اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kıyamet Sûresi, 17. Ayet
Daralt
X
-
17. "Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize aittir"
18. "O halde onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et"
19. "Sonra onu anlatmak elbette bize aittir"
Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize aittir. Âyetin metninde yer alan “aleynâ” (عَلَيْنَا) kelimesi üç türlü açıklanabilir. Birincisi “Onu, vadimizin gereği olarak toplayıp okumak bize aittir. Çünkü biz, daha önce geçen kitaplarda bu Kuranı indirmeyi ve bu resûlü göndermeyi vâdettik. Bu vâdi yerine getirmek ve ona uymak bize aittir”. Veya “Hikmet açısından onu toplamak bize aittir. Zira Resûlullah’a (a.s.) risâleti tebliğ etmesi emredilmiştir. Bu da ancak kitap kendisi için toplandıktan ve onu insanlara iletmesi sağlandıktan sonra mümkün olur. Çünkü Allah Teâlâ yaptıklarında hikmet sahibidir. Onun fiili, hikmetle nitelenmiştir. Biz hikmetin hangi açıdan olduğunu bilmesek bile yine de fiili hikmetlidir. Onu toplamak bize aittir cümlesinde sözü edilen gerekliliğin, insanların Allah Teâlâ üzerinde hakları anlamında değil de onlara rahmet ve acımanın gereği olması da mümkündür. Bu husus şu İlâhî beyanda belirtildiği gibidir: “Gerçek şu ki, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; bundan sonra da sen bize karşı güvenip dayanacağın birini bulamazsın. Rabb’inden bir rahmet gelmiş (de vahiy kalkmamış) o başka”. Allah Teâlâ kullarına rahmet ve lütuf olarak Kur’ân’ı ortadan kaldırmadığını ve gidermediğini haber veriyor. Âyette geçen “kur’ânehû” (قُرْآنَهُ) kelimesi onu okumak anlamındadır. “Kırâat” (قِرَاءَة) kelimesine “Kur’ân” (قُرْآن) denilmesi, “kur’ânen feraknâhu” (قُرْآنًا فَرَقْنَاهُ) âyetinin tevilindeki “Burkan” (فُرْقَان) kelimesine “Kur’ân” denilmesi gibidir. Buna göre mâna şöyle olur: “Biz onu Kur’ân yaptık”, yani “Biz onu Burkan yaptık”.
O halde onu okuduğumuz zaman. Yani kalbinde topladığımız zaman ya da sınırlarını ve yüklenen anlamları bir araya getirdiğimiz zaman veya onu parça parça indirdikten sonra topladığımız zaman sen onun okunuşunu takip et. Okunuşunu takip etmek, onu insanlara tebliğ ederek, ümmete öğreterek, helâl kıldıklarını yapıp haramlarından kaçınarak ve daha başka şekillerde olabilir.
Sonra onu anlatmak elbette bize aittir. “Aleynâ beyânehû” (عَلَيْنَا بَيَانُهُ) cümlesinin mânası şöyle olabilir: Sana mücmel olarak indirdiğimizi beyan etmek bize aittir. Bu durumda Kuranın beyanı, farzların, caiz olanların ve makbul davranışların (tahsîniyyât) öğretilmesi şeklinde olur. Çünkü İlâhî buyrukların çeşitleri, erkânı ve ikinci derecede olanları vardır. Yahut da şöyle deriz: İlâhî buyrukların içinde farz olanlar, ahlâk kuralları çerçevesine girenler ve çeşitli ilkeler vardır. Eğer durum böyleyse bundan hükmün çıkış sebebinin zâhirine bağlanmasının yasak olduğu anlaşılır. Çünkü hüküm, çıkış sebebinin zâhirine bağlanacak olursa beyan bizzat indirilen vahiyle yapılıp bitmiş olur. Ve onun açıklamasına ihtiyaç kalmaz. Bu âyette, beyanın, hitabın kulağa ulaştığı andan geriye ertelenebileceğine dair delil vardır. “Aleynâ beyânehû” cümlesinin mânasının şöyle olması mümkündür: Mevcutlardan çıkan neticelerin, usul, furu ve hedef olarak seçilenlerin beyanı bize aittir. Cenâb-ı Hak, peygamberine usulün ve mevcut olan kelimelerin mânasını beyan ediyor ki o beyan sayesinde detaylarını ve neticelerini öğrenebilsin. Allah Teâlâ Hz. Peygamber’den sonra gelenleri ve uğrunda hakkıyla çaba harcayanları beyan edip hidâyete erdiriyor. Bundan dolayı Cenâb-ı Hak bir âyette şöyle bu)mr-muştur: “Bizim uğrumuzda elinden gelen çabayı sarfedenlere gelince, onları bize ulaşan yollara mutlaka yöneltiriz”. Yahut Sonra onu anlatmak elbette bize aittir cümlesi, “sana indirileni halka tebliğ ve beyan edebileşin diye seni insanlardan koruyarak ve muhafaza ederek onu anlatmak elbette bize aittir” mânasında da olabilir. En doğrusunu Allah bilir.
Öte yandan Resûlullah (a.s.) karşısında hazır bulunan [ve gerek insan gerek cin orada bulunmayanlarla ileride dünyaya gelecek olan yaratıklara] çağrışma gününe (kıyâmet) kadar peygamber olarak gönderilmiştir. Ancak bahsi geçenlerden herkese risâleti tek tek tebliğ etmek mümkün değildi. Sanki Allah Teâlâ tüm yaratıklara dilediğini tebliğ etmeyi Resûlullah (a.s.) adına üstlenmiş gibidir. Bu da râvileri, hafızları ve ulemâyı kendilerine iletilen İlâhî beyanları ezberlemeye, onları korumaya ve kendilerinden sonra gelenlere iletmeye teşvik etmektedir. Bu hareketleri, risâletin tebliğini peygamber adına yapmak olur.
Yorumu Yorumla
-
Cem'ahu (جَمْعَهُ)
İbn Fâris, bu kelimenin kökenini c-m-’ olarak belirler ve bu kökün asıl anlamının dağınık olan şeyleri bir araya getirmek, parçaları toplayıp bütünleştirmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "cem" eyleminin nesneleri veya kavramları bir noktada buluşturmak olduğunu belirtir; bu ayetin bağlamında ise Hz. Peygamber'in unutma korkusuyla acele ettiği vahyin, ilahi bir teminatla onun kalbinde (zihninde) eksiksiz bir şekilde toplanmasını, ayetlerin ve manaların dağılıp kaybolmaktan korunarak bir bütün haline getirilmesini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin vahiy psikolojisi açısından taşıdığı anlama dikkat çeker; Hz. Peygamber'in ağır bir sorumluluk altında hissettiği ezberleme telaşının, "onu toplamak bizim işimizdir" şeklindeki ilahi garantiyle teskin edildiğini ve vahyolunan metnin zihinsel bütünlüğünün bizzat Allah'ın koruması altına alındığını ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "cem" fiilinin burada hem vahyin peygamberin hafızasına nakşedilmesini hem de ileriki aşamalarda dağılmadan bir metin olarak bir araya getirilmesini kapsayan geniş bir ilahi güvenceyi simgelediğini belirtir.
Kur'ânehu (قُرْآنَهُ)
İbn Fâris, bu kelimenin kökünü k-r-’ olarak tespit eder ve bu yapının asıl anlamının "toplamak, bir araya getirmek" olduğunu, harflerin ve kelimelerin telaffuz edilirken dilde bir araya getirilmesi sebebiyle okuma eylemine bu kökten türeyen isimlerin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kıraat" kavramının kelimeleri ve harfleri bir düzen içinde peş peşe sıralayarak okumak olduğunu açıklar; bu ayetteki "kur'ân" kelimesinin özel bir isimden ziyade masdar (okumak eylemi) işlevi gördüğünü, Allah'ın vahyi peygamberin kalbinde topladıktan sonra onun akıcı ve kusursuz bir şekilde "okunmasını" (kıraatini) da garanti ettiğini vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin kökenini Sami dilleri ailesinde arayarak, Süryanicedeki "qeryana" (kutsal metin okuması, leksiyonaryum) terimiyle olan doğrudan tarihsel ve dilsel bağına dikkat çeker; kelimenin başlangıçta ayetteki gibi "okuma eylemi" veya "okunacak parça" anlamında kullanıldığını, zamanla bizzat kitabın özel ismine dönüştüğünü kaydeder. Theodor Nöldeke, Jeffery'nin bulgularını destekleyerek, Erken Mekke dönemine ait bu ayette kelimenin henüz kitaplaşmış bir metni (mushaf) değil, Hristiyan ve Yahudi geleneğindeki litürjik okumalara paralel olarak "dini bir metnin sesli icrasını" ifade ettiğini belirtir. Christoph Luxenberg, kelimenin doğrudan Süryani-Aramice "qeryana" kelimesinden Arapçaya geçtiğini ve kilise ayinlerinde okunan metinler kitabını ifade ettiğini iddia eder. Angelika Neuwirth, kelimenin ayetteki bağlamını Geç Antik Çağ'ın sözlü kültürü üzerinden analiz eder; "kur'ân" kelimesinin burada statik bir yazılı metni değil, dinamik bir okuma/icra olayını (performance) betimlediğini ve vahyin sözlü bir tebliğ olarak peygamberin dilinde nasıl nesnelleştiğini gösterdiğini savunur. Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın kendi metnini isimlendirme sürecinde Süryanice litürjik kelime dağarcığını nasıl adapte ettiğini inceler; bu ayetteki kullanımın, ilahi kelamın peygamberin zihninde toplanmasıyla yetinilmeyip aynı zamanda ritüelistik bir okuma formuna (qeryana) büründürülmesine ilahi bir onay ve tasdik sunduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "toplanmış iki kapak arası kitap" anlamında değil, doğrudan peygamberin vahyi pürüzsüzce seslendirmesi (okuması) anlamında kullanıldığını, ilahi teminatın hem metnin hafızada tutulmasını hem de dışa vurulmasını kapsadığını belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla