Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 35. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 35. Ayet

    وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve ummihi ve ebîh(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      34-36. "İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar."

      Kişinin o gün yakınlarından kaçması gerçek anlamda kaçış olabilir. Şöyle de olabilir: Burada kaçıştan maksat gerçek kaçış değil kaçan kişinin içinde bulunduğu ruh hali ve psikolojik durumdur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sûra üflendiğinde artık ne aralarındaki akrabalık bağları işe yarayacak ne de birbirlerine soru sorabilecekler!" Bunun açıklaması şöyledir: Akrabalar bir araya geldiği zaman normalde birbirlerini görmüş olmanın neşesini yaşarlar ve toplanmalarıyla hasretlik giderirler. Birbirlerinden ayrı düştükleri zaman da hal hatır sorarlar ve buna özen gösterirler. Oysa onlar kıyâmet gününde ayrı düşmeleri halinde hatırlarını sormak, bir araya geldiklerinde ise sevinip neşelenmek gibi bir ruh hali içinde olmazlar, sanki birbirlerini hiç tanımıyorlarmış gibi olurlar. Bu aralarında gerçekten nesep bağı olmadığından değil, fakat her birinin başına öyle bir korkunç gaile gelmiştir ki herkes kendi başının derdine düşüp en yakını da olsa onun hatırını sormayı, gördüğü zaman sevinmeyi düşünemez olmuştur. İşte bu durum sanki onlardan kaçıyormuş gibi bir görüntü verir. Gerçekte kaçma yoktur, ancak kaçan kimsenin içinde bulunduğu hâlet-i ruhiye aynısıyla bunlarda da mevcuttur, herkes yalnızca kendi başının derdine düşmüştür. Kimsenin en yakını da olsa bir başkasını göreceği yoktur. Zira Allah Teâlânın buyurduğu gibi "O gün her kişinin işi başından aşkındır". Başına gelen dehşet hali, kişiyi kendisinden de yakınlarından da kaçıştan engelleyecektir.

      Ya da gerçek kaçış anlamında olur. Şöyle ki akrabalar birbirlerinin hak ve hukukunu eksiksiz bir şekilde tam olarak yerine getiremez. Bu yüzden o günde kendilerinin sorguya çekileceğinden korkarlar. Bu endişe onları kaçışa sürükler. Ya da onlardan her biri diğerinin yükünü üstlenmekten kaçar. Tıpkı şu ilâhî beyanda buyrulduğu gibi: "Günah yükü ağır gelen kimse onun taşınması için yardım çağrısında bulunsa -çağrılan yakını bile olsa o yükten hiçbirini, başkası üzerine alamaz". Akrabalar dünyada iken yüklerin taşınması, zorlukların göğüslenmesi içinde birbirleriyle dayanışma içindeydiler. Allah bildirmiş oldu ki onlar orada birbirlerine yardımcı olamayacaklar, aksine birbirlerinden kaçacaklardır.

      Diğer yandan bunun kâfirler hakkında olması da mümkündür. Müslümanlara gelince onlar arasında akrabalık hakları orada da devam edecektir. Nasıl ki dostlar arasında dostluğun devam etmesi söz konusudur, akrabalar arasında da öyle olacaktır. Nitekim şu ilâhî beyanda bu husus ifade edilmiştir: "Allah'a itaatsizlikten sakınanlar dışında, dostlar bile o gün birbirinin düşmanıdır". Bu hem müslümanlar hem de kâfirler için söz konusu ise o takdirde "kaçma"nın bazı hallere mahsus olması da mümkündür. Kişi kendi derdine düştüğü zamanlarda başkasıyla ilgilenemez. Ama hesabı görülüp de kendisine müjde verildiği zaman o takdirde şefaat etmek için harekete geçer ve şefaatte bulunacağı kimsenin halini sorar ve ondan kaçmaz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ümmihî (وَأُمِّهِ)

        İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kelimenin kök harflerinin elif ve mim olduğunu, temel anlamının bir şeyin aslı, esası, kaynağı ve kendisine uyulan şey (merci) olduğunu belirtir; annenin çocuğun varlığındaki temel ve asli konumu sebebiyle bu ismi aldığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "ümm" kelimesinin bir şeyin başlangıç noktası, aslı ve sığınağı olduğunu; bu ayet bağlamında insanın dünyadaki en derin şefkat ve aidiyet kaynağını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında anne kavramının insanın duygusal evrenindeki en sarsılmaz ve mukaddes bağı temsil ettiğini, kıyamet sahnesinde anneden kaçışın zikredilmesinin, varoluşsal dehşetin bu en köklü bağı bile parçalayacak bir boyuta ulaştığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin babadan önce zikredilmesine edebi bir dikkat çekerek; bunun insanın en muhtaç olduğu ve en yakın hissettiği varlıktan bile kopuşunu vurguladığını, en güçlü duygusal sığınağın bile o günün korkusuyla terk edildiğini tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine değinerek; o günün şiddetinin, insanın kendisini dünyaya getiren ve her türlü fedakârlığı yapan annesini dahi unutturacak ve ondan uzaklaştıracak derecede ferdi bir hesap verme korkusu yarattığını, toplumsal ve biyolojik aidiyetlerin o gün tamamen anlamını yitirdiğini ifade ettiğini aktarır.

        Ebîhî (وَأَبِيهِ)

        İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kelimenin kök harflerinin elif ve be olduğunu, temel anlamının beslemek, yetiştirmek, bir şeye asıl ve destek olmak olduğunu belirtir; babanın aileyi ayakta tutan ve çocukları koruyup yetiştiren vasfına vurgu yapar. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "eb" kelimesinin bir şeyin oluşmasına, büyümesine, korunmasına ve ıslahına sebep olan kişi anlamına geldiğini açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında kelimenin kadim Sami dillerinin ortak mirası olduğunu, İbranice âb ve Süryanice abâ kelimeleriyle tam bir etimolojik paralellik sergilediğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın sosyal yapısında babanın koruyucu gücü ve otoriteyi temsil ettiğini; o gün babadan kaçışın, dünyadaki en güçlü sosyal sığınakların ve otoriter dayanakların bile çöktüğünü, bireyin mutlak bir yalnızlık içine itildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek; anne ve babanın bir arada zikredilmesinin, insanın dünyadaki en temel iki hayati dayanağından (doğum ve koruma) o dehşet anında nasıl feragat ettiğini ve her bir bireyin sadece kendi akıbetinin derdine düştüğünü ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X