قَالَ بَلْ فَعَلَهُۗ كَب۪يرُهُمْ هٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ اِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Enbiyâ Sûresi, 63. Ayet
Daralt
X
-
62. “İbrahim getirilince, ‘Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın?' diye sordular.”
63. “İbrahim, ‘Hayır’ dedi, ‘Bu işi şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa onlara sorun!'”
Bu beyana dair farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazıları şöyle demiştir; İbrahim’in bu sözü, kendi kanaati itibariyle aslında yalan olmasa da onlara karşı zekice bir tuzak kurma isteği açısından zâhiren yalandır. Onun “ben rahatsızım” demesi de böyledir. Çünkü hasta değil, sağlıklı idi. Bir diğer örnek de “bu benim Rabb’im” demesidir. Hz. İbrahim’in bu tür ifadeleri hakkında şu yorumu yapmıştır: Hz. İbrahim aslında yalan söylemek istememiş olsa da bunlar zâhiri itibariyle yalandır. Bazıları da şöyle demiştir; Hz. İbrahim kendini onların görüşlerine zâhirde katılıyormuş gibi göstermek için böyle söylemiştir. Bundan amacı da delilleri daha iyi dinlemeleri ve kanıtları daha iyi benimsemeleridir. Bu durumda âyetin tevili, en doğrusunu Allah bilir ya, herhalde bunu onlara şu büyükleri yapmıştır, ya da bunu onlara şu en büyükleri yapmıştır şeklinde olur. Bazıları ise âyetin tevili sözü edilen açıklama [doğrultusunda] olmayıp, Hz. İbrahim’in ifadeleri zâhirî itibariyle yalan da değildir demişlerdir. Bu anlayışa göre İbrahim’in (a.s.) sözü şarta bağlıdır. Çünkü o, bu işi şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa onlara sorun demiştir. Bunun mânası şöyledir; Bunu büyükleri yapmıştır eğer konuşabiliyorlarsa. Hz. İbrahim büyük putun fıiHni konuşma şartına bağlamıştır. Eğer konuşamıyorlarsa yapmamıştır demiş olur ki yalan söylemiş olmaz. “Ben rahatsızım” sözü de ben hastalanacağım anlamındadır. (Çünkü) her canlı bir gün hastalanır. “Rabb’im budur” cümlesi de “Bu benim Rabbim midir?”, yani Rabb’im değildir anlamındadır. Bu durumda yalan söylemiş olmaz. Söz konusu ifadeler hakkında buna benzer şeyler söylemişlerdir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
kâle (قَالَ)
kaf-vav-lam (ق و ل) kökünden türeyen mazi (geçmiş zaman), üçüncü tekil şahıs bir fiildir; "dedi, cevap verdi" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "içteki bir düşünceyi veya inancı dille, sesli harflerle dışa vurmak ve beyan etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" eyleminin sadece fizyolojik bir ses çıkarmak olmadığını, arkasında mantıksal bir kurgu veya sarsıcı bir iddia barındıran bilinçli bir söylem/argüman üretmek olduğunu ifade eder.
Bu fiilin ayetteki polemik bağlamını analiz eden Prof. Dr. Mustafa Öztürk, İbrahim'in bu cevabının (kâle) bir suçlunun korkakça savunması değil; aksine, muhataplarını kendi mantıksal tutarsızlıklarıyla boğacak olan muazzam bir "ironi" ve "nükte" başlangıcı olduğuna dikkat çeker. İbrahim, savunma yapmak yerine saldırıya geçerek teolojik bir tuzak kurar.
bel (بَلْ)
Arapçada kendisinden önceki soruyu veya ithamı kesin bir dille iptal edip (idrâb), cümleyi asıl ve sarsıcı hakikate bağlayan geçiş edatıdır; "Bilakis, aksine, hayır öyle değil" anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu edatın dildeki temel işlevinin "muhatabın zihnindeki yanlış kurguyu kesip atmak ve asıl teşhisi koymak" olduğunu belirtir.
Bu edatın retorik işlevini inceleyen Râgıb el-İsfahânî, İbrahim'in bu edatla muazzam bir yönlendirme yaptığını aktarır. Müşrikler "Sen mi yaptın?" (e ente fe'alte) diye sorarken, İbrahim "bel" (bilakis) diyerek bu tek boyutlu soruyu reddeder ve suçu/eylemi başka bir özneye (sağlam kalan puta) yıkarak tartışmayı ontolojik bir boyuta taşır.
fe'alehu (فَعَلَهُ)
fe-ayn-lam (ف ع ل) kökünden türeyen mazi (geçmiş zaman), üçüncü tekil şahıs bir fiil ve "-hu" (onu) nesne zamirinden oluşur. "Onu yaptı, o gerçekleştirdi" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "bir etki yaratmak, bir durumu değiştirmek ve fiziksel bir müdahalede bulunmak" olduğunu belirtir.
Bu fiilin ayetteki ironik kullanımını analiz eden Toshihiko Izutsu, İbrahim'in eylemi (kırma işini) üçüncü şahsa (puta) yüklemesinin muazzam bir "mantıksal reductio ad absurdum" (saçmaya indirgeme) yöntemi olduğunu vurgular. İbrahim, "Ben yapmadım, o yaptı" diyerek müşriklerin önüne, kabul etseler imkansız, reddetseler kendi inançlarını yıkacak olan dehşetli bir paradoks bırakır.
kebîruhum (كَبِيرُهُمْ)
kef-be-ra (ك ب ر) kökünden türeyen "kebîr" (büyük) ismi ve "-hum" (onların) muttasıl zamirinin birleşimidir; "onların şu büyük olanı, en irisi" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "hacim, yaş, statü veya itibar olarak üstünlük, küçüklüğün (sığar) tam zıttı" olduğunu belirtir.
Bu tamlamanın teolojik ironisini değerlendiren Dücane Cündioğlu, "kebîruhum" (onların büyüğü) ifadesindeki aidiyete dikkat çeker. İbrahim, o puta "Allah" veya "ilah" demez; sadece müşriklerin zihninde büyük olan o "nesneye" işaret eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, İbrahim'in omuzunda balta bıraktığı "büyük putu" işaret ederek yaptığı bu atfın, politeizmin hiyerarşik acziyetini alaycı bir dille (ironi) deşifre ettiğini belirtir.
hâzâ (هَٰذَا)
Yakında ve göz önünde bulunan eril nesneleri işaret etmek için kullanılan ism-i işaret (işaret zamiri) edatıdır; "işte bu" anlamına gelir. Râgıb el-İsfahânî, bu edatın konuşanın hemen yanı başındaki somut bir varlığa (sağlam kalan büyük puta) parmakla gösterircesine dikkat çekmek için kullanıldığını belirtir.
fes'elûhum (فَسْأَلُوهُمْ)
Bağlaç olan "fe", sin-elif-lam (س أ ل) kökünden türeyen emir (buyruk), cemi müzekker (eril çoğul) bir fiil ve "-hum" (onlara/onları) zamirinin birleşimidir. "O halde onlara sorun, (gerçeği) onlardan isteyin" anlamına gelir. İbn Fâris, "suâl" kökünün temel etimolojik anlamının "bir bilgiyi veya bir şeyi talep etmek, aramak ve istemek" olduğunu belirtir.
Bu emrin ayetteki sarsıcı etkisini analiz eden Angelika Neuwirth, İbrahim'in müşriklere "O halde ilahlarınıza sorun!" diyerek muazzam bir "sessizlik testi" uyguladığına dikkat çeker. Neuwirth'e göre bu emir, müşrikleri tapındıkları nesnelerin dilsizliğiyle, cansızlığıyla ve ontolojik hiçliğiyle kamusal bir alanda (a'yuni'n-nâs) yüz yüze bırakan öldürücü bir darbedir. Soru sormak aklın eylemidir; cevap beklemek ise muhatabın şuur sahibi olmasını gerektirir. İbrahim onları, şuur sahibi olmayan nesnelere şuur atfettikleri o büyük yalanla (şirk) yüzleştirir.
in kânû (إِن كَانُوا)
Şart edatı "in" (eğer) ve kef-vav-nun (ك و ن) kökünden türeyen mazi nakıs fiilin birleşimidir; "eğer onlar ... iseler" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik karşılığının "bir şeyin varlık sahasına çıkması, mevcut olması" olduğunu belirtir. Bu yapı, imkansız bir durumun gerçekleşme ihtimalini sorgulayan hipotetik (varsayımsal) bir şart cümlesi kurar.
yentıkûn (يَنطِقُونَ)
nun-tı-kaf (ن ط ق) kökünden türeyen muzari (şimdiki/geniş zaman), cemi müzekker (eril çoğul) bir fiildir. "Konuşurlar, nutuk irat ederler, meramlarını ifade ederler" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "sesi harfler ve kelimeler halinde, anlamlı ve düzenli bir şekilde dışa vurmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nutk" kavramının sadece ses çıkarmak (savg) olmadığını, arkasında bir "akıl" (mantık) barındıran anlamlı konuşma eylemi olduğunu vurgular. (İnsan için "hayvân-ı nâtık" denilmesi de bu akıl-konuşma bütünlüğündendir).
Bu fiilin ayetin sonundaki teolojik ve felsefi ağırlığını analiz eden Toshihiko Izutsu, İbrahim'in "eğer konuşabiliyorlarsa" (yentıkûn) şartıyla müşriklerin inanç sisteminin kalbine indirdiği darbeyi açıklar. Izutsu'ya göre, bir varlığın "ilah" olabilmesi için mutlak bir şuur ve "kelâm" (konuşma) vasfına sahip olması gerekir. Konuşamayan (nutku olmayan), kendisine yöneltilen soruya cevap veremeyen bir varlığın ilah olması ontolojik olarak imkansızdır. Diyanet İslam Ansiklopedisi, İbrahim'in bu kelimeyle müşrikleri iki seçenekli bir hezimete mahkum ettiğini belirtir: Eğer "ilahlarımız konuşamaz" derlerse, konuşamayan (aklı/iradesi olmayan) taşa tapmanın aptallığını kabul etmiş olacaklardır. Eğer "konuşurlar" derlerse, o zaman neden konuşup faili söylemediklerini açıklayamayacaklardır. Bu kelime, putperestliği "sessizliğin mahkumiyetine" gömen muazzam bir mantık mühürüdür.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla