وَالَّذ۪ي قَدَّرَ فَهَدٰىۙۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
A'lâ Sûresi, 3. Ayet
Daralt
X
-
"Ölçülü ve amaçlı yapan, yol gösteren;"
[Burada sözü edilen “takdir” bir önceki âyette belirtilen “fesevvâ” (^^), yani “tesviye” kavl-i celîlinin yorumunda belirttiğimiz hususlardır. “Fehedâ” kavl-i celîli] farklı yorumlara açıktır. Birincisi: Onu ihtiyaç içinde bıraktığı fiillere yöneltti. Buna göre kulu, geçimini nereden tedarik edeceğini, her canlının rızkını nasıl elde edeceğini ve yaşantısını nasıl sürdüreceğini onlara bildirdi. Bunun sonucunda da her canlı rızkını bildi. Yahut “hedâ” sözcüğü “hedâ bihî” takdirindedir. Yahut hidâyet dinî işler alanındadır. Bu insanlar arasında akıllarıyla temayüz eden kimselere yönelik olur. Mâna da şöyledir: “Hidâyete sevk ettiği kimselerin yoluna eriştirir”. Mûtezile bu âyeti bizim aleyhimize delil olarak kullanmış ve şöyle demiştir: Allah Teâlâ “Kaddera fehedâ” ji) buyuruyor siz ise “Kaddera feedalle” jSs) diyorsunuz. Bu ne iştir!” Ancak birazcık üzerinde durulduğu zaman aslında bu âyet onların aleyhinde delil olmaktadır. Çünkü onlar “hidâyet” (ojIjl*) kelimesine beyan etmek anlamını vermiştir. Öyle olunca Allah Teâlâ hem hidâyet yolunu hem de sapıklık yolunu beyan etmiştir. Hal böyle olunca da onlara sapıklık yolunu açıklamış olduğu için onların görüşüne göre onları saptırmış olur.
Hem “Kaddera fehedâ” kavl-i cehlinde saptırmanın olmadığınına dair bir husus da yoktur. Çünkü bir şeyin hususiyle belirtilmesi, bahsedilmemiş hususların olumsuzlanması (nefy) anlamına gelmez. Bu itibarla da sözü edilen hususa kesin bir tarzda hükmetmek gerekmez. Allah bir başka beyanında hidâyet ile ikram görmüş kullarından bahisle meâlen şöyle buyurmuştur: “Elif lâm mîm. İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir” Buradan da anlaşılmaktadır ki hidâyet hakikate iletme anlamında olup müttakîlere özgü kılınmıştır. “Kaddera” kelimesi ise mahlûkatın geçimliklerini takdir etti ve onu kazanmanın yollarını onlara gösterdi, demektir.
Yorumu Yorumla
-
Kaddere (قَدَّرَ)
Kelimenin kökü k-d-r harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, k-d-r kökünün temel anlamının bir şeyin miktarını, ölçüsünü, nihayetini ve sınırını belirlemek olduğunu ifade eder; bu fiilin varlıklara belirli bir kapasite ve sınır tayin etme eylemini yansıttığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, takdir kavramını Tanrı'nın eşyaya ilahi hikmete uygun özel bir ölçü ve oran vermesi olarak açıklar. Yaratılan şeylerin doğuştan gelen özelliklerini, sınırlarını ve varoluşsal yörüngelerini belirlemek, eşyanın varlıksal çerçevesini çizmek anlamına geldiğini detaylandırır. Toshihiko Izutsu, Kur'ani dünya görüşünde bu kelimenin varoluşsal bir ölçülendirme eylemi olduğuna dikkat çeker; İslam öncesi Arap toplumundaki kör, amaçsız ve kaotik zaman/kader (dehr) inancının yerini, her yaratığa belirli bir doğanın ve işleyiş sınırlarının atandığı bilinçli, amaçlı ve hesaplanmış bir ilahi planın aldığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ayetin bağlamında takdir etme fiilinin evreni ve canlıları programlamak anlamına geldiğine işaret eder; her varlığın ekolojik ve kozmik sistem içindeki işlevini yerine getirebilmesi için gerekli olan yapısal, fıtri ve biyolojik kodların kendilerine önceden, kusursuz bir tasarımla atanmasını ifade ettiğini kaydeder.
Hedâ (هَدَى)
Kelimenin kökü h-d-y harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, h-d-y kökünün temel anlamının yönlendirmek, yol göstermek ve bir hedefe doğru nazikçe kılavuzluk etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hidayet kavramının lütuf ve nezaketle yol göstermek olduğunu ifade ederek bu rehberliği çeşitli kategorilere ayırır; bu ayetin bağlamında kelimenin tüm yaratılmışlara verilen genel ve fıtri rehberliğe (hidayet-i tekviniyye) işaret ettiğini, varlıklara nasıl hayatta kalacaklarının, rızıklarını nasıl bulacaklarının ve bir önceki aşamada (takdir) belirlenen doğalarına uygun nasıl hareket edeceklerinin gösterilmesi anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'da genellikle ışık ve yön bulma anlamsal alanıyla bağlantılı olduğunu not eder; sıklıkla insanlar için dini ve ahlaki rehberlik anlamında kullanılsa da, buradaki kozmik bağlamda tüm yaratıklara içgüdüsel bir yönelimin aşılanmasını temsil ettiğini ve bu eylemin, ilahi ölçülendirmenin doğrudan mantıksal bir devamı niteliğinde olduğunu inceler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimeyi ontolojik bir rehberlik boyutuyla analiz eder; Yaratıcı'nın bir varlığın ölçüsünü ve potansiyelini belirledikten sonra, onu kendi haline bırakmadığını, evrenin ahengi içinde varlığını sürdürmesi ve varoluş amacına ulaşması için varlıkları içgüdüler, ilhamlar ve doğa yasaları aracılığıyla sürekli olarak yönlendirdiğini açıklar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla