Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hûd Sûresi, 80. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hûd Sûresi, 80. Ayet

    قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Lut, keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı veya güçlü bir desteğe dayanabilseydim, dedi.

      Keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı; yani kendimde böyle bir güç olsaydı ... Veya güçlü bir desteğe dayanabilseydim; bununla onun güçlü bir aşirete sahip olmayı kastettiği söylenmiştir. Çünkü Araplar'da güçlü destek (رُكْنٍ شَدِيدٍ) sözü ile aşiret kastedilir. Lut aleyhisselarn. şöyle diyordu: Keşke bende size karşı koyacak bir güç olsaydı, yahut sizinle savaşmak için bana yardım edecek bir aşiretim olsaydı! ... Bu anlam, başkasının ahlaksızlık yaptığını gören birinin, onunla savaşabileceğine işaret eder.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        Kef-vav-lam köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının sesleri ve harfleri bir araya getirerek bir manayı dışa vurmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kavramının zihindeki düşüncelerin dil vasıtasıyla somutlaşması olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Lût peygamberin çaresizlik içindeki son içsel feryadını ve muhataplarına karşı sergilediği teolojik duruşu başlatan bir beyan dili olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki "kâle" eyleminin, peygamberin kavminin azgınlığına karşı beşerî gücünün tükendiğini itiraf eden hüzünlü bir hitap olduğunu analiz eder.

        Lev (لَوْ)

        Lam-vav köküne dayanır. Râgıb el-İsfahânî, "lev" edatının gerçekleşmesi imkansız veya çok zor olan bir şeye duyulan arzuyu (temenni) ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın "pişmanlık ve imkansızlık" semantiğinde önemli bir yeri olduğunu, burada Lût'un içinde bulunduğu fiziksel kuşatılmışlık karşısında duyduğu "keşke" duygusunu yansıttığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki kullanımın bir isyan değil, peygamberin misafirlerini koruma konusundaki derin arzusunun dile dökülen insani bir yansıması olduğunu vurgular.

        Kuvveten (قُوَّةً)

        Kaf-vav-ye köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının sağlamlık, sertlik ve bir şeyi sıkıca bağlamak olduğunu belirtir; özellikle bir ipin liflerinin bükülerek dayanıklı hale getirilmesine bu kökten isim verilir. Râgıb el-İsfahânî, "kuvvet" kavramını bir varlığın kendisine verilen potansiyeli ve görevi yerine getirme kapasitesi olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, ayetteki kuvvet arzusunun, cahiliye asabiyetine (kabile gücüne) karşı duyulan bir ihtiyaç gibi görünse de aslında ilahi yardımın fiziksel bir tezahürüne olan iştiyakı simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Lût’un "Size karşı bir kuvvetim olsaydı" demesinin, onun o anki yalnızlığını ve toplumsal desteğin yokluğunu resmeden sosyolojik bir tespit olduğunu analiz eder.

        Âvî (آوِي)

        Elif-vav-ye köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "toplanmak, bir yere sığınmak ve merhametle yönelmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "iva" kavramını birinin kendisini güvende hissedeceği bir mekana veya hamaya iltica etmesi olarak tanımlar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin peygamberin o anki "evsizleşme" ve "korumasız kalma" hissini en derinden yansıtan kelime olduğunu; misafirlerini kavminin şerrinden kaçırabileceği güvenli bir sığınak arayışını simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemi ontolojik bir "dayanak arayışı" olarak tahlil eder; insanın sınırlılığı karşısında mutlak bir korumaya duyduğu ihtiyacın ifadesidir.

        Ruknin (رُكْنٍ)

        Ra-kef-nun köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin en güçlü tarafı, köşesi ve dayanağı" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rükn" kelimesini bir binanın ayakta durmasını sağlayan ana sütun veya sığınılan güçlü bir topluluk/kale olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, rükn kavramının burada sembolik bir "sosyal güç" manası taşıdığını, Lût'un kendisini destekleyecek bir aşiret veya kabile gücünden (asabiyet) mahrumiyetini bu kelimeyle dile getirdiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki "güçlü bir rükne sığınsaydım" ifadesinin, peygamberin o anki beşerî çaresizliğinin ancak ilahi bir otoriteyle teselli edilebileceğini hissettiren teolojik bir vurgu taşıdığını analiz eder.

        Şedîd (شَدِيدٍ)

        Şın-dal-dal köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi sıkıca bağlamak, sağlamlaştırmak ve sertlik" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şiddet" kavramını zıddı olan "rahvet" (gevşeklik) karşısında bir şeyin sarsılmazlık ve direnç hali olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, "şedîd" sıfatının ayette rükne eklenmesinin, aranan dayanağın sadece bir sığınak değil, hiçbir gücün sarsamayacağı mutlak bir otorite olması gerektiğini simgelediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Lût’un karşı karşıya kaldığı baskının (kavminin saldırganlığı) ne kadar "şiddetli" olduğunu ve bu baskıyı ancak "şedîd" bir gücün kırabileceğini hissettiren edebi bir uyum taşıdığını analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X