كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 17. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: fecr suresi 17. ayet, fecr suresi, doyurmaya teşvik etmeme, asla, ikram etmeme, yetim, fecr 17, yoksul
-
"Hayır, hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,"
Yetim ve Yoksulların Korunması
Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Burada önemsememekle birlikte maksadın onlara ikramda bulunmuyorsunuz anlamında olması mümkündür. Çünkü yetime ikram etmek vacip değildir, ancak onu tahkir etmek haramdır. İkramın olmadığını söylemek onları tahkir etmek anlamını içermeyebilir de. Çünkü olumlama, olumlamanın zıddı mukabilinde belirtildiğinde bu mukabil olanın ispatını gerekli kılar. Olumlama, olumsuzlamanın zıddı olarak kullanıldığında karşılığının ispat edilmesi de edilmemesi de mümkün olur. Görmez misin ki: “Falan zâlimdir” denildiği zaman bu ifadede mukabil mânanın ispatı vardır ki o da adaletin bulunmadığının söylenmesidir. Çünkü zâlim sözü zulmün ispatını gerekli kılar. Onun belirtilmesinde adaletin olmadığının ispat vardır. Dolayısıyla bunda mukabili olan zulmün ispatı vardır.
“Falan âdil değildir” dediğin zaman onun mukabili olan zulmün ispatı olmaz. Aksine mukabilinin zâlim olması da olmaması da mümkün olur. Olumsuzlama ile mukabil olanın varlığını ispat etmek de kastedilebilir. Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurmuştur: “Onların ticaretleri kazanmadı” Burada kârın olmadığını belirtmede zıddının, yani zarar etmenin ispatı vardır.
Yetime ikram edilmesi burada üç şekilde izah edilebilir: Birincisi malının korunarak zayi edilmemesi ve kendisine verilmesi, o da başına kötü bir iş gelmesin diye durumunu gözeteceğine dair sözleşme yapmaktır. İkincisi: Ona ikram etmesi, yani saygı göstermesi ve bunun gereği olarak da ona şeriat âdabını öğretmesi ve eğitmesi. Üçüncü izah da: Ona ikramda bulunması demek, malından tam ihtiyacı kadarını harcamak ve ona iyilik yapmak, demektir. Burada yetimin horlanması, malının korunması kabilinden ona yapılacak olan ikramın terkedilmesi ve böylece malının ziyan olmasına sebebiyet verilmesi şeklinde izah edilir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Tukrimûne (تُكْرِمُونَ)
İbn Fâris, k-r-m kökünün iki temel manaya geldiğini ifade eder: Birincisi bir şeyin kendi özündeki şerefi ve asaleti, ikincisi ise bir şeyin bolluğu ve çokluğudur. Ona göre ikram, bir kişiye hak ettiği değeri vermek veya ona cömertçe davranmaktır. Râgıb el-İsfahânî, kerem kavramını "nefsin büyüklüğünden kaynaklanan gönüllü ve karşılıksız verme" olarak tanımlar. İsfahânî'ye göre bu ayetteki kullanım, sadece maddi yardımda bulunmayı değil, yetime karşı "onur kırıcı olmayan, asilce bir tavır takınmayı" da kapsar; zira kerem, vermekten ziyade veriş şeklindeki asaleti temsil eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında kerem kavramının Cahiliye'deki "kan asaleti" (haseb-neseb) anlamından çıkarak, ahlaki bir erdeme dönüştüğünü belirtir. Izutsu'ya göre "lâ tukrimûne" ifadesi, o toplumdaki bireylerin asalet iddiasında bulunmalarına rağmen, sosyal adaletin en temel şartı olan zayıfı koruma erdeminden yoksun olduklarını vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), ayetteki bu fiilin 15. ayetteki "ekramehu" (ona ikram etti) fiiliyle olan ironik bağına dikkat çeker. Ona göre insan, kendisine nimet verildiğinde "Rabbim beni onurlandırdı" diyerek övünürken, kendisinin başkasını (yetimi) onurlandırmaktan kaçınması büyük bir ahlaki tutarsızlıktır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin "değer vermek, izzet ve şerefle muamele etmek" manasını taşıdığını ve yetimin sadece karnının doyurulmasının değil, onun insanlık onurunun korunmasının da bir mükellefiyet olarak sunulduğunu belirtir.
Yetîm (الْيَتِيمَ)
İbn Fâris, y-t-m kökünün "tek kalmak, yalnız kalmak ve bir şeyin kesilmesi" manasına geldiğini belirtir. Ona göre bir çocuğun babasız kalarak desteğinin kesilmesi bu kelimeyle ifade edilir. Ayrıca "dürr-i yetîm" (tek ve eşsiz inci) tabirindeki gibi, benzeri olmayan tekil varlıklar için de bu kökün kullanıldığını ifade ederek kelimenin "tekil ve savunmasız" özüne dikkat çeker. Râgıb el-İsfahânî, yetim kavramının insanlarda babanın ölümü, hayvanlarda ise annenin ölümü için kullanıldığını söyler. İsfahânî'ye göre yetim, hamisiz ve sığınaksız kalan zayıf varlığı temsil eder ve toplumsal merhametin test edildiği odak noktasıdır. Arthur Jeffery, kelimenin Proto-Semitik bir kökeni olduğunu, İbranice yâtōm ve Süryanice yatmâ kelimeleriyle tam bir ses ve anlam uyumu içinde olduğunu belirtir. Jeffery'ye göre bu kelime, kadim Yakın Doğu dillerinde sosyal korunmaya muhtaç "babasız çocuk" kategorisini niteleyen teknik bir terimdir. Toshihiko Izutsu, yetimin Mekke toplumundaki statüsünü analiz ederken, kabile korumasından mahrum kalmış bu bireylerlerin, Kur'an'ın sosyal adalet çağrısının merkezinde yer aldığını vurgular. Izutsu'ya göre yetim, "mazlum ve savunmasız" insan tipinin semantik karşılığıdır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yetim kelimesinin ayette marife (belirlilik takısı ile) gelmesinin, muhatapların kendi içlerindeki ve çevrelerindeki yetimleri çok iyi bildiklerini ve onlara karşı olan sorumluluklarının teorik değil somut olduğunu gösterdiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, yetimin sadece maddi bir yoksulluğu değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir dışlanmışlığı ifade ettiğini, Kur'an'ın bu kelimeyle toplumsal bir vicdan inşa etmeyi amaçladığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla