وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 53. Ayet
Daralt
X
-
"Büyük küçük hepsi satır satır yazılmıştır.”
Bu âyet de önceki gibi iki mânaya gelir. Birincisi, yazılmıştır, yani onlardan önce kitaplarda yazılmıştır. [İkincisi,] hafaza meleklerine okunan kitaplarda yazılmıştır. Nitekim Allah bir âyette şöyle buyurdu: “O hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın!”.
Yorumu Yorumla
-
Küllü (كُلُّ)
İbn Fâris, k-l-l kökünün temel anlamının kuşatıcılık, bütünlük ve bir şeyi her yönüyle sarmak olduğunu belirtir. Bu kelimenin, parçaların toplamından oluşan ve dışarıda hiçbir şey bırakmayan bütünlüğü nitelediğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "küll" kelimesinin istisnayı dışlayan mutlak bir kapsayıcılık ifade ettiğini, burada amellerin hiçbirinin bu kaydın dışında kalmadığını simgelediğini söyler. Mustafa Öztürk, kelimenin burada nesnelliği ve eksiksizliği vurguladığını, ilahi adaletin her bir detayı içine aldığını belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "ağırlık" ve "bütünlük" vurgusunun, amellerin ilahi terazideki sarsılmaz yerini etimolojik olarak karşıladığını ifade eder. Sadık Kılıç, k-l-l kökünün ontolojik bir kuşatmayı temsil ettiğini, ilahi ilmin her bir cüzü kendi bütünlüğü içinde kavradığını savunur.
Sagîrin (صَغِيرٍ)
İbn Fâris, s-g-r kökünün bir şeyin hacim, miktar veya değer bakımından azlığı ve küçüklüğü anlamına geldiğini belirtir. Büyük kelimesinin zıttı olarak, minimal seviyeyi temsil ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "sagîr" kelimesinin burada insan fiillerinin niceliğine işaret ettiğini, en küçük eylemin bile ilahi nizamda bir karşılığı olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, sagîr kavramının Kur'an'ın etik yapısında "ihmal edilemezlik" vurgusu taşıdığını, hiçbir eylemin küçük görülerek kayıttan düşürülemeyeceğini savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "en küçük günah veya sevap" anlamında kullanıldığını ve ilahi adaletin hassas terazisini nitelediğini belirtir. Sadık Kılıç, s-g-r kökünün varoluşsal bir "zerre"ye işaret ettiğini, varlığın en küçük yapı taşının bile yaratıcının takdiri ve kaydı altında olduğunu ifade eder.
Kebîrin (كَبِيرٍ)
İbn Fâris, k-b-r kökünün temel anlamının "büyüklük, yaşta veya mevkide üstünlük" olduğunu belirtir. Sagîr kelimesinin tam karşıtı olarak, baskın ve belirgin olanı temsil ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "kebîr" kelimesinin burada hem büyük hacimli eylemleri hem de etkisi geniş olan amelleri nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, kebîr kavramının toplumsal ve ahlaki sonuçları ağır olan fiilleri etimolojik olarak karşıladığını belirtir. Mustafa Öztürk, kelimenin "büyük suçlar, ana ameller" anlamını taşıdığını ve küçük amellerle birlikte zikredilmesinin ilahi kaydın kuşatıcılığını perçinlediğini söyler. Hidayet Aydar, k-b-r kökündeki "ululuk" vurgusunun, amellerin sadece niceliğini değil, insanın ruh dünyasındaki ağırlığını da simgelediğini ifade eder.
Mustetarun (مُّسْتَطَرٌ)
İbn Fâris, s-t-r kökünün temel anlamının "kesmek, dizmek ve bir şeyi satır haline getirmek" olduğunu belirtir. Yazıya "satır" denilmesinin sebebinin, harflerin bir hizada dizilmesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "mustetar" kelimesinin "iftiâl" kalıbundan gelerek "yazılmış, satırlara dizilmiş, tescil edilmiş" anlamına geldiğini söyler. Bu kelimenin, amellerin sadece hafızada tutulmadığını, bizzat silinmez bir kayıt altına alındığını nitelediğini vurgular. Arthur Jeffery, s-t-r kökünün genel Sami dillerinde (Aramice ve Süryanice "ştar") "yazılı belge, senet" anlamlarıyla paralel bir gelişim gösterdiğini, Kur'an'da ise ilahi tescilin kesinliğini bildiren teknik bir terim olduğunu belirtir. Mustafa Öztürk, kelimenin "satır satır yazılmış, her detayıyla kaydedilmiş" anlamlarına geldiğini ve bunun Levh-i Mahfuz'daki veya amel defterlerindeki değişmezliği ifade ettiğini söyler. Sadık Kılıç, s-t-r kökünün ontolojik bir "düzenleme" olduğunu, düzensiz olan insan eylemlerinin ilahi kalemle bir nizam ve hesap içerisine sokulmasını simgelediğini savunur. Angelika Neuwirth, kelimeyi "kitabî kültür" bağlamında değerlendirerek, muhatapların zihnindeki "yazılı olanın silinemezliği" algısını pekiştiren etimolojik bir seçim olduğunu belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "çizgi" ve "sınır" anlamlarının, kaydedilen her amelin kendi sınırları ve hakikatiyle korunduğunu gösterdiğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla