Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bürûc Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bürûc Sûresi, 16. Ayet

    فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fa’’âlun limâ yurîd(u)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Dilediğini yapan yalnız O'dur"

      Kulların Fiilleri ve İlâhî İrade

      Dilediğini yapan... Yani olmasını dilediği her şeyi oldurandır. Bu beyanda kulların fiillerinin yaratılmasını ispat etmenin gerekliliği ve herkesin yapacağını bildiği fiilleri dilemesi vardır. Çünkü Allah Teâlâ burada dilediğini yapmakla kendini övmektedir. Eğer kullara ait fiillerin oluşmasında Allah’ın bir dahli olmasaydı, yani kul kendi fiilinin halikı olsaydı o takdirde bu övgünün Allah Teâlâ'ya has olmasının bir anlamı olmazdı. Aksine fiili işleyen herkes aynı şekilde övgüyü hak ederdi. Böylece ortaya çıktı ki eşyanın hakikatinin oluşmasında mutlaka Allah Teâlâ’nın etkisi bulunmaktadır. İkincisi: Bir başkasının hükümranlık alanında ve saltanatında onun dilemesi ve iradesi olmaksızın bir şey ihdas etmek zayıflık ve tahakküm altına alınma alâmetidir. Özelliği böyle olan birinin Rab olması ise caiz olmaz. O yüzden Allah Teâlâ’nın bu şekilde nitelenmesi gereklidir. Diğer taraftan dilediğini yapan sözüyle kıyâmeti kastetmesi de mümkündür. Yorumu şöyledir: Allah Teâlâ bu âlemi akıbet, yani âhiret için yaratmıştır. İhtiyar ve irade sahibi olan her failin durumu da böyle olur ve yaptığı her şeyin akıbetini kasteder. Sadece ne yaptığını bilmeyen kimse farklı davranabilir.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Fa'âl (فعّال)

        İbn Fâris, f-a-l kökünün temel anlamının bir şeyi ortaya koymak, yapmak ve eylemde bulunmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "fa''âl" kalıbının mübalağa ifade ettiğini, bu kelimenin Allah'ın bir işi yapmayı dilediğinde onu hiçbir engel olmaksızın, mükemmel ve sürekli bir şekilde gerçekleştirdiğini ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik dilinde bu sıfatın Allah'ın mutlak fail olma niteliğini temsil ettiğini, yaratma ve yönetme eyleminin kesintisiz bir dinamizm içerdiğini analiz eder. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin yapısı gereği çokluk ve süreklilik bildirdiğini, Allah'ın her an yaratma ve müdahale halinde olduğunu gösteren beliğ bir sıfat olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Allah'ın iradesinin önünde hiçbir gücün duramayacağını ve O'nun dilediği her şeyi hayata geçirme kudretini nitelediğini, özellikle önceki ayetlerde zikredilen zalimlerin akıbeti bağlamında ilahi iradenin kesin sonuç alıcılığını vurguladığını ifade eder.

        Yürîd (يريد)

        İbn Fâris, r-v-d kökünün temel olarak bir şeyi aramak, istemek ve bir amaç doğrultusunda gidip gelmek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, irade kavramının nefsin bir şeye meyletmesi veya bir şeyi tercih etmesi olduğunu, Allah için kullanıldığında ise O'nun hikmetine uygun olarak bir şeyi varetmeye karar vermesi ve onu gerçekleştirmesi anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki irade kavramının beşeri arzulardan tamamen farklı, mutlak ve aşkın bir seçim gücü olduğunu, "yürîd" fiilinin geniş zaman kalıbıyla ilahi iradenin her an aktif ve geçerli olduğunu gösterdiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kök anlamındaki arama ve isteme unsurunun Allah söz konusu olduğunda mutlak bir kararlılığa dönüştüğünü, O'nun dilediği her şeyin gerçekleşmesinin bir zorunluluk olduğunu ve bu iradenin evrensel yasalardan tarihsel olaylara kadar her şeyi kuşattığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, metafizik boyutta ilahi iradenin, varlığın imkan sahasından vucûd sahasına çıkışındaki temel belirleyici güç olduğunu ve bu ayette Allah'ın özgür seçiminin sınır tanımazlığının ilan edildiğini aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X