قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şuarâ Sûresi, 26. Ayet
Daralt
X
-
Kâle (قَالَ)
Söylemek, konuşmak ve beyan etmek anlamlarına gelen k-v-l (ق و ل) kökünden türemiş mazi (geçmiş zaman) fiildir.
İbn Fâris, k-v-l (ق و ل) kökünün "zihindeki, kalpteki veya iradedeki bir mananın kelimelere dökülerek açıkça ifade edilmesi" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin bağlam içindeki psikolojik ve retorik işlevini tahlil eder. Bir önceki ayette Firavun, tartışmanın yönünü değiştirmek ve etrafındakileri (mele' zümresini) kışkırtmak için araya girip "Dinlemiyor musunuz?" demişti. Musa'nın bu provokasyona karşılık savunmaya geçmeden veya Firavun'un alaycı tavrına takılmadan doğrudan "kâle" (dedi) eylemiyle söze devam etmesi, tebliğin sarsılmaz vakarını gösterir. Musa, Firavun'un gürültüsüne (istimâ çağrısına) karşı "kavl"in (hakikatin sözünün) ağırlığıyla mukabele etmektedir.
Dücane Cündioğlu, konuşma eyleminin diyalektik stratejisini inceler. Firavun sözü kendi yandaşlarına yönelterek kalabalığın gücüne sığınmışken, Musa'nın sözünü kesmeden ("kâle") konuşmayı sürdürmesi, onun ilahi özgüvenini yansıtır. Otoritenin demagojisi ve kitle psikolojisi, peygamberin kendi gündemini (tevhid argümanını) adım adım inşa eden rasyonel "söz" eylemi karşısında etkisiz kalmıştır.
Rabbüküm (رَبُّكُمْ)
Sahip olmak, idare etmek, terbiye etmek ve kanun koymak anlamlarına gelen r-b-b (ر ب ب) kökünden türemiş olan "Rabb" kelimesinin, "sizin" anlamındaki ikinci çoğul şahıs zamiri (كُمْ) ile birleşmesinden oluşan isim tamlamasıdır.
İbn Fâris, r-b-b (ر ب ب) kökünün "bir şeye mutlak surette malik olmak ve onu bir halden başka bir hale geçirerek kemale erene kadar ıslah edip idare etmek" anlamlarına geldiğini aktarır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dini ve Etik Terimler eserinde bu tamlamanın politik teoloji bağlamındaki yıkıcı gücünü tahlil eder. Musa, daha önce "Göklerin ve yerin Rabbi" diyerek evrensel bir tanım yapmıştı. Firavun'un araya girip kendi adamlarına dönmesi üzerine, Musa bu kez doğrudan Firavun'un adamlarına yönelerek onlara "Rabbüküm" (Sizin Rabbiniz) der. Toshihiko Izutsu'ya göre bu kullanım, Firavun'u tamamen denklem dışı bırakarak, saraydaki seçkinlere "Sizin gerçek efendiniz ve yetiştiriciniz karşınızda duran bu tiran değil, göklerin ve yerin sahibidir" mesajını veren ontolojik bir meydan okumadır.
Patricia Crone, antik Yakın Doğu'nun devlet ve egemenlik anlayışı üzerinden kelimeyi analiz eder. Firavun'un sarayında bulunanlar için yegâne rızık verici, koruyucu ve kanun koyucu (Rabb) bizzat Mısır devletinin başındaki kraldır. Musa'nın "Sizin Rabbiniz" tanımı, Mısır bürokrasisinin ve aristokrasisinin Firavun'a duyduğu mutlak siyasi sadakati (ta'bîd) temelinden sarsan, köleci devlet ideolojisini ilga ederek onları evrensel ve özgürleştirici bir efendiliğe (ilahi rububiyete) davet eden devrimci bir kavramdır.
Ve rabbü (وَرَبُّ)
Bağlaç olan "ve" (وَ) ile terbiye etmek, malik olmak anlamlarındaki r-b-b (ر ب ب) kökünden türemiş "rabb" kelimesinin birleşimidir.
Râgıb el-İsfahânî, "rabb" kelimesinin cümlede ikinci kez tekrarlanmasının (ve rabbü...) gramatikal ve teolojik önemine dikkat çeker. Musa "Sizin ve atalarınızın Rabbi" demek yerine, "Sizin Rabbiniz VE atalarınızın Rabbi" şeklinde kelimeyi bilerek tekrar etmiştir. Bu tekrar (tekid), her bir neslin, her bir kuşağın bağımsız ve doğrudan doğruya o ilahi terbiye edicinin (Rabbin) mutlak kudreti ve gözetimi altında yaratıldığını vurgulamak içindir. Rabbin otoritesi zaman içinde zayıflamaz veya nesilden nesile devredilmez; her dönem için taze, doğrudan ve mutlaktır.
Âbâikümü (آبَائِكُمُ)
Baba, ata, ecdat, besleyen ve yetiştiren anlamlarına gelen e-b-v (ا ب و) kökünden türemiş "eb" (أَب) kelimesinin çoğulu olan "âbâ" ismine, "sizin" anlamındaki çoğul muhatap zamirinin (كُمْ) bitişmesinden oluşur.
İbn Fâris, e-b-v (ا ب و) kökünün temelinde "bir şeyin varlığa gelmesine sebep olmak, asıl olmak, beslemek ve muhafaza etmek" anlamının bulunduğunu belirtir. Çocuğu besleyip koruduğu ve varlığının biyolojik sebebi olduğu için babaya "eb" denilmiştir.
Arthur Jeffery, kelimenin Sami dilleri ailesindeki etimolojik geçmişini incelerken, bu kelimenin İbranicedeki "av" ve Süryanicedeki "abâ" kelimeleriyle tamamen ortak kökenden geldiğini, bölgedeki ataerkil toplum yapısının (patriarchal society) en temel linguistik taşı olduğunu belirtir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mısır inanç sistemindeki karşılığına odaklanır. Antik Mısır'da Firavunlar meşruiyetlerini kendi atalarından (önceki tanrı-krallardan) ve onların da güneş tanrısına (Ra) uzanan mitolojik soy ağacından alırlardı. Musa'nın "Sizin atalarınızın (âbâ) Rabbi" ifadesi, bu ilahi soy efsanesini (hanedan mitolojisini) doğrudan hedefe koyar. Musa, "Sizin o tapındığınız, kendilerinden güç devraldığınızı sandığınız atalarınız da dahil olmak üzere hepsi, yaratılmış aciz kullardı ve onların da bir Rabbi vardı" diyerek Firavun sisteminin tarihsel meşruiyetini yerle bir eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "eb" ve "âbâ" kavramlarının sosyolojik kullanımına değinirken, müşrik toplumların hakikate karşı direnmekte kullandıkları en büyük argümanın "ataların dini ve geleneği" olduğunu belirtir. Kur'an, Musa'nın dilinden "atalar" kavramını Firavun'un elinden alarak, o ataların da Allah'ın rububiyetine tabi olduklarını ilan eder ve böylece körü körüne gelenekçiliğin teolojik zeminini çürütür.
El-Evvelîn (الْأَوَّلِينَ)
İlk, başlangıç, önde olan ve zaman bakımından eski anlamlarına gelen e-v-l (ا و ل) kökünden türemiş ism-i fâil/sıfat yapısındaki kelimenin çoğul formudur.
İbn Fâris, e-v-l (ا و ل) kökünün "bir şeyin aslına, başlangıç noktasına, öncesi olmayan ilk durumuna dönmek ve öne geçmek" anlamlarına geldiğini aktarır. Zaman çizelgesinde en geride/başta duranları ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "evvel" kavramını zaman ve mekan boyutlarıyla tahlil eder. "Atalarınız" ifadesi zaten geçmişi kapsarken, bir de "el-evvelîn" (en öncekiler / ilkler) sıfatının eklenmesi, insan hafızasının ulaşamadığı, tarih kitaplarının yazmadığı en arkaik dönemlere kadar uzanan mutlak bir kapsayıcılık ifade eder. İlahi otorite, sadece bilinen Mısır tarihinin değil, tarihin henüz başlamadığı o ilk anların da (evvel) mutlak hakimidir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin felsefi ve ontolojik ağırlığını inceler. İnsan aklının ve kibrinin en çok zorlandığı boyut "zaman"dır. Firavun, içinde bulunduğu zamanın (kendi devrinin) ve mekânın mutlak hakimi olduğu zannıyla güç zehirlenmesi yaşamaktadır. Musa'nın "ilk atalarınızın (el-evvelîn) Rabbi" vurgusu, Firavun'a zamanın acımasız akışını, ondan önce yaşamış devasa kitleleri ve hepsinin silinip gittiği gerçeğini hatırlatarak onu kendi ölümlülüğüyle yüzleştirir. Zamanın ve tarihin efendisi Firavun değil, o evvelîn'i yaratan ve yok eden evrensel İrade'dir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin Firavun'un zihninde yarattığı epistemolojik kırılmaya dikkat çeker. Otoriteler "şimdiki zamanı" kontrol ederek kitleleri yönetirler. Musa ise argümanını sürekli insanın kontrol edemediği alanlara (göklerin derinliğine ve ilk ataların arkaik geçmişine) taşıyarak, Firavun'un yapay egemenlik sınırlarını parçalar. "El-evvelîn", beşeri kibrin yutulduğu, Tanrısal kudretin ise tarihin en derin köklerine kadar işlediğini gösteren ihtişamlı bir zaman tasviridir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla