaretleridir. Ancak bu görüş, harflerin metnin ayrılmaz ve okunması gereken bir parçası olması geleneği karşısında eleştirilmiştir.
Angelika Neuwirth, bu harfleri Kur'an'ın edebi ve litürjik (ayin/ibadet) yapısı içinde değerlendirir. Angelika Neuwirth'e göre "Ta-Sin-Mim", sonradan eklenmiş editoryal veya arşiv işaretleri değil, sûrenin orijinal kompozisyonunun bir parçasıdır. Bu harfler, dinleyicinin dikkatini çekmek ve ilahi kelamın okunmasına geçişi sağlayan akustik, ritmik ve gizemli bir giriş (intonasyon) işlevi görür.
Gabriel Said Reynolds, bu harfleri Geç Antik Çağ'ın edebi ve dini bağlamında analiz eder. Gabriel Said Reynolds, Süryani Hıristiyan veya Yahudi apokaliptik metinlerindeki mistik semboller ile hurûf-ı mukattaa arasında tarihsel paralellikler kurar. Ona göre "Ta-Sin-Mim" gibi ifadeler, metnin ilahi ve aşkın doğasını vurgulayan, okuyucuyu tefekküre sevk eden edebi "mühürler"dir.
Christoph Luxenberg, Syro-Aramaic (Süryanice-Aramice) okuma teorisi çerçevesinde bu harflere tamamen farklı bir köken atfeder. Christoph Luxenberg'e göre bu harfler, Geç Antik Çağ'da Süryani kiliselerindeki ayin metinlerinde (örneğin Mezmurlar'da) kullanılan litürjik kısaltmaların Arapça kopyalarıdır ve orijinalde belirli dua veya ilahilerin makamlarını, melodilerini veya okunma sıralarını gösteren müzikal/litürjik işaretlerdir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tarihselci bir perspektifle bu harflerin nüzul ortamındaki işlevine dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik dönemdeki "şifre" veya "Allah'ın isimlerinin kısaltması" gibi yorumların zorlama ve spekülatif olduğunu belirtir. Ona göre bu harfler, hitabet ve belagatın zirvesinde olan yedinci yüzyıl Hicaz toplumunda, muhatabın dikkatini çekmek, onu sarsmak ve Kur'an'ın dilsel gücünü vurgulamak için kullanılan, o dönemin retorik kültürüne ait işitsel araçlardır.
Yorum
Yorum