فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnşikak Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
7-8. "Kime kitabı sağından verilirse hesabı kolay bir şekilde görülecektir;"
9. "Ve sevinç içinde yakınlarına dönecektir."
Âhiretteki Mutlu Aileler
Ve sevinç içinde yakınlarına dönecektir. [Bu, amel defteri sağından verilenler hakkındadır.] Amel defteri arka tarafından verilenler hakkında ise şöyle buyurdu: Ve alevli ateşe girecektir. Şüphesiz o, (dünyada iken) yakınları arasında neşeliydi. Çünkü müslüman akıbeti itibariyle kendisine yararı dokunsun diye aile edinir ve âhiret işlerinde ailesi kendisine yardımcı olur. Onun aileden beklediği bu yarar, onlar sayesinde elde ettiği daimî sevinç ile ortaya çıkar. Kâfir ise peşin hazlar için evlenir, onun verdiği neşe ile âhireti unutur. Hal böyle olunca da, aile sevinci yüzünden değil ona sebep âhiret için çabalamayı terk etmekle azabı hak eder. Bu mânayı şu İlâhî beyan ifade eder: "Kim bu geçici dünyayı isterse burada istediğimiz kimseye dilediğimiz şeyleri veririz; sonra da onu cehenneme göndeririz; oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer”.
Hepimiz peşin olanı (dünyayı) istemekteyiz ve bu hepimiz için de zorunlu bir yerdir. Ancak alevli ateşe girmeyi gerektiren davranış dünyayı, âhireti unutturacak şekilde istemektir. Aynı şekilde ailesi ile sevinç duyan kimse de bu sevinci yüzünden cehenneme girmemekte, onları âhireti unutturacak şekilde sevmesi yüzünden girmektedir. Yoksa her evli olan kişi illâ ki ailesi ile sevinç duyacaktır ve bu normal bir duygudur. En doğrusunu Allah bilir.
Yorum
-
Ûtiye (أُوتِيَ)
İbn Fâris, kelimenin "e-t-y" kökünden türediğini, kökün temel anlamının gelmek, getirmek ve vermek olduğunu, burada edilgen (meçhul) yapıda kullanılarak kişinin kendi çabasıyla aldığı değil, ilahi bir iradeyle kendisine "verilen" bir nesneyi ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ityân" kavramının bir yere kolaylıkla gelmeyi veya bir şeyin getirilmesini, "i'tâ" formunun ise birine bir şey bahşetmeyi anlattığını, ayetteki edilgen kullanımın kıyamet sahnesinde insanın eylemsizliğini ve mutlak otorite olan Allah'ın vericiliğini ön plana çıkardığını aktarır. Celaleddin el-Suyuti, fiilin meçhul formunu tefsir bağlamında değerlendirerek, amel defterlerinin kişiye melekler aracılığıyla ilahi mahkemenin kaçınılmaz bir prosedürü olarak teslim edildiğini, kişinin bu eylem karşısında hiçbir itiraz veya müdahale hakkının bulunmadığını söyler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahiret tasavvurunda bu fiilin, insanın dünya hayatındaki ahlaki tercihleriyle hesaplaşacağı o pasif, sarsıcı ve kaçınılmaz yüzleşme anının başlangıcını imlediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin edebi yapısına değinerek "ûtiye" (verildi) şeklindeki edilgen kurgunun, mahşer yerinde insanın içine düştüğü mutlak acziyeti ve hesap sürecinin insan iradesinden bağımsız, tamamen ilahi bir tasarrufla işlediğini gösterdiğini belirtir.
Kitâbehu (كِتَابَهُ)
İbn Fâris, kelimenin "k-t-b" kökünden geldiğini, asıl anlamının toplamak, bir araya getirmek, birbirine bağlamak ve dikmek olduğunu, harfleri ve kelimeleri bir araya toplayıp kayda geçirdiği için yazılan şeye "kitâb" denildiğini, bağlamda ise kişinin dünya hayatındaki tüm eylemlerinin bir araya getirilmiş kalıcı kaydını temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kitâb" kelimesinin her türlü yazılı belge ve kayıt anlamına geldiğini vurgulayarak, burada insanın iyi veya kötü hiçbir eyleminin dışarıda bırakılmadığı, değiştirilmesi imkansız olan, en ince ayrıntısına kadar tutulmuş kesin hesap defterini anlattığını aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin ortak Sami dil ailesine, özellikle Aramice ve Süryanicedeki "k-t-b" (yazmak/kutsal metin) köküne dayandığını, Kur'an'da bu kavramın Geç Antik Çağ Ortadoğu dinlerindeki ilahi idare ve ahiret inancında var olan amel defterleri olgusuyla güçlü bir semantik bağ kurduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın ilahi adalet sistemi içinde ele alarak, "kitâb"ın kıyamet gününde insanın önüne konulan, bütün sübjektif bahaneleri ve inkar girişimlerini çürüten mutlak ve nesnel bir ahlaki kanıt işlevi gördüğünü belirtir. Gabriel Said Reynolds, kelimenin Kur'an'ın eskatolojik sahnesindeki yerini değerlendirirken, bunun Hristiyan ve Yahudi apokaliptik metinlerinde de rastlanan hayat ve amel kitaplarının açılması motifiyle ortak bir hafızaya seslendiğini, her bireyin kendi varoluşsal hikayesini bu evrensel defter üzerinden okuyacağını söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin anlamsal boyutunu incelerken, buradaki defterin kağıttan müteşekkil fiziki bir nesne değil, insanın niyetlerinden eylemlerine kadar her şeyin mutlak bir berraklıkla hıfzedildiği ilahi ve metafiziksel bir sicil olduğunu aktarır.
Yemînihi (يَمِينِهِ)
İbn Fâris, bu kelimenin "y-m-n" kökünden türediğini, temel manasının sağ el ve sağ taraf olduğunu, buradan hareketle güç, kuvvet, ant (yemin) ve bereket/uğur (yümn) anlamlarına evrildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, sözlükte sağ elin gücü ve şerefi temsil ettiğini, kıyamet gününde amel defterinin sağ taraftan verilmesinin, sol veya arka tarafın temsil ettiği zillet ve hüsranın aksine, mutlak bir kurtuluş, onur, sevinç ve ilahi lütuf metaforu olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, sağ ve sol, yani kutsanmışlık ve lanetlenmişlik arasındaki bu keskin ikiliğin tüm Sami geleneklerinde ve eski Yakındoğu kültürlerinde derin kökleri bulunduğunu, sağ tarafın evrensel olarak ışık, ilahi onay ve başarı ile ilişkilendirildiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, eskatolojik semantik bağlamında "Ashab-ı Yemîn" (Sağdakiler) kavramının Kur'an'da kurtuluşa erenleri niteleyen sabit ve kategorik bir zümre olduğunu, sağ elin insanın ilahi sınavdaki ahlaki temizliğini ve bunun neticesinde elde ettiği sonsuz ödülü simgelediğini belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve psikolojik boyutunu analiz ederken, defterin sağ elden alınmasının salt fiziksel bir yönelimi değil, dehşet verici mahşer kalabalığı önünde duyulan tarifsiz bir ferahlığı, gururu ve şereflendirilmeyi yansıttığını, bunun "y-m-n" kökündeki uğur ve bereket vurgusuyla insan zihnine en sarsıcı ve müjdeli biçimde kazındığını ifade eder.
Yorum
Yorum