لَتُبْلَوُنَّ ف۪ٓي اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُٓوا اَذًى كَث۪يراًۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Âl-i İmrân Sûresi, 186. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ali imran 186, ali imran suresi 186. ayet, takva, imtihan, sabır, kararlılık, ali imran suresi, allah, şirk, kitap, emir, buyruk, sınav
-
Andolsun ki mallarınız ve canlarınız konusunda denemeden geçirilirsiniz; şüphesiz sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan birçok üzücü şey işitirsiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız bilin ki bu size gereken davranışlardandır.
Mal ve Canla İmtihan
Andolsun ki mallarınız ve canlarınız konusunda denemeden geçirileceksiniz. Mallar ve canlar konusunda imtihandan geçirmekten maksat, muhtemelen bunlarda eksiltme ile sınanmaktır. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan ve canlardan eksiltmekle sınayacağız". Bir başka ihtimal de mal ve canlarda ibadetlerle imtihan edilmektir. Mesela, mallar konusunda zekat, sadaka ve konulan diğer haklarla imtihan edilmek; canlar konusunda da namaz, cihad, hac ve benzeri ibadetlerle imtihan edilmektir. En doğrusunu bilen Allah'tır.
Şüphesiz sizden önce kendilerine kitap verilenlerden işiteceksiniz. Yani kendilerine kitap ilmi verilenlerden ve başkalarından birçok üzücü şeyler işiteceksiniz. Senden önce yaşayan peygamber kardeşlerinin kendi milletlerinden birçok üzücü şeyler işitmiş oldukları gibi sizler de o insanlardan birçok üzücü şeyler işiteceksiniz. Nitekim aziz ve celil olan Allah başka bir ayette şöyle buyurmuştur: "Onlar seni yalanladılarsa bil ki senden önceki peygamberler de yalancılıkla suçlanmışlardı".
Nasıl ki sizden öncekiler sabretmiş ve onlara aynı şekilde karşılık vermekten sakınmışlarsa, siz de eğer onların eziyetlerine sabrederseniz ve onlara aynı şekilde karşılık vermekten sakınırsanız, bilin ki bu size gereken davranışlardandır. Bu son cümle, en hayırlı davranışlardandır, diye yorumlanmıştır. Bu bir ihtimal dahilindedir. En doğrusunu bilen Allah'tır.
Kendilerine kitap verilenlerden birçok üzücü şey işitirsiniz. Yani Üzeyir Allah'ın oğludur, Mesih Allah'ın oğludur tarzında sözler işitirsiniz. Müşriklerden de, yani Araplardan da birçok üzücü şey işitirsiniz. Savaşmak, öldürmek, hakaret etmek ve benzeri şeylere muhatap olursunuz. Eğer bunlara sabrederseniz, Peygamber'e itaat eder ve Rabba isyandan sakınırsanız, bilin ki bu size gereken davranışlardandır. Yani bu tutum, mazbut ve sağlam davranışlardandır.
Yorumu Yorumla
-
letublevunne (لَتُبْلَوُنَّ)
Kelimenin kökü b-l-v harflerinden oluşur.
İbn Fâris, b-l-v kökünün temel anlamının bir şeyi eskitmek, denemek ve test etmek olduğunu belirtir. Eski bir elbiseye "bilâ" denmesi, onun zamanın ve kullanımın etkisine maruz kalmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, "belâ" kavramını insanın gerçek mahiyetinin, sabrının ve şükrünün ortaya çıkması için bir krizle veya nimetle yüz yüze getirilmesi olarak tanımlar. Fiilin başındaki "le" (tekid lâmı) ve sonundaki şeddeli "nun" (nûn-u tekid), bu imtihanın kaçınılmaz, kesin ve şiddetli bir şekilde gerçekleşeceğini bildiren mutlak bir vurgu kalıbıdır. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kur'an'ın "insan-Allah" ilişkisindeki merkezi kavramı olarak analiz eder. İzutsu'ya göre dünya hayatı statik bir huzur yeri değil, insanın ontolojik kapasitesinin zorlandığı dinamik bir "laboratuvar" (belâ) alanıdır; bu kelime varoluşun trajik ve eğitici zorunluluğunu ilan eder.
emvâlikum (أَمْوَالِكُمْ)
Kelimenin kökü m-v-l harflerinden türemiştir.
İbn Fâris, m-v-l kökünün temelinde bir şeye sahip olmak, onu elde tutmak ve mülkiyet anlamlarının yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mâl" (çoğulu emvâl) kavramını, insanın yaşamını sürdürmek için arzuladığı ve mülkiyetine aldığı her türlü değerli eşya, para ve sermaye olarak tanımlar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki sıralamaya dikkat çeker; imtihanın önce "mallar" üzerinden zikredilmesi, insanın en hassas olduğu ve en kolay sarsıldığı alanın ekonomik güvenlik ve mülkiyet tutkusu olduğunu gösterir.
ve enfusikum (وَأَنْفُسِكُمْ)
Kelimenin kökü n-f-s harflerinden gelir.
İbn Fâris, n-f-s kökünün soluk almak, kan, bir şeyin bizzat kendisi ve özü anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nefs" kavramını insanın biyolojik canı, bedeni ve ruhsal bütünlüğü olarak açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), mal imtihanının ardından canın (nefs) gelmesini, fedakarlığın ve acının derecelendirilmesi olarak görür. Malların kaybı dışsal bir eksilme iken, nefislerdeki imtihan; hastalıklar, yaralanmalar (Uhud'daki gibi) ve bizzat ölüm tehlikesiyle sarsılan en içsel, en mahrem ve en ağır varoluşsal tecrübedir.
ve letesme'unne (وَلَتَسْمَعُنَّ)
Kelimenin kökü s-m-a harflerinden türemiştir.
İbn Fâris, s-m-a kökünün sesleri algılamak, kulak vermek ve anlamak anlamlarına geldiğini belirtir. Yine "le" ve "nun" harfleriyle pekiştirilen bu fiil, sadece bir duyma eylemini değil, muhatabın ruhunu incitecek, onu öfkelendirecek ağır sözlere maruz kalmanın kesinliğini bildirir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimeyi psikolojik bir saldırı (mobbing) bağlamında inceler. Müminler sadece fiziksel bir savaşla veya ekonomik darlıkla sınanmazlar; aynı zamanda çevrelerinden gelecek olan yoğun bir sözel taciz, hakaret ve ideolojik baskı ile de (duyarak) psikolojik bir yıpratma sürecine tabi tutulacaklardır.
ezâ (أَذًى)
Kelimenin kökü e-z-y harflerinden oluşur.
İbn Fâris, e-z-y kökünün temel anlamının hafif zarar, rahatsızlık, incinme ve hoşa gitmeyen durumlar olduğunu belirtir. Kalıcı ve büyük yıkımdan (darar) farklı olarak, ruhu tırmalayan, huzuru bozan "can sıkıcı" etkidir. Râgıb el-İsfahânî, "ezâ" kavramını hem bedene hem de ruha yönelik, insana acı veren ama onun özünü/imanını yok edemeyen geçici "rahatsızlık" olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, kelimenin ayetteki işlevini analiz eder; "kesîra" (çokça) sıfatıyla birleşen "ezâ", Medine'deki rakip grupların (Yahudiler ve müşrikler) Müslümanlara karşı uyguladığı sistemli alay, iftira ve aşağılama kampanyasını temsil eder.
ve in tasbirû (وَإِنْ تَصْبِرُوا)
Kelimenin kökü s-b-r harflerinden türemiştir.
İbn Fâris, s-b-r kökünün temel anlamının bir şeyi tutmak, hapsetmek ve kendi sınırları içinde kalmak (direnmek) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sabr" kavramını nefsin sarsıcı olaylar (belâ) karşısında dağılmadan, şikayet etmeden ve ilkelerini bozmadan dik durması, kendini kontrol altında tutması (öz denetim) olarak tanımlar. Angelika Neuwirth, bu şartın imtihanın panzehiri olarak sunulmasını analiz eder; sabır, sadece pasif bir bekleyiş değil, malların ve canların eksilmesi karşısında verilen aktif bir irade direnişidir.
ve tettekû (وَتَتَّقُوا)
Kelimenin kökü v-k-y harflerinden gelir.
İbn Fâris, v-k-y kökünün bir şeyi korumak, himaye etmek ve tehlike ile arasına sarsılmaz bir siper (kalkan) çekmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "takva" kavramını, insanın kriz anlarında ahlaki sınırlarını kaybetmemesi, öfkesine yenik düşüp haksızlık yapmaması ve kendini ilahi koruma altına alması olarak açıklar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, sabır ve takva birlikteliğini inceler; sabır insanın iç dünyasındaki direnci, takva ise dış dünyadaki eylemlerinin ahlaki sınırlarını temsil eder. Bu ikili, imtihanın başarıyla geçilmesini sağlayan çift yönlü bir zırhtır.
azmi (عَزْمِ)
Kelimenin kökü a-z-m harflerinden oluşur.
İbn Fâris, a-z-m kökünün temelinde bir şeye sıkıca sarılmak, niyetinde sarsılmaz bir kararlılık göstermek ve bükülmezlik anlamlarının yattığını belirtir. Etimolojik olarak bedenin sarsılmaz direği olan "kemik" (azm) ile aynı köktendir. Râgıb el-İsfahânî, "azm" kavramını bir işin sonucuna ulaşmak için gösterilen üstün irade gücü olarak tanımlar. Gabriel Said Reynolds, "min azmi'l-umûr" (işlerin en kararlılık gerektireni/soylusu) ifadesini analiz eder. Bu ifade, sabır ve takvanın sıradan bir dindarlık değil, ancak ruhsal olgunluğa (kemal) ulaşmış, iradesi çelikleşmiş seçkin insanların (ülü'l-azm) başarabileceği en ağır ve en şerefli varoluşsal eylem olduğunu tescilleyen nihai bir mühürdür.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğünü keşfedin.
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla