Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kıyamet Sûresi, 11. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kıyamet Sûresi, 11. Ayet

    كَلَّا لَا وَزَرَۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kellâ lâ vezer(a)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Hayır, sığınacak bir yer yoktur!"

      Hayır, sığınacak bir yer yoktur! Müfessirler âyette geçen “vezer” (وَزَرٌ) kelimesinin Himyer lehçesinde dağ anlamına geldiğini söylemişlerdir. Hasan-ı Basrî’nin şöyle dediği rivayet edilir: Araplar birbirini korkutur, birbirlerine baskı yaparlardı. Bir Arap diğerine “el-vezer el-vezer” diye hitap eder ki mânası “dağa sığın, dağa!” demektir. Nakledilen sözde kişi arkadaşına sanki şöyle diyor: Bizlere şu anda ferah ve hüzünlerden teselli yoktur, tıpkı dünyada dağa sığınan kişinin karşılaştığı bazı korkutmadan teselli duyduğu gibi... Bazıları “el-vezer” kelimesinin “sığınak” anlamına olduğunu söylemiştir.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Vezer (وَزَرَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökenini v-z-r olarak belirler ve bu kökün temel anlamının ağır bir yük taşımak, bir ağırlığı yüklenmek veya insanın tehlike anında sığınarak can güvenliğini sağladığı tahkim edilmiş bir dağ, kale ya da sığınak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "vizer" kelimesinin sırtta taşınan ağır yük (günah veya mesuliyet) anlamına geldiğini, "vezer" kelimesinin ise dağ gibi sığınılacak ulu bir mekânı ifade ettiğini açıklar; İsfahânî'ye göre bu barınağa "vezer" denmesinin ardındaki mantık, sığınan kişinin kendi canını koruma yükünü o mekâna devretmesidir. Bu ayetin bağlamında ise kıyamet dehşetinden kaçan insanın ağırlığını taşıyabilecek, onu ilahi kudretin sarsıcı azabından koruyabilecek hiçbir kozmik veya fiziksel sığınağın kalmadığı mutlak bir dille ilan edilmektedir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin metin içindeki edebi ve psikolojik işlevini analiz ederek, bir önceki ayette insanın çaresizce sorduğu "Nereye kaçmalı?" (eyne'l-mefer) feryadının hemen ardından gelen bu mutlak reddin (lâ vezer), kaçmakta olan insanın son umudunu da parçaladığını ve onu ilahi adaletle yüzleşmekten kurtaracak hiçbir siperin olmadığını kesinleştirdiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mekke dönemindeki sosyolojik ve retorik karşılığına dikkat çeker; dünyada servetine, statüsüne, kabile dayanışmasına ve coğrafyanın sunduğu sarp dağlardaki sığınaklarına güvenen müşrik aklının, evrensel yıkım tablosu (eskatolojik kriz) anında güvendiği tüm dayanakların sıfırlanmasını ve insanın sığınaksız, yapayalnız kalarak o muazzam dehşetle baş başa bırakılmasını ifade ettiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X