Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 166. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 166. Ayet

    اِذْ تَبَرَّاَ الَّذ۪ينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا وَرَاَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْاَسْبَابُ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İż teberrae-lleżîne-ttubi’û mine-lleżîne-ttebe’û veraevu-l’ażâbe vetekatta’at bihimu-l-esbâb(u)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      O zaman kendilerine uyulup peşlerinden gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşacak, hepsi azabı görecek ve aralarındaki bağlar kopacaktır.

      O zaman kendilerine uyulup peşlerinden gidilenler, yani önderler, uyanlardan, yani onlara tabi olanlardan ve ayak takımından hızla uzaklaşacak. Her biri diğerinden, yani idare edenler idare edilenlerden, idare edilenler de idare edenlerden uzaklaşacak. Tıpkı ayet-i kerimelerde görüldüğü üzere: "Sonrakiler öncekiler için, 'Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar!' diyecekler. Öncekiler de sonrakilere şöyle diyecekler: 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yok'"; Bir de beyanı: "Büyüklük taslayanlar zayıf sayılanlara diyecekler... Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara diyecekler..."; ve mealindeki beyanı: "Nihayet kıyamet günü gelip çattığında birbirinizi tanımazlıktan geleceksiniz".

      Denildi ki kendilerine uyulup peşlerinden gidilenler, yani şeytanlar, uyanlardan, yani insanlardan hızla uzaklaşacak. Yine denildi ki Allah kıyamet gününde onların her birine, ne putlarının ne kendilerini saptırıp Allah'a ortak bildikleri şeylerin ne de ileri gelenlerinin kesinlikle fayda vermeyeceğini gösterecektir. Çünkü cehennemle karşı karşıya geldiklerinde putlarla aralarındaki irtibat kesilecektir.

      Ve aralarındaki bağlar kopacaktır. Denildi ki bağlardan maksat aralarındaki hısımlık ve akrabalık ilişkileridir. Nitekim, "Akrabalık bağları kalmamıştır" ve, "işte o gün kişi kardeşinden kaçar" ayet-i kerimelerinde bu hususa işaret edilmiştir. Yine denildi ki maksat, dünyada aralarında yaptıkları anlaşmalar ve yeminlerdir. Aynı şekilde denildi ki bağların kopup parçalanmasının manası şudur: Dünyada aralarında kurdukları irtibat ve dostluk onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır, çünkü dünyada iken onlar birbirine yarar sağlama amacıyla irtibat ve dostluk kuruyorlardı; ayet-i kerimede belirtildiği gibi: "O gün, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar bile birbirlerine düşman kesilirler."

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Teberra'e (تَبَرَّأَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin "b-r-e" kökünden geldiğini ve temel anlamının bir şeyden bütünüyle uzaklaşmak, bağını kesmek, kusur ve ayıptan arınmak olduğunu belirtir. Ayette, dünyada peşinden gidilen liderlerin, kendilerine uyanlarla olan tüm manevi ve hukuki bağlarını dehşet içinde reddetmelerini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, teberra eylemini "hoşlanılmayan bir şeyden ilişkisini keserek uzak durmak" olarak tanımlar. Ahiretteki bu kopuşun, dünyadaki sahte sadakat ve bağlılıkların ne kadar temelsiz olduğunun en somut kanıtı olduğunu detaylandırır. Toshihiko Izutsu, bu kavramı Kur'an'ın toplumsal ve teolojik sisteminde "velayet" (dostluk/bağlılık) kavramının zıddı olarak analiz eder; sahte tanrıların veya liderlerin, zor an geldiğinde kendilerine ümit bağlayanları varoluşsal bir yalnızlığa terk etmesi eylemi olduğunu vurgular.

        İttubi'û (اتُّبِعُوا)

        İbn Fâris, "t-b-a" kökünün temel anlamının bir şeyin ardına düşmek, onu izlemek ve peşini bırakmamak olduğunu belirtir. Ayette bu fiilin edilgen (meçhul) yapıda kullanılması, odak noktasını "izlenenlere", yani dünyada kendilerine tabi olunan otorite figürlerine, liderlere ve sahte ilahlara çeker. Râgıb el-İsfahânî, tabi olunmayı birinin izini sürmek ve onun emirlerine boyun eğmek olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, bu liderlerin dünyadaki nüfuzlarının ahirette birer yük ve kaçış vesilesine dönüştüğünü ifade eder.

        İttebe'û (اتَّبَعُوا)

        İbn Fâris, yine "t-b-a" kökünden gelen bu formun, bir şeyi kendi iradesiyle ve isteyerek takip etmek anlamına geldiğini belirtir. Bu kelime, dünyada körü körüne veya bilinçli olarak o liderlerin peşinden giden, onların değerlerini ve yollarını benimseyen kitleleri (tabi olanları) nitelemektedir. Râgıb el-İsfahânî, peşinden gitme eyleminin hem fiziksel bir izleyişi hem de zihinsel bir boyun eğmeyi kapsadığını; ayetteki bu kullanımın, sorumluluğun sadece liderlerde değil, aynı zamanda onları takip etmeyi seçen kitlelerde de olduğunu vurguladığını detaylandırır.

        Raevû (رَأَوُا)

        İbn Fâris, "r-e-y" kökünün gözle görmek veya kalple/akılla kesin bir şekilde idrak etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, dünyada hayal ve vehim içinde yaşayanların, ahiretin kaçınılmaz ve sert gerçeği olan azapla yüz yüze geldikleri o mutlak şahitlik anını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, buradaki görme eyleminin artık bir tartışmaya veya inkara yer bırak

        Yorum

        İşleniyor...
        X