Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bürûc Sûresi, 21. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bürûc Sûresi, 21. Ayet

    بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Bel huve kur-ânun mecîd(un)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Şüphesiz o (asılsız saydıkları kitap) şanı yüce bir Kur'ân'dır;"

      Allah azze ve celle, Kur'ân'ı Mecîd, Kerîm ve Hakîm³⁰ diye isimlendirdi. Bunlar, müşahede âleminde kendisinden fiil sâdır olanın nitelendiği vasıflardır. Kur'ân'ın bir fiili yok ki bu kabilden bir nitelemeyi hak etsin. Böyle vasıflanması birtakım izahlara açıktır: Birincisi Kur'ân'a tâbi olan ve gereği ile amel eden kimse mecîd, hakîm ve kerîm olur. “Ve’n-nehâri mubsıran” (وَالنَّهَارِ مُبْصِرًا) âyetinde gündüzün görücü olarak nitelendirilmesi gibi. Aslında gündüzde bulunan görücüdür. Yahut Kur'ân'ın mecîd oluşu, kerîm, yani Allah Teâlâ katında çok değerli anlamındadır. Allah Teâlâ onu, kadri pek yüce olduğu için Kerîm, Mecîd ve Hakîm olarak isimlendirdi. Yahut bu isimlendirme kerîm, mecîd ve hakîm olanlarda bulunan özelliğin Kur'ân'da bulunmasından ötürüdür.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kuran (قرآن)

        İbn Fâris, k-r-e kökünün temel anlamının toplamak ve bir araya getirmek olduğunu, bu kitabın da içerisinde ilahi hükümleri ve kıssaları barındırması sebebiyle bu ismi aldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin okumak ve tilavet etmek anlamındaki kıraat mastarıyla ilişkili olduğunu, vahyedilen bu kelamın okunup ders çıkarılması gereken bir kitap olması yönüyle bu ismin verildiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin kökeninin Süryanicedeki keryana (kilise ayinlerinde okunan ders metni) kelimesine dayandığını, Arapçanın bu terimi bünyesine katarak ona İslam vahyinin özel adı olma hüviyetini kazandırdığını analiz eder. Theodor Nöldeke, Kuran isminin Süryanice kökenli olduğunu ve o dönemin dini terminolojisinde "okunacak kutsal metin" anlamında kullanılan bir kavramın Arapçalaşmış formu olduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kuran'ın anlamsal dünyasında "sözlü hitap" aşamasından "yazılı ve sabit kitap" aşamasına geçişi temsil eden temel bir kavram olduğunu ve bu ayette onun mutlak otoritesinin tescillendiğini vurgular. Angelika Neuwirth, kelimeyi geç antik çağın litürjik bağlamı içerisinde değerlendirerek, Kuran'ın kendisini sürekli okunan, canlı bir "tilavet metni" olarak sunduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sözlük anlamındaki "toplamak" ve "okumak" vasıflarının, Kuran'ın bütün semavi mesajların özünü kendisinde cemeden ve her an okunan bir hitap olması gerçeğiyle örtüştüğünü ifade eder.

        Mecid (مجيد)

        İbn Fâris, m-c-d kökünün bolluk, genişlik, şeref ve mutlak üstünlük anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Kuran'ın bu sıfatla nitelenmesinin, onun barındırdığı ilahi bilgilerin ve hükümlerin ne kadar geniş, yüce ve onurlu olduğunu göstermek amacı taşıdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, mecid sıfatının Kuran'ın ontolojik değerine vurgu yaptığını, onun herhangi bir beşeri sözden çok daha üstün, sarsılmaz ve aşkın bir şerefe sahip olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kur'an'ın bu bağlamda Mecid olarak anılmasının, müşriklerin yalanlamalarına ve onu küçümseme çabalarına karşı, metnin ilahi katındaki onurunu ve dokunulmazlığını ilan eden bir meydan okuma olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, metafizik açıdan bu kelimenin, Kuran'ın ilahi ilimdeki (Levh-i Mahfuz) aslı ile yeryüzündeki lafzi tezahürü arasındaki sarsılmaz bağın ve onun yaratılmamış yüceliğinin bir yansıması olduğunu aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X