Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Gâşiye Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Gâşiye Sûresi, 26. Ayet

    ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme inne ‘aleynâ hisâbehum

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      25. "Kuşkusuz onların dönüşü ancak bizedir!"

      26. "Daha sonra onları sorgulamak da ancak bize aittir"

      Kuşkusuz onların dönüşü ancak bizedir. “İyâb” merci, yani dönüş anlamındadır. Daha sonra onları sorgulamak da ancak bize aittir. Yani onları hesaba çekmek hikmetin gereğidir. Mademki hikmet onların hesaba çekilmelerini ve yapıp ettiklerine karşılık verilmesini gerektirmektedir, öyle ise onları hesaba çekmek O’nun hakkıdır. Çünkü onun terki hikmetin terki demektir. Hikmetin terki ise sefihliktir ki Allah Teâlâ böyle bir nitelemeden uzak ve yücedir. Kurtuluş ancak Allah sayesindedir ve başarı da ancak Allah’tandır.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Hisâb (حِسَاب)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökeninin "h-s-b" olduğunu ve temel manasının bir şeyi saymak, miktarını belirlemek ve hesaplamak olduğunu belirtir; ayrıca bu kökün "yeterli olmak" (hasb) manasıyla da anlamsal bir bağı olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "hisâb" kavramının sayıları toplamak ve bir şeyin miktarını kesin olarak ortaya çıkarmak manasına geldiğini, dini ıstılahta ise insanların dünya hayatındaki amellerinin dökümünün yapılması ve sonuçlarının takdir edilmesi sürecini nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "hisâb" kelimesinin ticari bir terminolojiye dayandığını; dünya hayatının bir faaliyet, ahiretin ise bu faaliyetin kâr ve zarar dökümünün yapıldığı mutlak bir denetleme ve hesaplaşma anı olduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "iyâb" (dönüş) kavramından hemen sonra gelmesinin, dönüşün asıl gayesini netleştirdiğini; bunun sıradan bir varış değil, her bir ferdin kendi hayat dosyasının açılacağı kaçınılmaz bir yargılanma süreci olduğunu tahlil eder. Celaleddin el-Suyuti, bu hesabın tüm detayları kapsayan, en gizli niyetlerden en açık eylemlere kadar her şeyin ilahi bir mizanla ölçüldüğü bir adalet tecellisi olduğunu aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin etimolojik temelindeki "yeterlilik" vurgusuna dikkat çekerek, ilahi hesabın her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak kadar tam, kâmil ve nihai bir hüküm olduğunu; insanın kendi varoluşunun hesabını vereceği bu anın psikolojik ve ontolojik ağırlığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin "hesapları Bize aittir" şeklindeki vurgulu yapısını tahlil ederek, bu hesabın tek ve mutlak yetkilisinin Allah olduğunu, hiç kimsenin bu yargılamadan kaçamayacağını ve ilahi adaletin her birey üzerinde tek tek tecelli edeceğini ifade ederler.

        Yorum

        İşleniyor...
        X