Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Âl-i İmrân Sûresi, 109. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Âl-i İmrân Sûresi, 109. Ayet

    وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Veli(A)llâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ard(i)(c) ve-ila(A)llâhi turce’u-l-umûr(u)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.


      Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bunun anlamı açıktır, çünkü göklerde ve yerde olan herkes Allah'ın erkek ve kadın kullarıdır; bu beyan yahudilerin, "Üzeyr Allah'ın oğludur", hıristiyanların da, "Mesih Allah'ın oğludur", Arapların ise, "Melekler Allah'ın kızlarıdır" şeklindeki inançlarına cevap mahiyetindedir. Biz bu hususları daha önce birden fazla yerde açıkladık.

      İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır. Yani neticede herkesin işi O'na varacaktır. O'nun zulüm yapması ise asla mümkün değildir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 5075

        #4
        ve Lillâhi (وَلِلَّهِ)

        İbn Fâris: Atıf harfi (ve), aidiyet ve tahsis bildiren "lam" harf-i ceri ile uluhiyet isminin birleşimidir. Mülkiyetin, hakimliğin ve yegane söz hakkının mutlak manada kime ait olduğunu gösterir.

        El-Cevâlîkî: Lafzullah'ın (Allah isminin) kökeni hakkındaki tartışmaları aktararak, bu ismin hiçbir dilden ödünç alınmamış ve türetilmemiş (camid) bir kelime olarak doğrudan mutlak yaratıcıya işaret eden yegane has isim olduğunu belirten görüşleri detaylandırır.

        Mâ Fîs Semâvâti (مَا فِي السَّمَاوَاتِ)

        İbn Fâris: İsm-i mevsul (mâ), zarfiyet edatı (fî) ve sin-mim-vav (s-m-v) kökünden gelen çoğul ismin birleşimidir. Kökün asıl ve fiziksel anlamının "yüksekte olmak, yücelmek, bir şeyin üstünde bulunmak" olduğunu belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: Semâvât (gökler) kelimesini astronomik bir tavanın ötesinde; ilahi iradenin, melekut aleminin ve fizik ötesi (metafizik) hiyerarşinin bulunduğu o "aşkın ve erişilmez nizam" olarak tahlil eder.

        ve Mâ Fîl Ardi (وَمَا فِي الْأَرْضِ)

        İbn Fâris: Hemze-ra-dad (e-r-d) köküdür. Asıl manasının "alçakta olan, ayak basılan zemin, döşek ve yeryüzü" olduğunu belirtir.

        Toshihiko Izutsu: "Göklerdeki ve yerdeki her şey" (mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı) tamlamasını Kuran'ın kozmolojik ontolojisi ekseninde inceler. Bu ikilemin sıradan bir mekânsal liste olmadığını; evrendeki görünen/görünmeyen, yüce/alçak bütün katmanları kapsayan devasa bir meronimi (bütünün zıtlıklarla ifadesi) olduğunu belirtir.

        ve İlâllâhi (وَإِلَى اللَّهِ)

        İbn Fâris: Yönelme, istikamet ve nihai hedef bildiren "ilâ" harf-i ceri ile Lafzullah'ın birleşimidir. Her şeyin akışının mutlak merkeze doğru olduğunu ihtar eder.

        Turce'u (تُرْجَعُ)

        İbn Fâris: Ra-cim-ayn (r-c-a) kökünden geldiğini, asıl manasının "bir şeyin gittiği yerden, başladığı noktaya veya asıl sahibine geri dönmesi" olduğunu belirtir. Edilgen (meçhul) müzari kalıptadır (döndürülür).

        Râgıb el-İsfahânî: Rucû (dönüş) eylemini, varlığın "kaynağına iadesi" olarak tahlil eder. Bu dönüşün sadece mekanik bir yer değiştirme olmadığını; her şeyin hakikatinin, hesabının ve nihai hükmünün o mutlak kaynağa (Allah'a) arz edilmesi olduğunu detaylandırır.

        el-Umûru (الْأُمُورُ)

        İbn Fâris: Elif-mim-ra (e-m-r) kökünden gelen "emr" kelimesinin çoğuludur. Kökün asıl manasının "bir şeyin yapılmasını kesin bir dille istemek/buyurmak" olduğunu, ancak zamanla "iş, durum, hadise, olay ve varlıkların halleri" manasına evrildiğini belirtir.

        Toshihiko Izutsu: "Bütün işler" (el-Umûr) kavramını, evrensel bir "dosyalanma" süreci olarak inceler. Dünyadaki en küçük bireysel eylemden en büyük toplumsal devrimlere, fiziksel yasalarından metafiziksel kararlara kadar her türlü "hadisenin" (emr); birer "dönüş" (rucû) nesnesi olarak Allah'ın adalet ve takdir huzuruna çıkarılacağını semantik sınırlarıyla analiz eder. Ayet, mülkün (semâvât ve ard) O'na ait olduğunu söyleyerek başlar ve o mülkteki bütün trafiğin (umûr) yine O'na dönmesiyle son bulur.

        Yorum

        İşleniyor...
        X