Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kâria Sûresi, 9. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kâria Sûresi, 9. Ayet

    فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-ummuhu hâviye(tun)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      8. "Amelleri hafif olana gelince,"

      9. "Onu kucaklayacak olan hâviyedir."

      10. "O nedir, bilir misin?"


      Onu kucaklayacak olan hâviyedir. Onun anası hâviyedir. Kimi dedi ki: Allah Teâlâ kâfir hakkında cehenneme “ümm”, yani anne ismini verdi, çünkü kâfir cehenneme düşecektir. Kimi de dedi ki: “Ümmühû” (أُمُّهُ) kelimesinden maksat beynidir, çünkü tepesi üstü cehenneme atılır. Allah Teâlâ’nın “hâviye” demesi, kâfiri dibi yokmuş gibi sürekli olarak cehennemin aşağısına düşürmesinden ötürüdür.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ümmühü (أُمُّهُ)

        İbn Fâris, e-m-m kökünün temel manasının bir şeyin aslı, kaynağı, sığınağı ve geri dönülen noktası olduğunu belirtir. Bir annenin çocuğuna sığınak olması gibi, bu ayette mizanı hafif gelen kişinin kaçınılmaz sonu ve tek sığınağı olarak "ümm" (anne) kavramının kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ümm" kelimesinin burada mecazi olarak "asıl ve mesken" manasına geldiğini, kişinin döneceği nihai yerin burası olduğunu söyler. Ayrıca kelimenin "başın tepesi" (ümmu'r-re's) anlamına da gelebileceğine işaret ederek, suçlunun cehenneme baş aşağı (tepesi üstü) atılacağını simgelediğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki ortak köklerine ve özellikle Aramice ile Süryanice'deki "em" (ana/kaynak) formlarına değinerek, bu kullanımın bir şeyin varacağı son noktayı veya kaderini ifade eden kadim bir metafor olduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin normalde şefkat, koruma ve güvenlik çağrıştıran "anne" anlamının, burada dehşet verici bir uçurumla (Haviye) birleştirilerek ironik bir semantik zıtlık oluşturduğunu; kişinin en çaresiz anında sığınacağı tek "kucağın" bu ateş çukuru olmasının vurgulandığını ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın bu üslubunda derin bir istiare bulunduğunu, hayatta annesinden sığınma bekleyen insanın o gün dehşet içinde Haviye'nin kucağına itilmesini tasvir ederek muhatabın zihninde sarsıcı bir trajedi inşa ettiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "merkez" ve "baş" anlamlarından hareketle, bu ifadenin kişinin artık başka hiçbir varış yerinin kalmadığını ve cehenneme en onur kırıcı şekilde, baş aşağı fırlatılacağını nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, e-m-m kökündeki "yönelmek" manasına dikkat çekerek, tüm amelleri boşa çıkan kişinin iradesiz bir şekilde yöneleceği ve kucağına düşeceği tek merciin bu uçurum olduğunu ifade eder.

        Haviye (هَاوِيَةٌ)

        İbn Fâris, h-v-y kökünün temel anlamının yüksek bir yerden aşağıya doğru düşmek, boşlukta süzülmek ve yokluğa doğru savrulmak olduğunu; "haviye"nin ise dibi görünmeyen, içine düşenin helak olduğu derin çukur manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin nefsin arzusuna (hevâ) kapılıp manevi bir çöküşe uğramasıyla aynı kökten geldiğini, bu ayette ise hem fiziksel bir derinliği hem de bu düşüşün getirdiği mutlak hüsranı ifade ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, haviyenin cehennemin isimlerinden biri olduğunu ve özellikle içine düşenlerin bir daha çıkamayacağı, sonu gelmez bir derinliği temsil ettiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin kökenini incelerken, h-v-y yapısının diğer Sami dillerindeki "yıkım" ve "uçurum" (abyss) anlamlarıyla paralelliğine işaret ederek, kavramın eskatolojik bir cezalandırma mekânı olarak teknik bir terime dönüştüğünü savunur. Toshihiko Izutsu, "haviye" kavramının Arap şiirindeki "hiçlik" ve "mutlak boşluk" (the void) algısıyla ilişkisini kurarak, bunun varoluşsal bir yok oluşun ve yerçekiminden azade bir düşüşün mekânsal tasviri olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, kavramın apokaliptik edebiyattaki "dipsiz kuyu" motifiyle örtüştüğünü, h-v-y kökünün fonetik yapısının o düşüş anındaki boşluk hissini ve dehşeti retorik olarak pekiştirdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "düşüş" manasının, kişinin dünyada hakikatten aşağı düşmesinin ahiretteki somut karşılığı olduğunu, haviye isminin bu "düşüklüğü" ve "derinliği" aynı anda verdiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, haviye kelimesinin hallaç pamuğu gibi atılan dağlardan sonra insanın içine yuvarlanacağı o karanlık boşluğu niteleyerek, varlığın anlamını yitirdiği ve ilahi rahmetten uzaklaşıldığı o "mutlak çukur" halini simgelediğini dile getirir.

        Yorum

        İşleniyor...
        X